🚂 "Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir... gider gelir... Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozırların özeği Sarı Özek uzar gider. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre…devamı🚂 "Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir... gider gelir...
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozırların özeği Sarı Özek uzar gider.
Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanır.
Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir... gider gelirdi..."
Sarı Özek bozkırında küçük bir istasyon olan Boranlı'dan başlayan altı kişilik cenaze alayı Ana Beyit mezarlığına doğru yola çıkar. Alayın başını heybetli devesi Karanar ile beraber Yedigey çekmektedir. Römorkun kasasındaki cenaze Sarı Özek bozkırlarının en eski hafızasını taşıyan, Yedigey'in can dostu Kazangap idir. 413 sayfalık kitapta satırlar birbiri ardına akmakta ve bizleri Yedigey'in mazisi ile başbaşa bırakmaktadır.
🌍 "Dünya kuruldu kurulalı Aral vardı, şimdi o bile kuruduğuna göre insan ömrünün lafı mı olur?"
Ana Beyit mezarlığına doğru yol arkadaşları ile ilerleyen Yedigey, tüm yol boyunca geçmişi yad eder. Ustaca sıralanmış hatırlama sahneleri ile okuyucuya olaylar aktarılır. Şahsım adına belli bir noktadan sonra Yedigey ile beraber yaşamaya başladığımı söyleyebilirim, geçmişe dönüşler o kadar iyi ki aynı anda 1956 yılını heyecanla takip ederken bir yandan da Kazangap'ın defin törenini düşünüyorsunuz, başka bir uygarlığın keşfi noktasında da geleceğe atılan bakış cabası!
Romanı okurken dönemin sosyal ortamında buldum kendimi, tarihi alt yapıyı dolaylı yoldan okuyucuya aktardığı için de - ara ara internetten yardım alarak - ana hikayeyi Sovyet tarihi çerçevesinde anlamlandırabildim. Umutlar, korkular, yağmurla gelen neşenin yanında karla gelen çile... Aral denizi kıyılarından kopup gelen ve bir şekilde kendini Sarı Özek bozkırında, trenlerin durmaya tenezzül etmediği Boranlı istasyonunda, bulan birkaç aile...
⏳️"İnsan kalbinde, başlangıç ile son, hayat ile ölüm arasındaki çelişkiyi uzlaştırıcı, yalnız ve yalnız, bilinmeyen, görülmeyen Tanrı idi. Dualar işte bunun için okunuyordu. Başka türlü Tanrı'ya sesini duyuramazsın, niçin yaratıp, niçin öldürdüğünü soramazsın ki!"
🕙"Tuhaf, dedi. İnsan sürekli yanyana olunca bazı şeyleri fark etmiyor ya da birden bire fark ediyor. Karısı artık genç değildi ama yaşlı da sayılmazdı."
Kitap boyunca hep bir "baş" tan ve "son" dan bahsedilir. Açıkça konuşulmasa da alt metinde başlangıç ve son yer alır, bence olay örgüsü tamamen "zaman" kavramı üzerine kurulmuştur: Geçmiş, bugün ve gelecek. Hatırlamak, anı yaşamak ve geleceği planlamak.
💭"Kazangap bunları hiç unutmuyor ve başkalarının da unutmasına pek şaşıyordu."
🎼"Türküler bize geçmişimizi hatırlatan belgelerdir."
🌊"Onlara denizi anlat, diye fısıldadı Abutalip."
Aytmatov "hatırlamak" üzerinde ısrarla durur. Kazangap, Kuttubayev ve Yedigey geçmişlerine, köklerine sıkıca bağlı kişilerdir. Özellikle tarihte ders çıkarılması gereken olayları unutmaz, yaşatmaya çalışırlar. 1928'de Stalin liderliğinde başlatılan kollektifleştirme hareketi sırasında kulak (toprak ağası) ların tasfiyesi yapılmıştır, bu süreçte pekçok insan iftiraya da maruz kalmıştır. Bu dönem Sincan (Doğu Türkistan) a kaçan Kazak ve Kırgızlar Çin'den çok eziyet görmüştür. Bütün bunları unutulanlara anlam vermemektedir Kazangap. Nesilde nesile aktarılan efsanelere yalnızca masal gözüyle bakmayan Kuttubayev bunları kağıda aktarmış, arkasında vasiyet olarak çocuklarına Aral'ın anlatılması telkinini bırakmıştır. Pek dindar olmamakla beraber gençlerin bir cenaze töreni yapmayı dahi bilmemesine kızan Yedigey ısrarla duaların öneminden bahseder, Ana Beyit mezarlığını atalarının yadigarı kutsal bir yer olarak görür ve Kazangap'ı o yere gömmek için ısrarcı olur.
