🐆 Kaplan! Kaplan! İlk defa bilim kurgu türünde bir kitap okudum ve açıkçası çok beğendim. Başlarda yazım dili biraz ağır geldi; belki 1956’da yazılmış olmasından, belki de türün doğasından kaynaklıydı, bilemiyorum ama içine girmekte zorlandım. Fakat sonra bir açıldı ki…devamı🐆 Kaplan! Kaplan!
İlk defa bilim kurgu türünde bir kitap okudum ve açıkçası çok beğendim. Başlarda yazım dili biraz ağır geldi; belki 1956’da yazılmış olmasından, belki de türün doğasından kaynaklıydı, bilemiyorum ama içine girmekte zorlandım. Fakat sonra bir açıldı ki anlatamam… Sayfalar su gibi aktı, elimden bırakamadım. Bundan sonra bu türe kesinlikle daha çok şans vereceğim.
Kaplan! Kaplan!, uzayda ölüme terk edilen Gully Foyle’un intikamla başlayıp zamanla bambaşka birine dönüşme hikâyesi. Hikâyede olaylar bir anda gelişmiyor ama o dönüşüm süreci o kadar güzel işlenmiş ki, karakterin her haline şahit oluyorsun. Benim için Gully Foyle kesinlikle unutulmayacak karakterlerden biri oldu. Onun anti kahramana dönüşümünü, adım adım geçirdiği değişimi okumak hem çok heyecanlı hem de inanılmaz zevkliydi.
Foyle’un hikâyesi, sıradan bir adamdan öfkeyle beslenen birine, sonra da kendini sorgulayan, farkındalığı olan birine evriliyor. Başta sadece intikam isteyen biriyken, zamanla iç dünyasına dönmeye başlıyor. Bu değişim beni çok etkiledi.
En dikkat çekici şeylerden biri de Foyle’un yüzüne zorla işlenen kaplan dövmesiydi. İlk başta bir utanç izi gibi duran bu dövme, zamanla onun gücünü simgeleyen bir şeye dönüşüyor. Bu detay, karakterin içsel dönüşümünü çok iyi yansıtmış.
Ayrıca kitapta geçen “jauntlamak” fiili, yani zihin gücüyle ışınlanmak, beni çok etkiledi. Sadece böyle bir teknoloji anlatılmakla kalmamış, bu durumun insan hayatını nasıl etkilediği de gösterilmiş. Hırsızlık, izinsiz girişler gibi şeyler jauntlamanın karanlık yüzünü ortaya koymuş. Aynı şekilde telepati de kitapta sık sık geçiyor. İlk başta çok havalı gelse de, işin etik ve toplumsal boyutu oldukça rahatsız edici yerlere varıyor.
Kitapta sınıf ayrımı, özgürlük gibi konular da var ama bunları öyle abartmadan, güzelce işlemiş. Bu yönüyle de etkileyiciydi. Özellikle ilerledikçe anlatımın görsel hale gelmesi çok hoşuma gitti. Sanki bazı sayfalar gözümün önünde canlandı. Bilimkurguya çok hâkim değilim ama bu anlatım biçimi bana hem farklı hem de etkileyici geldi.
Bir de kitabın adının William Blake’in “The Tyger” şiirinden gelmesi çok anlamlı bence. Gully Foyle’un içindeki karanlıkla, vahşilikle yüzleşmesi ve o gücü fark etmesi, şiirin o ruhuna birebir uymuş gibi.
Roman boyunca sonunda ne olacak sorusuyla kendimi sayfaların akışına bıraktım. Ve ben bu evreni çok beğendim, büyük bir keyifle okudum. Kesinlikle öneririm. 🐯