Spoiler içeriyor
İTHAF: Bu romanı;azıcık yanıp da teselli bulması temennisiyle, aşkı zehir veya nektar olarak yudumlayan ve aşkın ateşinde yanan ama meyvesini tadamayan her kalbe ithaf ediyorum. M.Said Ramazan el-Buti Herkese merhaba arkadaşlar, nasılsınız umarım iyisinizdir daha da iyi olursunuz:) bugün hem…devamıİTHAF: Bu romanı;azıcık yanıp da teselli bulması temennisiyle, aşkı zehir veya nektar olarak yudumlayan ve aşkın ateşinde yanan ama meyvesini tadamayan her kalbe ithaf ediyorum.
M.Said Ramazan el-Buti
Herkese merhaba arkadaşlar, nasılsınız umarım iyisinizdir daha da iyi olursunuz:) bugün hem hikayesiyle hem de kelimelerin gücünü anlatan mükemmel bir kitaptan bahsedicem.
Mem u Zin, 1393 yılında Cizre'de gerçekleşen bana göre masal tadında bir aşk hikayesidir.Okurken hiç sıkılmadım ve Ahmedi Hani'nin daha önce çoğu yerde görmediğim güçlü kelimeleri beni benden aldı. Olay güzelliğiyle dillere destan Mem ve zinin kaderlerinin biraz tesadüf biraz da bilinmezlikler içinde buluştuğu sonrasında akılalmaz olayların olduğu dediğim gibi masal tadında bir aşk hikayesi.Yazar Aşklarını öyle bir anlatmışki olağanüstü geldi okurken ama sonra düşündüm aşkın gerçekten masallara konu olacak kadar büyük bir şey olduğunu, geçip giden zamanın kısracında kaybolduğu aklıma gelince sorunu aşk kokan kelimelerde değil kendimde bulmam gerektiğini anladım...
Mem u Zinin güzelliği kadar güzel bir aşka kavuşmanız dilekleriyle:)).Okuyun okutturun...Spoiler olsa bile aşağıda yazacağım cümlelere mutlaka bakın derim:))
□Şimdi ise çize çize neredeyse bütün kitabı karaladığım kitaptan güzel çok ama çok güzel cümleler paylaşacam kimisi belki sıkılacak kimisi ise aşkın büyüklüğüyle bu satırların arasında kaybolacak hadi bakalım başlayalım:)))
●Umulur ki bendeki madde erir ve yalnızca kalp ve ruh, mana ve duygudan ibaret kalırım.Umulur ki o zaman kutsal nurun feyzine nail olur,aydınlığından bir kıvılcım nefsime yansır ve ışığından içime bir nur sızar...
●Sevgiye ve aşka kurban giden Mem ve Zin'e beyanımla bir ruh vereceğim.Kimsenin kavuşma ve mutluluk ilacıyla merhamet etmediği yaralı kalplerini şiirle ve duyguyla tedavi edeceğim. Alevli aşkın yaktığı ve kin ile tuzakların uzaklaştırdığı o zavallı Mem'in kalbi ile bulutlar arasındaki yağmur kadar temiz ve masum olan Zin'in kalbini örten perdeyi aralayacağım....
●Kumral değildi.Koyu dudaklarındaki kırmızılık ve yanaklarındaki alevin beyaza karışan yüzü ile gece büyüsü gibi sarkan siyah saçları,aklı baştan alacak gibiydi.......
●Onlar dadıcığım!Harika ,berrak iki kadeh gibiydiler.Fakat içinde parıldayan içki bizdik.Gerçi,aydınlatan en güzel lamba gibiydiler.Fakat fitillerinden çıkan ateş bizdik.Parlak ve gayet güzel iki ayna gibiydiler.Fakat onlardan saçan güneş bizdik.
