"Hayatın garip tarafı şu… İnsan, en önemli anlarda ya çok genç oluyor ya da fazla yaşlı." Filmde beni en çok etkileyen şey, Benjamin’in hiçbir zaman tam olarak “doğru zamanda, doğru yerde” olamaması. Birini seviyor, ama ya o çocuk oluyor ya…devamı"Hayatın garip tarafı şu… İnsan, en önemli anlarda ya çok genç oluyor ya da fazla yaşlı."
Filmde beni en çok etkileyen şey, Benjamin’in hiçbir zaman tam olarak “doğru zamanda, doğru yerde” olamaması. Birini seviyor, ama ya o çocuk oluyor ya karşısındaki yaşlı… bir hayat boyunca birbirine dokunamayan iki insanın hikâyesi bu aslında. Ve bu durum bana çok tanıdık geliyor: hayatta bazen her şey yerli yerinde olsa bile, “zaman” denen şey hep eksik kalıyor.
Ama filmi sadece romantik bir dram olarak görmek yetersiz olur. Çünkü alt metinde şu çok net:
Hayatın değeri, ne kadar sürdüğünde değil, o sürede nereye ait hissettiğinde gizli.
Benjamin’in hikâyesi bu yüzden sıradışı değil aslında. Hepimiz zamanla bir türlü aynı adımı atamıyoruz. Hep geç kalıyoruz ya da erken varıyoruz… ve bu uyumsuzluk, insanı yaşlandırıyor zaten.
Fikrimce film, izledikten sonra kalbine şunu bırakıyor: Zamanla savaşamazsın ama onunla yürümeyi öğrenebilirsin.
Ve belki de bazı aşklar, sadece bir zaman dilimine değil, insan ruhunun tamamına ait oluyor.
İyi seyirler..