Spoiler içeriyor
Viyana’da genç bir tıp öğrencisi olan isimsiz birinci tekil anlatıcı Schwarzach’ta bir hastanede stajını yaptığı sırada, danışman şefi cerrah Strauch’un verdiği olağandışı görevle Weng adlı kasvetli, ücra dağ köyüne gönderilir. Görevi, cerrah Strauch’un erkek kardeşi ressam Strauch’u klinik açıdan ve…devamıViyana’da genç bir tıp öğrencisi olan isimsiz birinci tekil anlatıcı Schwarzach’ta bir hastanede stajını yaptığı sırada, danışman şefi cerrah Strauch’un verdiği olağandışı görevle Weng adlı kasvetli, ücra dağ köyüne gönderilir. Görevi, cerrah Strauch’un erkek kardeşi ressam Strauch’u klinik açıdan ve gizlice gözlemlemektir. Kendini Henry James’e tutkun bir hukuk öğrencisi olarak tanıtıp, kabuğuna çekilmiş ressam Strauch’un monologlarını ve sanrılarını, ona dair izlenimlerini düzenli biçimde defterine kaydeder. Ne var ki başlangıçta üstesinden gelebileceğini düşündüğü bu karşılaşmanın belirli bir zaman sonra kendisine hükmetmeye başladığını fark eder.
Alıntılar🌱
“Çabalama, hayal kırıklığının üstünde yükselir.”
—
“Hiçbir zaman şen şakrak olmadım! Neşeli olmadım! Mutlu denilen biri olmadım. Çünkü olağandışına, özgün olana bir defalık ve ulaşılmaz olana düşkünlük, her yerde, tinsel azaplarda bile söz konusu olan bu düşkünlük her şeyimi mahvetti!
—
“Benimki gibi bir başı kaldırmak anlamsızdır. İçimdeki bu kuvvetin yüzde birini bile, anlamlı bir yere harcayabilseydim, bütün kuralları ve bilgileri ters yüz ederdim. Düşünsel dünyanın bütün ününü üstümde toplardım. Bu kuvvetin yüzde biriyle, adeta ikinci bir yaratıcı olurdum! Ama bu baş bilmelisiniz ki, yeteneksizdir. Ortasında hâlâ, çaresiz bir magma yanıyor, ve her şey parçalanmış uyumlarla dolu!
—
“Neşe neşeyi çekermiş kendine, günah günahı, sevgi sevgiyi. Beni kendimle birleştiren, benden en uzaklarda ve ben kuramlarımın bir kurbanıyım, aynı zamanda onların efendisiyim.”
—
“Bizim üzerimizde, görünüşe bakılırsa, bizimle hiçbir ilgisi olmayan bir şey hüküm sürüyor.. Öyle tehlikeliymiş ki, insan bunun için telef olabilirmiş. Her zaman yukarıya isyan etmiş, ta ki yukarıda hiçbir şey olmayıncaya kadar, kendisi için. Bir isyan bir yere varmalı, onun isyanları artık hiç bir yere varmıyormuş.”
—
“Bir yandan yalnız olmak istemiyorum, öte yandan hepsini iğrenç buluyorum. Çünkü her şeyi iğrenç buluyorum. Bu nefret ve bu olanaksızlık dışarıdan onlara ve bana, benim içime nüfuz ediyor.”
—
“Katı bir vicdanım var, gerçekliğin asla bir duygudaşlığı yoktur.. Ne biçim insanlar bunlar? Kendi içimde, bir yere koyamıyorum onları.”
—
“Kırsal alan insanlarının daha değerli olduklarını kabul etmek büyük bir yanılgıdır: kırsal alan insanları günümüz alt insalarıdır! Kırsal alanın kendisi şehirden daha bozulmuş, daha çok düşkünleşmiştir!”
—
“Yüzümüzü bu yüzden çeviririz, çünkü ona daha fazla dayanamayız, ve yeni henüz çirkinleşmemiş güzel bir yüz arayışına gireriz. Bu yüze de, bir öncekinin yaşadığı gelişime kurban oluncaya dek hayran kalırız. Bütün yüzlerle ilişkimiz böyledir.”
—
“Bütün yaşamlar hayal kırıklığı oluşturuyormuş. İnsan soyu verimsiz bir soymuş, dünyadaki biricik verimsiz soy. Hiçbir işe yaramaz, işlenemez. Yenemez. Kendi kendisinden başka hiçbir şeyin hammaddesi değil. İnsanlarla çok fazla uğraşmak mahvetti beni!”