● sevgili prenseslerim! Erkek, kadının güzelliğinin aynası olmadıkça kadının mükemmel bir güzelliğe sahip olduğu söylenemez. Erkekteki güzelliği kadın anlamlandırmadıkça, Onun da bir güzelliğe sahip olduğu düşünülemez. Mecnun olmasaydı, Leyla'nın güzellik ve cazibesinin bir manası olur muydu? hüsrev'in tacı gücü Şirin'e yansımasaydı güzelliği Dünyada bu kadar nam salar mıydı? insanlardan hiç kimse Gülün güle aşık olduğunu veya herhangi bir Bülbülün bülbül yuvası üzerinde öttüğünü duymuş mudur?
● Bu hastalığın en şiddetli türü yavrucuğum. Allah sana göstermesin: gözlerden çıkıp gözlerde yol alır sonra Kalplere yerleşir. başlangıçta duygularda bir titreşim, göğüs kemikleri arasında şiddetli bir çarpıntı, yüzde bir renk değişimi şeklinde kendini gösterir. artık ilerlediği zaman ,Alevi insanın iç organları arasında gürleşen bir ateş halini alır. Ateş olmadığı halde her tarafı onunla yanar, Köz olmadığı halde kalp kızarır da kızarır. sonra Bu hastalık daha da ilerleyip yerini tam aldığı zaman kalbi en derin yerine kadar yırtar o parçalar. azılı dişleri olmadığı halde onu yaralar ve yırtıp koparır. Bu duruma geldiğinde kanı Akar gözlerinden fışkırır, vücut, Göğsün inlemeleri ile iç organların kıvrımları arasında eriyip gider. Bu aşamadan sonra artık ne hekim bir şey yapabilir, ne de ilaçlar fayda verebilir. Aşk Ateşi ancak ,ruhların birbirine sarılıp kavuşmanın verdiği serinlikle sönebilir...
● bu isteğini yerine getirme imkanına sahip olmaktan aciz olduğumu bildirirsem Beni mazur görür müsün? bilmem bana inanır mısın? Allah'a yemin ederim ki şu an yanımda bulunan yüzük Beni hayata bağlayan yegane Tesellim ve ayakta tutan ruhumdur. kim kalkık birisinin ruhunu ondan alabilir? Hayır tüm iç organlarımı eriten, içimdeki ateşin hatırı için yalvarıyorum ve zinin adı hürmetine sana yakarıyorum; Bende kalan şu Son nefesimi; ruhumu bana bağışla ve yüzlüğün bende kalmasına müsaade et...
● Bütün Evren, Hayat şafağının söktüğü zamandan bu yana birbirine zıt manzaralara sahnedir. şu görünen Gece ile gündüz, karanlık ile aydınlık, Alev Alev yanan Güneş ile yayılan Gölgeler, ayrılık ile Vuslat ,Matem ile düğün, üzüntü ile Sevinç ,Darlık ile bolluk, yumuşak Çiçekler ile kanattan Dikenlerin tümü evrendeki bu tezatın örnekleridir. Allah bunları, Hayır ile şerri anlamlandırmak birini öbüründen ayırmak,her unsuru zımdığıyla tanımak, evrende hareket ve mücadele ruhunu yaymak ve yarattıkların çabalama ve Yardımlaşma sistemine bağlanmasını sağlamak için yaratmıştır...
●Ona bu mesajın, kanını mürekkep ve paramparça olmuş vücudunu Kağıt olarak kullanan Kölesi tarafından gönderildiğini söyle!
● Dön Ey Gönül! Şakaklara Aldanma. güzelliğe Meftun olma. ağzın ve dudakların tebessümüne Kanma. iri Gözlerin büyüsüne kapılma. karmakarışık duygularım karanlığı arasında yüzlerin parlaklığının cazibesine de kapılıp gitme. Şu gözlerini kamaştıran Tüm bu Işıklar, Aslında hemen alve dönüşerek seni içinde yakacak Ateş ve közdür. Yoksa senin gibi ömrünün tüm saatlerini çiçek ve gülleri arasında acı vekillerle geçiren binlerce bir bilgi vardır. sonra sonu pervanenin sonu gibi yanarak Yok Olmaktır. ardından sen de Güler ve ağaç dalları arasında yere yıkılmış cansız bir beden olursun...