🧠 Mankurt: Geçmişini bilmeyen (unutturulan) bir köle. ☆☆
Mankurt denen kişiler, özel bir işkence yöntemiyle delirtilmiş, hafızaları silinmiştir. Geçmişlerine ve kendilerine dair hiçbir şey bilmezler, bir kişi esir düşer de mankurt olduğu haberi ulaşırsa insan yerine konulmaz ve aramaya dahi çıkılmaz. Metaforik olarak da geçmişini yok sayan, unutan insanlar mankurt olarak nitelendirilmiş ve ancak bir köle olabilecekleri vurgulanmıştır.
🕊"Nayman Ana'nın başı sarktı, devenin boynuna sarılmak istediyse de tutunamadı, yere yuvarlandı. Ama kendinden evvel beyaz yazması düştü başından ve bu bembeyaz yazma bir kuş olup havalandı. Ana'nın ağzından çıkan son sözleri tekrar ede ede gökyüzüne uçtu gitti: Adını hatırla! Kim olduğunu hatırla! Babanın adı Dönenbay..."
🐪"Panayırda beni bekleme Begimay,
Ben uçmağa varacağım Begimay..."
Nayman Ana ve Raymalı Aga efsaneleri ayrı bölümler olarak olay örgüsü dahilinde aktarılır. Nayman Ana mankurt olan oğlunu hatırlamaya davet ederken can vermiş, Raymalı Aga ise kendinden yaşça küçük Begimay'a aşkı uğruna bir kayın ağcında uçmağa gitmiştir.
🍂"Bu mevsimde akşam üzerleri çok güzel, aydınlık ve dinlendirici olur. İnsana bir dostuyla konuşmak, dertleşmek arzusu verir."
🍁"Sonbahar öncesi, o sakin akşamüstü, derin bir iç çekiş gibi insanı rahatlatıyordu."
🥖"Sonbahar, kızarmış ekmek kabuğu gibi bir manzara."
Betimlemeler Aytmatov'un kaleminde bir filme dönüşüyor, kelimeleri sıralarken derin bir iç çekişi arzulatıyor.
🛤"Tren ayrılık getiriyordu."
⌛️"Kara kıvırcık saçlı Ermek büyüyor... ama saçları hala kesilmedi ve Ermek'in babası yok artık."
🥀"Bir insanı iftira ile lekelemek, karalamak meselesine gelince, bu, dünyanın kendisi kadar eski bir usuldür."
✒️"Müfettiş: Herkes kendi fikrini yazacak olursa nasıl başa çıkarız! Karşı devrime izin vermeyiz!"
Büyük bir haksızlık sonucu hayatları alt üst olan Kuttubayev ailesi, Zarife, imkansız duygular, yapılan fedakarlıklar...
🪷"Hem insan, Ukubala gibi bir kadını hayatta ancak bir kere bulabilir."
Kitapta kadın karakterlerin dik duruşu, kıvrak zekaları, merhametleri ön plandadır.
⚔️"Yelizarov, 1920 lerde basmaçlara karşı vuruşmak için Türkistan'a gider. 'Yapılan yanlışların, beceriksizliğin bedelini çok pahalı ödemişler'."
1917'de Bolşevik Devrimi ile Çarlık Rusyası yıkıldı. Orta Asya'daki Türk-Müslüman halklar bağımsızlıklarını ve İslami yaşamlarını korumak için silahlı direnişe geçti: Basmacı Hareketi.
=> Yelizarov, sisteme inanan ama zamanla hayal kırıklığına uğrayan Sovyet idealistlerini temsil eder.
🌬"Her değişim ömrün geçip gittiğini gösterse de, hayata anlam kazandırır ve insan yaşamak ister."
⛓️💥"Toprağın tuzunu ve terini oluşturan kişilerden biriydi, onlarla beraberdi ve onlarla acıyı da sevinci de paylaştığının bilincindeydi."
💬"Ana dilini konuşmak istemeyen ya da ana dilinde konuşmaya korkan bu küçük adam, Karanar'ın niçin süslendiğini ne bilir, ne anlardı?"
❄️"Ne zamandan beri yabancı olduk kendi toprağımıza?"
Toprağa, kültüre, tarihe, köklere bağlılık, ortak hafıza her bir kuytu köşede çıkar karşımıza.
🌟 Hatırla, yad et, anlat, başlangıç, son 🌟
🌟"Senin baban, ataların ölmedi mi? Ya da bir gün sen kendin ölmeyecek misin?"
"İnsanoğlunun bu dünyadaki kısmeti ne kadar da çok, aynı zamanda ne kadar da azmış!" 🌟
☁️ Bu kitabın ayrılmaz bir parçası olan "Cengiz Han'a Küsen Bulut" a büyük bir heyecanla geçiyorum. ➡️