Spoiler içeriyor
Uzun süredir bu denli rahatsız eden bir ilişki dinamiğine şahit olmamıştım. Başlarda her ilişkinin geçtiği zorlu aşamaları anlatan bir dizi olduğunu düşünmüştüm. Ancak öyle değil. Bağlanma sorunu olan iki kişinin birbirine olan bağımlılıkları anlatılıyor daha çok. Mira'nın ilk bölümlerdeki isyanını…devamıUzun süredir bu denli rahatsız eden bir ilişki dinamiğine şahit olmamıştım. Başlarda her ilişkinin geçtiği zorlu aşamaları anlatan bir dizi olduğunu düşünmüştüm. Ancak öyle değil. Bağlanma sorunu olan iki kişinin birbirine olan bağımlılıkları anlatılıyor daha çok.
Mira'nın ilk bölümlerdeki isyanını çok derinden hissettim. Annelik, iş kadınlığı, ev kadınlığı derken hayatındaki rolleri arasında sıkışıp kalması ve aniden hepsini terk etmek istemesi çok gerçekti bence. Mira esasında kaçıngan bağlanan bir kadın. Özgürlük istiyor ancak bunu sıkışıp kaldığı rolleri oynarken başaramıyor. Hayatındaki en ufak bir yenilik onu heyecanlandırmaya yetiyor ve her şeyi bırakmaya karar veriyor. Ancak boğulduğu ve yeniden nefes aldığı yer hep aynı. Jonathan'a karşı bağımlılık geliştirmiş. Ondan kaçarken aynı zamanda onu evi gibi görüyor. Çünkü onu en iyi tanıyanın Jonathan olduğunu biliyor. Böylece bir kısır döngü başlıyor.
Jonathan ise kaygılı bağlanma yaşayan, terk edilmekten korkan bir profil çiziyor başta. Kendisini hep bir şeye adıyor. Bazen karısına, bazen kızına. Hatta onlar hayatından uzaklaşınca yeniden çocuk sahibi olup bu defa kendisini ona adamak istiyor.
Başlarda sorun Mira'da gibi görünse de, Jonathan hayatları hakkında en radikal kararlardan biri olan yeni bir çocuk dünyaya getirme fikrinde bile çok pasif kalıyor. Karşı tarafı yalnız bırakıyor. Konfor alanına bu denli düşkün ve fikir beyan etmekten kaçınan biriyle yaşamak oldukça zordur diye düşünüyorum. Jonathan'ın bu pasif hali ve konfor alanına düşkünlüğü yine kaygılı bağlanmasının bir parçası aslında. Mira ne derse ona uyum sağlamaya çalışıyor, fikrini beyan etmekten kaçınıyor. Aksi halde düzenlerinin bozulacağından endişe duyuyor.
Kendisini özellikle ahlaki anlamda çok iyi konumlandırmaya çalışan Jonathan'ın dizinin ilerleyen kısımlarında yeni ilişkisine olan bakış açısı ahlaki bakımdan oldukça eksik kalıyor. Karısına karşı olan hissizliği, onu yalnızca yeni çocuğunun annesi olarak görmesi, Mira'yla aldatması ve bundan pişmanlık duymaması derken aslında Mira'dan ayrılınca yaşadığı kimlik parçalanması ortaya çıkıyor. Sadık eş ve ahlaklı adam profili Mira'yla birlikte onu terk ediyor.
Dizideki en rahatsız edici sahneler karakterlerin en başlardaki pasif agresif tavırlarıydı sanırım. Tartışmak veya fikirlerini olduğu gibi açıklamak yerine her defasında sorun olmadığını belirtip ilişkiyi çıkmaza sürüklediler. Duygularını olduğu gibi ifade etmek yerine bastırmayı tercih ettiler. Dizinin ilerleyen bölümlerinde ise ettikleri en şiddetli kavgalarda birbirlerini en zayıf noktalarından vurmayı ihmal etmediler. Aslında ilişkilerini çıkmaza sürükleyen en önemli noktalardan biri buydu. Birbirlerini çok iyi tanımalarına karşın her şeyi görmezden gelmeyi tercih ettiler. Özellikle Jonathan. Ama ne zaman ki ayrılmaya karar verdiler o zaman tüm şeffaflığıyla hislerini açtılar. Böylece kısır döngü başladı. Yalnızca kendilerini değil hayatlarına giren yeni insanları da tuhaf bir ilişki ağının parçası haline getirdiler.
Psikolojik yoğunluğu oldukça fazla olan bir diziydi. Aşk, sevgi, bağlılık, sadakat gibi derin ve güvende hissettiren duyguların hakim olduğu bir dizi arayışında olsam izlemek için son tercihim bile olmazdı. Ancak psikolojik tahlil yapmak ve bağımlı bir ilişkinin tüm dinamiklerine şahit olmak için izlenebilecek en iyi dizilerden biriydi. Yani beğenip beğenmeme durumu hangi beklentiyle izlendiğine göre değişir. Hatta belki izlerken birebir olmasa da çevremizde şahit olduğumuz ilişkilerden parçalar bulabiliriz. Özellikle dönüp dolaşıp aynı kişide takılı kalma döngüsü günümüz ilişkilerinde oldukça yaygın görülen bir durum. Bu gözle izlenirse dizideki ilişki dinamiğinin gerçeklik payı daha farkedilir olur diye düşünüyorum.