●Mem gözlerini açtı başını sevgilisi zin'in düzleri üzerinde buldu. gülümseyen bir şehre ve yaşlı gözlerle, dünyanın kendisine bakan en güzel yüzünü gördü ve çarpan kalbinin üzerinde de zin'in sağ elini buldu...
● karanlık gecelerimi aydınlattığın gözyaşlarına, Hayran Olduğum güzelliğimi yok eden ümitlerine ve suretinden başka bana görünmeyen yalnızlıklarına Yemin ederim ki Mem, karanlık mezardan başka senden gayrına asla razı olmayacağım. Senden Sonra ölümden başka benimle kucaklayacak birileri olmayacak Ve ben sadece seninle olacağım.Kavuşmamız Ya bu dünyada olacak veya diğer dünyada.
● Sevgi gücü ,hiçbir zaman perde gerisinde Kalplere hükmederek varlığını sürdürmemiştir.istediği kadar gözlerden ve kulaklardan uzakta gizliliğini sürdürsün,mutlaka sonunda kendisini kuşatan perdeler yutılacak bütün gücüyle insanlara görünecektir. ister kabul etsinler, ister kızsınlar, sonunda gücünü insanlara ilan edeceği gün gelecektir.
●Bizi orada baş başa bırak ki, aynı mezarda mutluluk içinde kucaklaşalım. Ayrılık ateşinin yaktığı, Özlem alevinin erittiği bedenlerimiz birbirine değsin...
♡ Mem Gözlerini Zin'in yüzüne dikti Kısık ve kesik bir sesle :
-"benim için ne güzel rehbersin." dedi
Zin:
- "Sen ne iyi bir sevgilisin."
Mem :
-"sen Rabbime götüren ne güzel bir yol göstericisin"
Zin:
-"Sen Ruhumun çırasısın"
Mem:
-Sen gönlümün nurusun
Mem:
- "sen gözümün insanısın"
Mem:
-"sen Ruhumun sultanısın"
Zin:
-"Sen nefsimin kıblesisin"...
KALEMLE BİR SOHBET
Sözcüklere, onların anlamına gelince, onları İnci derecesinde kıymetli ise de, fazla oldu mu değersiz, hiçbir anlam taşımayan söz dizilerine iner. yoksa az bulunmasaydı,İnci bu kadar değerli olur muydu? Irak olmasaydı ,Mercan bu kadar göz alır, Parlar mıydı?
Kalemden Yazar’a
Ey Bana affettiğin kötülüklerin asıl sahibi, biliyorsun ki ben toprak altında bir hiçtim. Sonra kader beni bahçe âleminde bir kamış olarak bitirdi. Yel beni bir sağa, bir sola atarken ne yazı yazabiliyordum ne de ses çıkarabiliyordum.
Sonra sen geldin… Beni ailemden ve vatanımdan çıkardın, beni dostlarımdan uzaklaştırdın. Benim bir parçamı sözlerini yazan bir kalem yaptın, diğer parçamı da acılarını, sevinçlerini çizmek için seçtin. Beni vatanımdan alıp hicran bahçesine yerleştirdin.
Vücudumun bir tarafını aşkın acı ateşiyle derdin; sonra kalktın, nefesinden ciğerlerimi — içimi yakan bir ruh üfledin. O delikten o ruh, yanan kalbimde sonraları acı feryatlara, alevli anlara dönüştü. Tüm ağlamalarım, senin verdiğin eziyetler ve çektirdiğin acılar sebebiyle gelir. Tüm feryatlarım, sadece nefeslerinin bir tercümanıdır.
Ben dilsiz, zayıf ve cansız bir varlığım. Konuşma ve açıklama yeteneğinden mahrum kuru bir kamışım. Beni parmaklarının arasına altıncı bir parmak olarak alan sensin. Sevinç ve eğlence meclisini benimle güzelleştiren sensin. Eğlence ve günah sayfalarını benimle karalayan sensin.
Sazcı olmazsa hiç ne feryat eder mi?
Kâtip olmazsa kalem iş nakşeder mi?
SON:) Hoşkalın Kitaplarla kalın...:))))