Programlama nasıl çalışır? Her cihazın kendisine özel programlama biçimleri bulunur çünkü cihazların çalışma sistematikleri farklı, sistematikten kastım. Telefonlar ekrana dokunmamız vasıtayla bilgileri işlerken bilgisayarlar aracı elemanlara ihtiyaç duyar. Temel olarak her yerde transistörler bulunur çünkü bu parçaların iletken veya iletken…devamıProgramlama nasıl çalışır? Her cihazın kendisine özel programlama biçimleri bulunur çünkü cihazların çalışma sistematikleri farklı, sistematikten kastım. Telefonlar ekrana dokunmamız vasıtayla bilgileri işlerken bilgisayarlar aracı elemanlara ihtiyaç duyar. Temel olarak her yerde transistörler bulunur çünkü bu parçaların iletken veya iletken olamayacakları elektriksel uyarılarla değiştirilir. İnsanlar 0 ve 1'lerden oluşan 2'li bir sistem uydurmuşlar transistörler aracılığı ile ki bu sistemi uyduran kişinin hayatı dokuma tezgahları ile başlıyor çünkü annesi dokumacı. Aslında gelişmiş dokuma makinelerindeki bir jakar sisteminin tıpa tıp aynısıdır ki jakar sistemi yalnızca desenlendirme için delikli kağıtlarda delik olup olmamasına göre çerçeveleri ikili bir sistem ile çerçevelerin aşağı yukarı hareketlerinin kontrol edilmesidir. Transistörlerin kendisi yüksek safsızlıktaki silisyumdan yapılır. Silisyum elementi toprakta ve kumda bolca bulunur. Bu elementi safsızlaştırabilmek için karbondioksit ortaya çıkarıyorsun. Karbon emisyonlarını düşük tutabilmek içinde kumu tercih ediyorlar. Kumu safsızlaştırdıktan sonra bor ve fosfor atomları ile transistör yapısını oluşturuyorlar. Kristolografi yöntemi ile ışık ile kartları işleyerek transistörleri diziyorlar. O kadar ince işçilikle yapılıyorki transistörlerin boyutları atomlarla sayılıyor ve küçüldüğü içinde transistörleri işleme zorluklarından dolayı kartlarda arızalı transistör miktarına göre sınıflandırma yapılıyor ve isimlendirilerek piyasaya sürülüyor. Teknoloji endüstrisinde yarı metaller çokça kullanılıyor çünkü yarı metaller duruma bağlı olarak değişime uğrayabilen malzemelerdir. İnsanlar duruma bağlı olarak değişim sağlayabilen malzemeler aracılığı ile elimizdeki cihazları, printer gibi cihazları tasarladırlar. Mesela ekranlarımız, sıvı kristaldir. Sıvı kristaller, elektrik alana bağlı olacak şekilde ışığın geçiş miktarına göre kontrol edilir veya tamamen keserek farklı renkler ortaya çıkar. En yüksek pixel çözünürlüğü mesela 400'ün üstünde bu inanılmaz bir şey. Bir pixelde 3 renk bulunur. Bu 3 renk kırmızı, mavi ve yeşildir. Kısaltmasına RGB denirki bu üç rengin belli miktarlarda parlaklık ve doygunluk değişimi ile ekranda gördüğümüz bu renkler oluşur. Aslında ekranda gördüğümüz renkler gözün algılayabildiğinden daha azdır ki, bu 3 rengin seçilmesindeki ana sebep dalga boyu eğrisidir ve eğrinin altında bulunan yerler dalgaboylarının farklı oranlardaki karışımıdır. Dalga boyu eğrisini CIELAB 1931 şeklinde bulabilirsiniz. Dalga boyu eğrisi aynı bir üçgen şeklindedir ve en az kaç renk ile en fazla rengi kapsayabileceklerine göre bu üç rengi seçmişler. Mesela neden ekranda gördüğümüz renk printerdan çıkan sonuçtan farklı gözükür. Sebebi parlaklık farkı ve doygunluk farkıdır ki doğadan elde edilen boya pigmentleri RGB skalası kadar geniş bir skala sunmaz. Parlaklığını arttırmak için kaplamalı kağıtlar kullanılıyor. Kaplama ile parlaklık arttırılır ki bu daha geniş bir skala sunar. Yani rengin üstünde durduğu malzeme bile rengi etkiler ki gözlerimizin göremediği çok fazla renk olduğunu düşünebiliriz çünkü gezegenimiz bile renkleri kısıtlar ki kullandığımız ekranlar kendi ışığı ile çalışır (çevre ışığından tamamen bağımsızdır). Herkesin bildiği bir örnek vardır. Adam bu 3 rengi bir tekere takar ve hızlı çevirince beyaz olur hatta kendi içerisinde bu renkler arasındaki oranı değiştirerek farklı renklerin oluştuğunuda ortaya koymuştur ki bu ekranlardaki ile aynı mantıktır (renklerin hızlıca çevirilerek karıştırması ile aynı renkleri ince şeritler halinde dizilmesiyle yaratılan etki aynıdır). Gözlerimizdeki reseptörlerin ve beynimizin algılamasına bağlı olarak bu çeşitli renkler meydana gelir ki bu renkler farklı renklerin ışığının aynı anda üst üste bindirilmesiyle oluşur. 400 piksel çözünürlükteki bir ekran 2,54 santimetrede 1200 tane yeşil, mavi ve kırmızı ışık filtresinin oluşturulmasıyla yapılır ki bu çözünürlüğe uygun çözünürlükte transistörlerde sistemde sıvı kristalin arkasında bulunur ki kadmiyum selenid şefaf elektrot ile bölgesel olarak her rengin karşısında elektrik alan oluşturarak farklı karışımlarda renklerin elde edilmesi sağlanır. Mesela 16.7 milyon ve bilmem kaç milyar renk içeren ekran diye lanse ederler ancak olay öyle değildir. RGB skalası asla öyle büyümez ve renk oluşturabilme kapasitesi artmaz. Transistörler görüntüyü oluşturmak için renkleri daha ayrıntılı böler ve sistemde daha çok transistörü ekrandaki renkleri oluşturması için kullanır. Bu sebeple sistem daha fazla enerji harcar. Aslında 16.7 milyon renk az değil. Ve işte programlama bu transistörlerin bir arada çalışarak ekranın hem tuşlama yoluyla farklı mekanizmalar ile kontrolünü ve oluşturulan görselin gözümüze anlamlı olacak şekilde oluşturulmasını sağlar. Programlama dillerinin farklı cihazlarda farklı programlama gerektirmesindeki sebep budur çünkü elektriksel olarak ifade edilebilmesi için farklı miktarlarda voltaj gerektirirki kullanılan malzemesinden sebep bile değişir bu. Bunları kendi başıma hem başkalarını dinleyerek hemde yapay zekaya sorarak öğrendim. Ondan sonra elektronik cihazlar niye pahalı, tabiki pahalı ama neticede girdi olarak sadece toprak çıkıyor. Bunu becermek maliyet ister. Yapmak için uğraşmak gerekir ama kimse istemiyorki maliyetine katlananı yok.