Spoiler içeriyor
Şakayık, Çin’de yaşayan Yahudi bir ailenin evinde çalışan bir köledir. Ezra ailesinin evine 7-8 yaşlarında satılmıştır ve aslında evin küçük beyi David ile birlikte büyümüştür. İki çocuk hep birlikte oyun oynamış ve birbirlerine her şeylerini anlatmışlardır. Şakayık David için kimseye…devamıŞakayık, Çin’de yaşayan Yahudi bir ailenin evinde çalışan bir köledir. Ezra ailesinin evine 7-8 yaşlarında satılmıştır ve aslında evin küçük beyi David ile birlikte büyümüştür. İki çocuk hep birlikte oyun oynamış ve birbirlerine her şeylerini anlatmışlardır. Şakayık David için kimseye söyleyemediği özel duygular beslemektedir.
Şakayık 17,David de 19 yaşına geldiğinde David’in annesi Naomi Hanım, oğlunun evlilik çağına geldiğini ve evlenmesi gerektiğini söyler. Şakayık’ı bu eve aslında David’e cariyelik yapması için de almışlardır ama Naomi Hanım buna şiddetle karşı çıkmaktadır. Çünkü Yahudi kültüründe ve dininde böyle bir şey yoktur. Naomi Hanım Şakayık’a artık David ile arasına mesafe koymasını ve ona “Küçük Bey” demesini söyler. Çünkü hem oğlunun Yahudi bir ailenin kızı olan Lea ile evlenmesinin hayallerini kurmaya başlamıştır hem de Şakayık artık çok güzel bir genç kız olmuştur.
Lea küçükken bu eve sık sık gelmiştir ve aslında iki çocukla birlikte büyümüştür. İkilinin evliliği konuşulmaya başlandığında David Şakayık’tan hiçbir şey saklamadığı halde bu sefer ondan bir sır sakladığını söyler. David aşık olmuştur. Hem de Çinli bir kıza.
Birgün Naomi Hanım’ın emrivakisiyle Lea
Ezra ailesinin evine yerleşir. Ve Lea’nın gelişiyle
David bir karmaşanın içine düşer. Çin kültürü ve Konfüçyüsçü düşüncelerle büyüyen David
kendi atalarının memleketini ve kökenini merak etmeye başlar. Fakat Tevrat ile tanıştığında bazı yerlerini çok acımasız bulur.
Şakayık,David’e yakın olabilmek için türlü oyunlar oynarken David de bu üç güzel genç kadın arasında benliğini ve mutluluğu bulmaya çalışır.
İkinci el kitap bakarken tesadüfen karşıma çıkan bir kitaptı Şakayık. Benim aldığım Güven Yayınevinin 1972 yılında basılan versiyonu ama onu uygulamaya eklemem mümkün değil diye bu kitabın altına yazıyorum. Kitabın 15 sayfası falan eksikti ama neyseki ingilizcesini buldum ve eksik sayfaları öyle tamamladım. Eski kitapları okurken de böyle bir dert oluyor işte.
Şakayık mükemmel olmasa da bence güzel bir kitaptı. Kendini çok akıcı bir şekilde,yormadan okuttu. Pearl S Buck Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan ilk Amerikalı kadın yazarmış. Eski Çin’i nasıl böyle iyi anlatabilmiş diye merak ettim ve baktım ki aslında hayatının çok uzun dönemleri hep Çin’de geçmiş. Kitap 1800’lerde geçiyor sanırım. Kadınların hala ayaklarının bağlandığı bir dönem. Bu arada bana soracak olursanız bir yabancı olarak Çin’i anlatma konusunda Lisa See çok çok daha iyi. Zaten aslında onun bir kitabını ararken denk geldim Şakayık’a.
Ben beğendim. Bulunması zor bir kitap. Yeniden basılmıyor da anladığım kadarıyla.
Burada spoya girip yazıyı sonlandırıyorum***
Şakayık köleydi ama ne kadar cesurdu aslında. David Lea ile evlenirse kendisinin evde kalamayacağını biliyordu. Ama Kuelin ile evlenirse cariye olarak evde kalabileceğini biliyordu. Oyunlar oynadı,yalanlar söyledi. Ama bunu aslında David için de yaptı. David Lea ile evlenseydi atalarının hüznünü yüklenecekti ve mutsuz olacaktı.
David Şakayık’a olan aşkını çok geç fark etti. Ama önceden fark etse de ne değişecekti ki? Şakayık ile asla evlenemezdi. Şakayık hep ikinci kadın olmaya mahkum olacaktı. Zaten Şakayık’ın önünde Wang Ma gibi bir örnek de vardı. Kaderi kendisine çok benziyordu ama Şakayık sonra başka bir yolu seçti. Manastıra kapandı ve rahibe oldu.
Bu son hoşuma gitti aslında. İkinci kadın olmayı reddediyor. Çünkü bunu kabul ederse David’in sevgisini yitireceğinin bilincinde. Kitabın sonunda David ile tekrar karşılaştığında onda o tutkuyu göremiyor zaten.
Kitabın başlarında Şakayık’ın yazdığı bir şiir vardı;
“Şeftali çiçekleri ağaçlarda açarlar,
Hava dona çekilince öleceğini bilmeden”
Bu nedense çok hoşuma gitti ve Şakayık’ın kendi hikayesinin sonuyla bağdaştırdım aslında. David’e olan sevgisinin onu nerelere getireceğini bilmeyen küçük bir çocuktu. Her şeye rağmen bu aşk, peşinden gitmeye değer miydi?
Ha şunu da ekleyeyim. Kitabın sonunda David Çinli olmayı,Çin kültürünü seçiyor. Annesi ve kendi kültürü yabancılardan nefret etmeyi söylese de babasının cenazesinde aslında Çinlilerin kendilerine çok kucak açtıklarını fark ediyor. Bu konuda en sevdiğim karakter Kung Chen’di zaten.