Spoiler içeriyor
Zamanında izlediğim sitede kore taparlar tarafından "izleme o zaman" lincine tutulmamı sağlayan dizi. O zamanlar sıkıcı bulmuştum. Baya abartılmış şu zamana kadar böyle bir konu işlenmemişti sanki. Para için insanlar birbirlerini öldürüyor, aman ne büyük olay! Şimdiyse bir tek fikrim…devamıZamanında izlediğim sitede kore taparlar tarafından "izleme o zaman" lincine tutulmamı sağlayan dizi.
O zamanlar sıkıcı bulmuştum. Baya abartılmış şu zamana kadar böyle bir konu işlenmemişti sanki. Para için insanlar birbirlerini öldürüyor, aman ne büyük olay!
Şimdiyse bir tek fikrim değişti, o da dizinin sıkıcı olduğu kısımda. Son iki bölüme kadar akıp gidiyor. Dediğim gibi para için her şeyi yapabilecek insanlar ve bunlar üzerinden verilen mesajlar sürekli gündemde olan bir konu. Her şeyi ilginç kılan mevzusu ortama garip bir hava katan müziği, kostümler ve oynanan oyunlar. İzlettiren tarafı da bu. Karakter tiplemeleri tipik bir kore dizisi karakteri. Herhangibir derinlikleri yok. Bir özellikte ilerleyen tek tipleme karakterler hepsi.
Son iki bölümde dizinin havası değişiyor. En azından benim için öyle. Para üzerine oyunculara hayatının "dersini" vermeye amaçlayan bir kuruluş olarak düşünmüştüm. İşin içine zenginler girince her şey daha da sıradan bir hâl aldı. Tüm bu yaşananlar zenginlerin bir "zevk" oyunu çıktı. Oyuna katılımcı olanlar nasıl hayatlarının bir noktasında kumar ve iddia oynuyorlarsa kendileri de o duruma düştüler. Artık bir iddianın piyonu oldular. Ve açıkçası bu dönüşüm hoşuma gitmedi. O sahneleri izlemek aşırı tiksinçti.
İkinci sezonun birkaç bölümünü izledim. İlk sezon gibi akıp gidiyor hissini yaşatmıyor. Birinci sezonda herkesin bilgisini donuna kadar verdiler bu sezonda da öyle. Bu oyunların birkaç zenginin eğlencesinin yanı sıra mevcut hükümetin de işin içinde olduğu ve ülke çapında siyasi bir gerginliğin gün yüzüne çıktığı bir senaryoya ilerlemesini isterdim ama öyle görünmüyor.
İkinci sezonun birçok kesitini denk gelip izledim. Gerek karakterler gerekse oynanan oyunlar 'bu ne la böyle' dedirten cinsten. Hele hayran kitlesinin ilk bölümde arının azizliğine uğrayan kadına ayılıp bayılmasını editler dizmesini anlayamadım. Kitlenin ne tip insanlardan hoşlandığını görmek sezonun kendisinden daha ilginç bir deneyim oluşturdu.
Tekrar izleyeceğim bir dizi değildi.
----Düzenleme
3. sezonu bitirdim. Bir şeyler yazmadan rahat edemezdim.
Çarpıcıydı. Bazı bölümlerin bazı sahneleri. Bunu karakteri benimseme noktasından öte düşündüklerimi, hislerimi baz alarak söylüyorum.
Ölüm. Özellikle 120'nin ölümü üzerine düşündüğüm şeyler ve sonraki bölümlerde tekrar tekrar bir tokat etkisi yaratması. Ölümün bile adil olmadığı hissini hissetmek berbat bir deneyimdi. Nereden ve nasıl geldiği bilinmeyen, oldukça sinsi ölüm. Yaşamak için ne olursa olsun iyi olmak için çabalarken kötülerle aynı sonu paylaşmak. Herkese eşit ama bir o kadar da adil değil.
Doğrularımız ve korkularımız arasında ne kadar uç noktaya gidebiliriz? Sevdiklerimize zarar verme uğruna doğrunun yanında olabilir miyiz? Değer verdiklerimizi kaybetme korkusuyla vicdanın ömür boyu sürecek ağırlığı altında kalabilir miyiz? Bir anlık gelişen olaylarla bildiğimiz her şeyin en başta da kendimizin yabancısı olma ihtimalinin rahatsız ediciliği. Yaşlı teyze, oğlu ve lohusa kadın arasındaki gerilim, umutsuzluk. Buram buram çaresizlik kokusu. Klasik bir sahne yine de türevleri gibi vurucu.
Günümüzün bir alegorisi. Tozpembe bir son değil. Kaybetmeyi, yarım kalmayı, hiçbir şeyin garantisinin olmamasını hatırlatıyor.
Güçlülere karşı savaşta yenilgiyi tatmayı... Son bölümü bu yüzden sevmedim. Her şeyin boşa gitmesi öyle yarım kalmışlık, anlamsızlık belki hayatın ta kendisi. Görmek istemediğimiz ama hep orada gerçekliğini koruyan yıkım. İşte bu yüzden de sevdim son bölümü.
Anlattıkları güzel olsa da sezonun genel işleyişini beğenmedim. Belirgin mantık hataları, daha iyi kurgulanabecek sahneler...
Ayrıca kesinlikle Amerika versiyonu çıkmamalı.