Amasya'dan İstanbul'a üniversite için annesinin eskiden çok yakın olduğu arkadaşında kalmaya gelen Zehra'nın belirsizlik içinde var olmaya çalışma çabasını konu alıyor. Diziyi sevdim. Türkiye'de inançlı kadın olmak, inançsız kadın olmak, küçük şehirden büyük şehre gelmek, kaçmak, gitmek, büyük kardeş olmak,…devamıAmasya'dan İstanbul'a üniversite için annesinin eskiden çok yakın olduğu arkadaşında kalmaya gelen Zehra'nın belirsizlik içinde var olmaya çalışma çabasını konu alıyor. Diziyi sevdim. Türkiye'de inançlı kadın olmak, inançsız kadın olmak, küçük şehirden büyük şehre gelmek, kaçmak, gitmek, büyük kardeş olmak, küçük kardeş olmak, doktor olmak, ülkede mi kalsam yoksa gitsem mi çelişkisi... Hepsine değinilmiş. 9 bölüm, 1 sezon ama başka sezonların olacağını düşünüyorum. Ayrıca Canan Ergüder'in Fransızca sahnelerine de bayıldım. Bence izlenebilir.
Seküler ve muhafazakar uç kesimlerin ortak olduğu şey değişime dair belirsizlikle dolu insanları yargılamak. Bkz. diziye islamafobi diyenler. Muhafazakar-dindar bir aileden gelmek ve bu zamanda var olmak zordur çünkü artık sekülerler muhafazakarlar bir arada ve dünyanın sahip olduğu kültür ise daha seküler kalırken nasıl bir dine bağlı olarak yaşanabilir? Başka tarz hayatlara sahip insanların da iyi olduğunu görerek inancın adaleti sorgulanmaz mı? Dine dair görüş değiştirmek eğer o dine bağlıysanız o kadar da kolay değildir. Eğer dua etmeye alışıksanız sonra o duadan vazgeçmek de bir kayıptır. Tanrı'yı kaybetmişsindir. Tanrı'yla beraber çevreni de kaybedeceksindir. Hem Tanrın yok hem insanların. Sen bile yoksun bir kimlik edinemedin. Eğer kadınsan daha fazla şey kaybedersin. Ne namusun kalmıştır ne kadınlığın. Herkesin de söyleyecek bir şeyi vardır. Değişimle yüzleşmek zordur, çoğu kişi sorgulamalardan geçer ama yarı yolda bırakır kaybetmeyi göze alamadığından. Basetmeyi kolaylaştıran bir toplum olmayinca haklıdır da bir yandan o kişi çünkü insan kabileci bir varlıktır.
Dizide "Kimliği hallet, bekliyoruz." diyen işveren hanımefendi... O işi halletmeye çalıştık. Şimdi ise karar verdim ki öğrenmekten farklı yönleri ele almaktan, gün sonunda bir şeye ulaşamamaktan zevk alıyorum. Ben belirsizliğim. Buraya görmeye geldim. Yaşamı hissetmeye ve onu uzaktan izlemeye de geldim. Ben her şey olmak istiyorum. Ben, Zehra gibiyim :)
“Savaşlarda ve savunmalarda kullanıldı benliğim.
Kendim komutan, kendim er, kendim olmuş muharebe,
Vurdum, vuruldum emri de verdim.
Oysa kabul-ü mecbur büyülü bir hediye kendime kendim.
Peki kimle niye cenge girdim?
Kendimden kopmaya, yaralamaya ve ben varım ulan demeye,
bir başkasına koşmaya mı?
Neye geldim?
Beklentiden iğneleri soktum soktum durdum gözlerime.
İmansız tapınmak neymiş bildim.
Şimdi hangi savunma beni bana geri verebilir ki?
Öfkem tükendi.
Tanrıcıklarım hepinizi affettim…
Cenge, ispata, korkuya, koşuşa değil; ışıl ışıl bir arayışla ben ancak keşfe ve şehadete geldim.”