Bu yorum size yazılmadı dostlar. Bu yorum, cümlelerle oynamayı seven birinin günlüğünden bir sayfa. Dramı, entrikası üzerine kafa patlatılması gereken, “bu nasıl bir cümledir” dedirtip anlamını kavrayabilmek için ruhunuzdan haraç kesen, kısacası size mesai yaptıran diziler beni yoruyor. Eğer ben…devamıBu yorum size yazılmadı dostlar.
Bu yorum, cümlelerle oynamayı seven birinin günlüğünden bir sayfa.
Dramı, entrikası üzerine kafa patlatılması gereken, “bu nasıl bir cümledir” dedirtip anlamını kavrayabilmek için ruhunuzdan haraç kesen, kısacası size mesai yaptıran diziler beni yoruyor. Eğer ben o dizilerin mesaisine dahil olduysam, bilin ki Erçet’in "gamsız hayat"ını loop’a almışımdır. Mutsuzum ulan demek bile artık bir lüks olmuştur.
Endişelenmeyin bu dizi o dizilerden değil.
Beynimi askıya alabileceğim, minnoş kurgusuyla ve gün ışığıyla değil de doğrudan kendi içinden parlayan parıl parıl renk paletiyle var olan dizilere bayılırım. Onlar benim gibi düş dünyasında vasıfsız bir mülteci olanların kötü gün erzağıdır. Mesaisiz parıltılı dizilerdir.
Mutsuzum deme lüksünü vergisizmişçesine yaşadığım bir günde, parıltılı bir dizi izlemek, yapay ama sahiciliğe teğet bir sırıtışla dolanmak istedim. Bu sırıtışın kader kazanımındaki X maddesi ne miydi? Tabii ki mesaisiz parıltılı diziler.
Bu diziyi fragman izlemeyen, hakkında tek bir yorum bile okumadan sadece iç sesine güvenen muhteşem karakterimle keşfettim. Ve "evet," dedim koca bir ahmaklıkla, "bu da onlardan biri."
Hüngür hüngür ağlamanın tadını kaygan, biraz uyuşmuş ve tuzlu anımsıyorum. Bu dizi, sağ olsun, lanetli bir lütufla unuttuğum o tadı bana hatırlatmadı.
Ama...
Minik kahkahaların ardından burnunda hafif bir kaşıntı, dudak kenarına sızan o sürpriz tuzlu tat...
Buyrun, bu paket bu dizide var.
Bu diziyle öğrendim ki, mutsuzken ya da mutsuzluk lüksüne kıskançlıkla bakılan o günlerde izlenecek dizilerin yanında, içinizdeki tüm duygu kaosunu "gel bir beş çayı içelim" diye skalanın ortalarına davet eden diziler de varmış.
Mutsuzdum.
Bir baktım, duygularımla beş çayında geçmişimin tuzlu dedikodusunu yapıyoruz.
Parıltılı bir harita gibi süslenmiş bu dizi, tanıdık yollarda yürüyen insanların varlığıyla ağlatırken, artık ayaklarımın değil de ayak izlerimin başkalarıyla kesiştiğini göstererek beni rahatlattı.
Benzerlerini izlemek, bu keşfin devamını getirmek ister miyim?
Şu anlık hayır.
Çünkü şu an, cesareti kırık dünyamın etrafında geçirdiğim 4. turdayım.
Bu dizinin kulağıma eğilip “belki bu sefer 4. turu atmazsın” dediği o 4. turdayım.
Gerçekleşmemiş vaatlerle kandırmadı beni.
Parlak nesneyi takip et kandırmacasıyla, geçmiş günlerin yolunu başkasının adımlarında göstererek, kupa kaldırmamış ama içimi serinleten bir galibiyeti hatırlattı bana.
Bu yüzden... evet.
Bu diziyi seviyorum.