Spoiler içeriyor
ve işte o gün geldi, bitti maceramız. iyisiyle kötüsüyle bir sürü karakter gördük. neler neler oldu. müzikleriyle, atmosferiyle ve daha bir sürü güzelliğiyle akıllara kazınmış bir dizi gerçekten. youtube yorumlarıyla birlikte ayrı bir güzeldi. ilk bölümlerdeki yorumlar, son bölümlerdeki yorumlar...…devamıve işte o gün geldi, bitti maceramız. iyisiyle kötüsüyle bir sürü karakter gördük. neler neler oldu. müzikleriyle, atmosferiyle ve daha bir sürü güzelliğiyle akıllara kazınmış bir dizi gerçekten. youtube yorumlarıyla birlikte ayrı bir güzeldi. ilk bölümlerdeki yorumlar, son bölümlerdeki yorumlar... son bölümde herkes hem diziye veda etmiş hem de izleyenlere. vay be. bu da bitti.
şaşkınım şu an. izleme geçmişime bakınca kaç günde kaç bölüm bitirdiğimi görüp şok oldum. tabii bunda hızlandırmanın da etkisi var ama insan bırakamıyor, şu bölümde ne olmuş ona da bakayım diye diye. son bölümleri izlemesi bayağı zordu. dizinin üç temel ayağı vardı bence. okan yalabık, meryem uzerli ve halit ergenç. 82. bölüme gelene kadar sabırsızlanmıştım, hadi artık diyordum. izlerken fark ettim ki pargalı olmadan eksik kaldı. sonra meryem uzerli gitti. o gittikten sonra diziyi izleme hevesim kaçtı. anladım ki bu diziyi sevdiren en büyük nedenlerden biri bu ikiliymiş. sonrasında da süleyman'ı izlemek çok zordu. kendimi dizide oradan oraya savrulan bir ruh gibi hissettim. her şeyin içinde ben de vardım da ben de yaşıyormuşum gibiydi.
şehzadelerin ölümleri de ayrı kötüydü. tarihi bir araştırma yapmadım, diziye göre konuşuyorum. nerede diziyle ilgili bir yorum yapılsa orada biten "imi gircikti biyli digil, dizidin tirih igrinmiyin" tayfa gelmeden söyleyeyim. belgelerle, gerçeklerle ilgili konuşmuyorum. sadece izlediğimiz diziyi yorumluyorum.
mustafa hem kendi hatalarına hem onu sevenlerin hatalarına kurban gitti. en başta da mahidevran'ın. mahidevran kendi duygularıyla etkiledi onu. sürekli ağladığını, sürekli hürrem'den şikayet ettiğini gördü ve duydu. daha bacak kadarken herkese emirler veriyordu. o da kıskançtı. çocukken de büyüdükten sonra da. ibrahim'i de kıskanıp ona, kul olduğunu hatırlatmıştı. mahidevran, hürrem'le olan kavgasında hatalı olan olmasına rağmen yanlış aktardığı için mustafa'yla hürrem karşı karşıya gelmişti. her şeyi yapıp, neden olup sonra da "mustafa'm dur, mustafa'm yapma" dedi durdu. kendi çocuğun, senden babasından görmesi gereken ebeveynliği sana yaptı resmen. kendi statüsünü kullanarak seni korumaya çalıştı. sen hürrem'e saldırdıkça hürrem de sana saldırdı. geldiği ilk günden beri uğraşıp durdun, bu kavga boşuna değil. hürrem sana saldırınca da mustafa'nın, ibrahim'in, valide hafsa'nı, hatice'nin, gülfem'in arkasına sığındın. hürrem'i mehmet'e hamileyken zehirledin. hürrem kaçırıldığında da yokluğunu fırsat bilip mehmet'e çiçek hastalığı bulaştırarak öldürdün. buna rağmen sürekli "hürrem yine yaptı yapacağını" dediniz. göz göre göre mustafa'ya güç, görkem, saygınlık kazandırdınız. dilinizde sürekli mustafa'nın hünkar olacağı vardı. yeniçeri ağaları, paşalar, sultanlar hepsi mustafa'ya iyilik yapıyoruz diye, arkasındayız diye diye resmen meydan okuyup mustafa'yı meydana çıkardılar. süleyman hasta yatağında yatarken açık açık hürrem'i tehdit edip mustafa'yı silah gibi gösterdiğin zamanları unutmuş gibi sürekli hürrem'in oyununa kurban gittiğini