Mısır Yenilgisi Napolyon, sen lavantalı yağları kekik sandın Josephine travmasını emsalinde sakladın üstüne haksızlıklarla temel attın bencilliğinle Mısır'dan kaçtın. Napolyon, ruhunu Marengo'ya sattın üç kuruşa hiç düşmez sandın o aşka yanlışa denizin kabuklarını benzettin nakışa ilmek ilmek dokudun kendini bir…devamıMısır Yenilgisi
Napolyon,
sen lavantalı yağları kekik sandın
Josephine travmasını emsalinde sakladın
üstüne haksızlıklarla temel attın
bencilliğinle Mısır'dan kaçtın.
Napolyon,
ruhunu Marengo'ya sattın üç kuruşa
hiç düşmez sandın o aşka yanlışa
denizin kabuklarını benzettin nakışa
ilmek ilmek dokudun kendini bir çift bakışa
Napolyon,
evcildi sadece o tavşan neden korktun
şaşkındı sadece ama sen delice koştun
oysa şapkana sığardı sonsuz olurdu coşkun
sen şapkana Josephine'i koydun, hayattan koptun
Napolyon,
kekiklerin birkaç rüzgarla savruldu
kekiklerin kesik kesik soyuldu
kekiklerin kendi kanında boğuldu
kekiklerin sana çok mu yük oldu
Napolyon,
çok derindesin inemem ben altı kat
üstümde develer gezginler var kat kat
söyle gezegenindeki tabutun kaç kat
tabutuna biraz gül, biraz da kekik kat
Napolyon,
sen meğer ambargolar çizmişsin gülüşüme
kabuslarını terk etmişsin uçurumdan düşüşüme
ağlamışsın belki biraz benden vazgeçişine
kızmışsın oldukça kekikleri özleyişine
Napolyon,
anlıyorum işler güçler hallolmadı
anlıyorum Mısır toprakları sana yar olmadı
anlıyorum kekikler sana yoldaş olmadı
anlıyorum Josephine şapkana ait olmadı
Napolyon,
üzgünüm ama Prens'in koyunu kekikleri yedi
boa yılanı fili sindirdi kekikleri yedi
tilki hırçınlaştı kekikleri yedi
Küçük Prens büyüdü kekikleri yedi
Napolyon öylese söyle bana haksız mıyım
çölden çıkmak için savaşına muhtaç mıyım
sen korkup kaçarsan ben burda yem olmaz mıyım
kendimi ellerimle dar ağacına asmaz mıyım
Bir şans isteyeceksin belki Mısır'dan
kekik dileneceksin belki kızgın kumdan
ya da zindan yapacaksın kendine korkudan
tavşan evcildi, sana koşmasının sebebi saf duygudan
Napolyon inan bilmiyorum ne olacak işler güçler
İnan bilmiyorum Rosetta Taşı hangi sırları gizler
İnan bilmiyorum Prens ne zaman gezegenine döner
İnan bilmiyorum ölür mü kalır mı kekikler
Son kez Napolyon
Oku lahitleri, unutulan bilgileri
Korkusuzca aş kumları, çölleri
Aklını yitir ararken kekikleri
ıskalama bu sefer geveze keklikleri
Korkma Napolyon Mısır'dan
korkma kekikten kumdan
işler güçler hep kolpadan
biraz güneşten biraz aydan
topla kekikleri Napolyon
biraz kekik biraz kimyon
bul beni Napolyon.
Miray Nisa Bostan.
Lavanta: Napolyon’un lavanta kokusuna aşırı bağımlı olduğu, günde birden fazla kez vücuduna lavanta yağı sürdüğü bilinir. Bazı tarihçiler bu kokunun ona annesi Letizia’yı hatırlattığını söyler. Ve bir rivayet: Savaş meydanlarında bile düşman askerleri onun geçtiği yoldan lavanta kokusunu tanırlarmış.
Josephine: Josephine onu ilk başta aldatmıştı ve Napolyon bunu hiç unutamadı. Josephine çocuk yapamayınca, onunla politik nedenlerle boşanmak zorunda kaldı. Kırılmıştı, paramparça. Onun aşkı hep denetimle örülüydü. Sahip olmak, sevilmekten daha güvenli geliyordu. Ama Josephine onu hiçbir zaman istediği kadar "teslimiyetle" sevmedi. Bu da onun kaybetme korkusunu pekiştirdi. Bir daha kimseye güvenemedi.
Marengo: Napolyon’un en sevdiği atının adı Marengoydu. Ve bu at, sadece bir ulaşım aracı değil, Napolyon’un ruh hâlinin yansımasıydı. Marengo'nun tüyleri solgundu, ama göğsünde hafif bir beyazlık vardı. Sanki savaşların içinde kirlenmiş ama içindeki masumiyet hâlâ direniyormuş gibi. Ve savaşlarda hep önden giderdi, tıpkı Napolyon’un hep kendi kalbinden önce savaş alanına sürülmesi gibi.
Bazı tarihçiler Marengo’yu Napolyon’un içgüdüleri olarak yorumlar. At, bazen Napolyon’un istemediği yerlere yürürdü. “Kaderi” temsil ederdi o at. İlerleyen zamanlarda Marengo öldüğünde, Napolyon’un psikolojisi de çökmeye başlamıştı.
Deniz Kabukları: Çok bilinmez ama Napolyon’un çocukluğunda deniz kabukları koleksiyonu yaptığı ve büyüyünce bile birkaçını yanında taşıdığı söylenir. Tarihçiler buna şunu der: Napolyon, kabuklarıyla geçmişin sesini yanına almıştı ama içini dolduracak bir ruhu hiç bulamadı.
Kabuslar: Napolyon günde 4 saat uyurmuş ama neredeyse her gece kabus görürmüş. Özellikle Josephine’den ayrıldıktan sonra, sabahları sırılsıklam uyanır, uykusunda konuşurmuş. En sık tekrarlayan kabusu: “Hiç var olmamış olmak.”