Geri sara sara izlediğim mükemmel bir yapım. Hannibal Lecter rolüyle Anthony Hopkins tek kelimeyle muhteşem. Gerilimin vücut bulmuş hali. Buffalo Bill karakteri favori karakterlerimden biri ve bunda Hannibal'ın katkısı çok büyük. Hatta karakterin bu kadar derin gözükmesinin sebebi bizzat kendisi.…devamıGeri sara sara izlediğim mükemmel bir yapım.
Hannibal Lecter rolüyle Anthony Hopkins tek kelimeyle muhteşem. Gerilimin vücut bulmuş hali.
Buffalo Bill karakteri favori karakterlerimden biri ve bunda Hannibal'ın katkısı çok büyük. Hatta karakterin bu kadar derin gözükmesinin sebebi bizzat kendisi. Bill hakkında söylediği şeyler karakterin kendisine bir derinlik oluşturuyor. Bizlere Bill dümdüz bir seri katil olarak yansıtılır. Karakterin altında yatan hikayeyi bilmeyiz. Hannibal'ın anlattıklarıyla Bill'e bir hikâye biçilir.
Buffalo Bill'in favorim olması sebebi hikâyesi değil karakter üstünden işlenen günümüz insanının bir yansıması. Filmin en vurucu noktalarıydı kesinlikle.
İmrenmenin temelinde dönen insanın kendisine olan buhranı yansıtılıyor. Birçok kurbandan edindiği derilerle kendine yeni bir kişilik kazandırımı. Buradaki farklı kurbanlardan farklı derilerin birleşimi insanlara duyduğumuz imrenmenin bir sembolizmi. Kendimizi kabul edemeyişimiz farklı insanlarda bir benlik arayışına girmemizin bir alegorisi.
"Güvenin önemi değişimdir. Tırtıl, koza haline geliyor ve sonra güzelliğe dönüşüyor. Bizim Billy de değişmek istiyor. "
"Billy gerçek bir travesti değil. Ama olduğunu düşünüyor. Olmaya çalışıyor. Sanırım birçok şey olmaya çalışıyor."
"Çocuklukta şiddete bağlı ciddi davranış bozukluklarına bak. Billy suçlu olarak doğmadı, Clarice. Yıllarca süren sistematik kötü davranış sonucu bu hale geldi. Billy kendi kimliğinden nefret ediyor ve bunun kendisini travesti yaptığını sanıyor. Ama ondaki bozukluk bin kez daha acımasız ve daha korkutucu."
Bu analizlerden sonra Bill'in kurbanıyla olan sahnesi verilir. Bu sahne filmdeki en vurucu sahnedir. Kurbanın verdiği tepkiler Bill'in duygularının bir yansımasıdır. Bill'in bunlara göstermiş olduğu tepkiler de imrenme ve taklitten uzak gerçek duygularıdır. Ağlamamak için kendini tuttuğu ağız hareketlerinden anlaşılır. Kurbanıyla beraber attığı çığlık ise kimsenin görmediği ve gösteremediği çaresizliğidir.
Sahnenin vuruculuğunu sadece o an sağlamaz. Günümüz insanının dönüşmeye zorlandığı birçok şeye karşı sessiz bir çığlıktır ayrıca. Sistematik kötülüğe yenilmemizin bizleri aslında neye dönüştürdüğünün bir yansımasıdır. Sistematik kötülük sadece fiziksel ya da psikolojik şiddet olarak algılanmamalı. Sistemin bizlere dayattığı her türlü "ideal insan" tasvirini böyle tanımlayabiliriz. Zamanla sistemin kendisine dönüşmemiz Bill'in bir seri katile dönüşmesiyle aktarılır.
"Bay acherontia styx ile tanışın. Arkadaşları arasında ölü kafası güvesi olarak tanınır. Sadece Asya'da yaşarlar. Bunu biri büyütmüş. Onu balla beslemiş ve sıcak tutmuş. Biri sevmiş onu."
Burada "biri sevmiş onu" cümlesi vurgulanarak söylenir. Bill en başından beri bir güve olarak tasvir edilir. Burada güveye gösterdiği sevgi kendisine hissetmek istediği duygularıdır.
Bill bir güvedir. Hatta Acherontia styx yani ölüm başlı şahin güvesidir. Karakterin ilk görünümü gece vakti kamufle olmuş bir şekilde gece görüş dürbünüyle sunulur. Güveler aldığı desenler ve renklerden dolayı kamufle olma özelliğine sahiptir. Gece vakti aktif olan canlılardır. Güvelerin bu türü balla beslenir. Bala ulaşmak için arıların kokusunu taklit ederler. Güve arıyı taklit etse de günün sonunda yine güvedir tıpkı Bill'in değişmek için derilerden bir beden oluşturması gibi. Görünümü ne kadar değişirse değişsin yine aynı Bill'dir.
Acherontia styx güvesinin mitolojik kökeni filmde yansıtılır. Yunan mitolojisinde Styx Nehri ölüler nehridir. Ayrıca Acherontia, Styx Nehri'nin bir kolu olduğu söylenen Acheron nehrinden türemiştir. Bill kurbanlarının ağzına acherontia styx pupası yerleştirerek farklı nehirlere atar.
Bill'in güve olma arzusu ölümüne yansır. Clarice silahı ateşlediğinde Bill'in acıdan kasılan bedeni gösterilir. Ellerinin hareketi bir güveden daha çok ters dönmüş bir böceğin tepkilerine benzer. Bu da bir güveye dönüşmek isteyen bilin aslında ne olduğunu vurgular. Vahşice katlettiği insanların bir cezasıdır da.
"-Kuzuna ne oldu Clarice?
- Onu öldürüler.
-Halen bazen uyanıyorsun, değil mi?Karanlıkta uyanıyorsun ve kuzuların çığlıklarını duyuyorsun?
-Evet.
-Catherine'i kurtarırsan, bunların biteceğini düşünüyorsun, değil mi? Catherine yaşarsa, kuzuların o korkunç çığlıklarının seni karanlıkta uyandırmayacağını düşünüyorsun."
Kabul etmeliyim ki filmin odak noktası hiçbir zaman katiller ve kurbanları olmadı. Filmi izlediğim süreçte Clarice'in geçmişine ışık tutuldu. Duygusal zayıflığı ve tedavi süreci yansıtıldı. Tüm film Clarice'in psikolojik tedavi alma süreciydi ve psikiyatristi de Hannibal Lecter'dı. İpuçlarının hepsi ihtiyaç duyduğu haplardı ve sonunda tedavisini tamamladı.
"Nasılsın, Clarice? Kuzuların çığlığı bitti mi?"