söyledin. üstelik her fırsatta mustafa'yı babasına karşı açık hedef haline getirirken. hürrem de resmen sizden pası aldı, süleyman'a attı. bile bile ateşe attınız onu. mustafa da zaten kendi başını yaktı. dur dediler durmadı, yapma dediler yaptı. yok nikah kıyacağım, yok donanma hazırlatacağım, yok elçi kabul edeceğim. kaidelere uymayıp uymayıp en sonunda mihrinisa ile evlenmek istediğinde de "kaidelere uydum da ne oldu, hünkarımızın cennetinden zaten kovulmadım mı?" dedi. kim, sana, neyi yapma dediyse yaptın mustafa. en son da insanlar seni babanın yanına gitme diye uyardığında da "emre karşı gelirsem isyan etmiş olurum" dedin ama zaten her kalkıştığın iş resmen isyandı. aklın 38 yaşında mı geldi başına? iyisin hoşsun ama ne laf söz dinledin ne de duygularını kontrol edebildin. mehmet'i de açık açık kıskanıyordun. ki onun sana bir zararı da yoktu. yüzüğü de sancağı da kıskanıp bozuldun. iyi biri olduğu ve sen de sevdiğin için kin gütmedin ama adım atmaya başladığı andan beri geleceğin padişahı olarak görülen bir şehzade için bu hayal kırıklığı anlaşılabilir. yine de bunlara hürrem'den çok sen ve seni sevenler sebep oldu.
mehmet... benim safoz ama biricik şehzadem... dizide seni salak seviyesinde saf göstermişler galiba... "abi"ci kuş seni... küçükken abinle padişah olma kavgası etsen de yine de tatlıydın. severdim seni. dizide pek göremedik, mustafa kadar izleyemedik ama seni severdim ben. her ne kadar, özellikle de mihrimah'ın yanında saf kalsan da iyi biriydin. sen de hata yaptın, mihrimah olmasa sen de gözdeni hamile bırakman yüzünden ceza alacaktın. ölümün çok ani oldu. meryem uzerli'yi anlıyorum, yaşadıklarını da anlıyorum. keşke böyle olmasaymış. belki o zaman diğer şehzadeler gibi izleyebilirdik seni de. son 5 dakikaya sığrılman çok kötü oldu. dizide sonraları unutuldun gittin resmen. arada bi anıldın. kardeşlerin bile kayıplarından bahsederken seni atlıyorlardı. muhtemelen ecelinle öldün sandıkları için içleri o kadar yanmıyordu ama senin adın anılmadıkça yorumdakilerle beraber ben de sinir oldum. üzülme çucugum, ben seni unutmadım.
selim'le beyazid hakkında daha önce de yazmıştım. fikirlerim aynı. beyazid de abisi gibi ama tam tersi şekilde gidiyor. hatta biri yorumlara "mustafa'ya herkes isyan et dedi, etmedi. beyazid'e de isyan etme dediler, etti." yazmış. çok doğru. hatta "öfkeyle kalkan zararla oturur atasözü senin için söylenmiş" de demişler. o kadar doğru ki. "gölgede kaldım" diye diye sınırlarını aştın, yapma denildikçe yaptın. yap denildikçe de yapmadın. sürekli selim'e laf attın, küçümsedin. annenle baban, kardeşine kardeş ol da hatasını herkese ifşa edip küçük düşürme diye sen her aşağıladığında sana kızdılar. çünkü hak ettin. kendinin ne kadar iyi olduğunu göstermek için selim'i basamak gibi kullanmaya çalıştın. selim de kendini olduğundan farklı göstermek istedi. daha cesur, daha atılgan göstermek istedi. küçüklüklerinde biri ne zaman bir şey dese o da kendini göstermek istedi, kendini lafa kattı. hatta o yüzden küçükken sinir olurdum bu huyuna izlerken. ama ne hâle geldiyseniz, neye dönüştüyseniz bunu birbirinize kendiniz yaptınız. başkaları değil. sen onu kışkırttın, o da seni. hatta bir bölümde selim "canıma dokunmayacaklarını bilsem taht gözümde değil" gibi bir cümle sarf etmişti, net hatırlamıyorum. ölümüne çok üzüldüm ama sen de kendi bacağına sıktın.
