Vivarium: Bir Labirentte Kaybolan Evlilik (İsmi böyle olmalıydı) Sonda söyleyeceğini şimdi söyleyeyim. 96 dakikanızı çöp etmek istemiyorsanız izlemeyin. Bunun yerine Celal Şengör izlemek bile size daha çok şey katacaktır. Nedeni; - Bazı filmlerin mesajını almak zordur. "Bu yönetmen neyin kafasını…devamıVivarium: Bir Labirentte Kaybolan Evlilik
(İsmi böyle olmalıydı)
Sonda söyleyeceğini şimdi söyleyeyim. 96 dakikanızı çöp etmek istemiyorsanız izlemeyin. Bunun yerine Celal Şengör izlemek bile size daha çok şey katacaktır.
Nedeni;
- Bazı filmlerin mesajını almak zordur. "Bu yönetmen neyin kafasını yaşıyor?" dersin. Filmi izlerken rahatız olursun, anlamlandırmaya çalışırsın, sorgularsın. Vivarium, işte tam olarak bu türden bir film. Ancak bu filmin sunduğu yolculuk, sonu olan bir keşif değil; dairesel bir döngü, çıkışı olmayan bir labirent.
- Peki rahatsız olduğum filmi neden izlemeye devam ettim, arkadaşlarımın merakı ve ısrarcı istekleri yüzünden.
- Filmin sonlarına doğru anladım, filmin neyi eleştirdiğini ve izledikten sonra içimde oluşan ilk his şu oldu: "Hayır, bunu kimseye önermem."
Çünkü Vivarium, evliliği ve aile hayatını, içinden çıkılamaz bir tuzak gibi sunuyor. Üstelik bunu yaparken tek bir pencere açıyor: umutsuzluk.
- Baba figürü, içten içe tükenen bir adam. Hayatla bağı kopmuş, varoluşunu bir görev döngüsüne indirgemiş. Kendi deyimiyle "yapabildiği tek iş" aslında onun sonunu hazırlıyor.
Anne figürü ise çocuğa hizmet etmekten başka bir anlam bulamıyor yaşamda. Ne bir sevgi kırıntısı var bakışlarında ne de şefkat dolu bir dokunuş. Çünkü onun için çocuk; atsan atılmaz, satsan satılmaz. Yeter ki zararı en aza insin, sussun. Anne için çocuk, bir beladan başka bir şey değil.
Ve çocuk... Televizyonla büyüyen, ailesinden sevgiyi değil yük duygusunu miras alan bir varlık. Dans ettikleri o nadir mutlu sahne bile onun tarafından paramparça ediliyor. Çünkü o, sevgiden çok huzursuzlukla beslenmiş.
- Filmin alt metni net: Evlilik anlamsız, çocuk sahibi olmak bir tuzak, modern hayat ise izole bir hapishane. Ne bir dost var etraflarında ne de bir kaçış. Sistem seni seçiyor, seni bir kutuya hapsediyor ve orada yavaş yavaş çürüyorsun. Ama hayat sadece bundan mı ibaret?
- Film, insan ilişkilerine dair bir yönü seçip onunla tüm tabloyu boyamış. Ne umut var ne alternatif. Ne sevgiye yer bırakmış ne dayanışmaya. Her şey karanlık, soğuk ve kopuk.
- Ha bir de film "Mantıksal Tutarsızlıklar" ile dolu. Tek tek yazamicam.
- Hasılı: Evlilik, aile ve hayat üzerine düşündüren yapımlar önemli yapımlardır. Ancak bir yapım yalnızca karanlığı göstermekle sadece kötü bir örnek olmuş olur. En azından umudun kırıntılarına da yer vermeli, insanın doğasında var olan sevgiyi de göstermeli. Vivarium bunu yapmıyor. Tek taraflı bir bakışla, evliliği bir distopyaya dönüştürüyor. Ve bu yüzden, bu filmi kimseye önermiyorum.