cihangir desen zaten hürrem'in sevmediği kim varsa onu sevip saygı duydu. kamburundan annesini mi sorumlu tutuyordu bilmiyorum ama sürekli annesine karşı bir dik başlılık vardı onun da. önce firuze, sonra mustafa, sonra huricihan falan. cihangir için hep "hürrem'in günahlarını taşıyor" dedikleri içindir belki. akıllı, merhametli ama objektif değildi. doğal olarak geçmişte yaşananları görmüyor, bilmiyordu. bunda biraz da hürrem'in diğer ve daha büyük çocuklarıyla ilgilenmesi de olabilir. o yüzden başkalarına daha yakındır belki
mihrimah... her devirde kadın olmak zordur. sultan da olsan köle de olsan yine seçme şansın yok. sana seçmen için seçenekler verilir ama senin seçmen istenilen şeyi seçebilirsin. pedofilinin haddi hesabı yok tabii. rüstem gözünü mihrimah'a dikti, mihrimah'la birlikte gelecek olan damatlık ve diğer makamlar da beraberinde gözünü aldı. rüstem'i en başından beri sevmiyorum. bu biraz da ozan güven'den kaynaklı. mihrimah'la hep dalga geçildi, babası gibi ayran gönüllü diye ama hep özendiği anne babasının aşkını arıyordu o da. buldu buldu, kaybetti, reddedildi. pedro da bana hotd criston cole'u hatırlattı. mihrimah gibi birine kaçıp gitmeyi teklif ettiği sahnede resmen güldüm. mustafa'nın öleceğini, bunun yüksek bi ihtimal olduğunu bile bile yardım etmesine rağmen çektiği vicdan azabından herhalde, hep unuttu bunu. kardeşlerini korumak istediği adamdan nefret ederek yaşadı. üstüne bir de beyazid'in ölümüne sebep olması da cabası. karmanı yaşadın mihrimah. mustafa'nın karmasını beyazid ile yaşadın.
vahide perçin'i de atlamak istemedim. tam o zamanlar mıydı hatırlamıyorum ama adını feriha koydum'dan kanser olduğu için ayrıldığını hatırlıyorum. sonrasında bu dizide görünce şaşırmıştım o zamanlar da. herkes gibi izlerken ben de garipsedim ama bence en uygun kişi canlandırmış. yerine verilen isimler bence olmazdı. her şeye rağmen rolün altından kalkabilmiş bence. ilk başta alışamamış ama sonradan toparlayabilmiş. ilk zamanlardaki o yıllarca esir düşmüş, eziyet görmüş, geldiğinde de evlat acısı çekmiş birinin zalimliği iyi yansıtıldı bence. gerçekten ejderha gibiydi. meryem'den izlemek bir başka olurdu ama vahide'den izlemek de kötü değildi. ayrıca şeyi de hatırlatmak isterim, hürrem mustafa'nın ölümünden sonra vicdan azabı çekmişti. ama mahidevran mehmet'in ölğm haberini aldığında vicdan azabı şöyle dursun sevinmişti de. zaten günah aynası da onun sevincinden sonra kırıldı.
neyse neyse çok uzadı. bu kadar yazacağımı düşünmemiştim. bir süre sonra araştırmamı yapar, merak ettiklerimi öğrenirim. şimdi uğraşamam. mezuniyet, finaller derken bir de bu serüven yordu beni. kendimi 4. sezonda gibi hiasediyorum şu an. en son kyk odasını sümbül gibi kapatıp gideceğim herhalde.