Anderson da aynısını yapıyor ve bunu daha aktif, dikkatli bir okuma yöntemi olarak öneriyor. “Aslında kitap blogu yazmaya böyle başladım,” diyor. “Sadece ne okuduğumu hatırlamak istiyordum.” Bu notların mutlaka çok derinlikli olması gerekmiyor. Benimkilerin çoğu soru işaretiyle bitiyor, çünkü yazarken…devamıAnderson da aynısını yapıyor ve bunu daha aktif, dikkatli bir okuma yöntemi olarak öneriyor. “Aslında kitap blogu yazmaya böyle başladım,” diyor. “Sadece ne okuduğumu hatırlamak istiyordum.” Bu notların mutlaka çok derinlikli olması gerekmiyor. Benimkilerin çoğu soru işaretiyle bitiyor, çünkü yazarken bunun saçma olabileceğinin farkındayım. Ama en asgarisini bile yapsan – örneğin o yıl içinde okuduğun kitapların bir listesini telefonunda tutsan – tüm o kelimelerin beyninden uçup gitmesini engellersin (ya da en azından yavaşlatırsın).
Karşı bir bakış açısı: Ne büyük bir Viktorya dönemi romanında ne de karmaşık bir kurgu dışı eserde her şeyi tam anlamıyla kavramaya saplantılı hale gelmek istemezsin; bu seni zor bölümlerde takılıp kalmaya mahkûm edebilir. Çözüm ne mi? Oliver’a göre çocuk gibi okumak. “Kitabın %20’sini tam anlayamıyor olabilirler, bazı şeyler onlara belirsiz gelir, ama okumaya devam ederler. Ve genel olarak kitabı kavrarlar.” The Great Gatsby’yi eline alırsan, diyor, “Bazı cümleler diğerlerinden daha az anlamlı gelecektir. Ama bu bir mesele değil.” Sadece baştan sona oku ve romanın o meşhur “yeşil ışığı” ne anlama geliyor diye endişelenmeyi sona bırak.
Ne okuyacağını bilememek de bir başka mesele olabilir. Anderson’a göre “yeniden kitap okumaya başlamak isteyen” biriysen, geçmişte gerçekten keyif aldığın bir kitabı düşün, sonra internete gir ve o kitabın başka hangi eserlerle birlikte anıldığını araştır. Daha eski kitapları okumak istiyorsan, Oliver’a göre en sevdiğin modern yazarları kimlerin etkilediğini bul. Sonra onları etkileyenleri bul, sonra onları… Bu süreç seni yavaş yavaş “eski yazım tarzlarına” alıştıracaktır. Edebiyat içerikleri paylaşan influencer’ları takip edebilirsin; belli bir tarihe kadar kitap bitirme baskısı yaratan sosyal bir deneyim için kitap kulüplerine katılabilirsin. İyi haber şu: İşler giderek kolaylaşıyor. Ne kadar çok okursan, nelerden hoşlandığını o kadar iyi anlıyorsun. Ve bir kitabı sevmezsen? Bırak gitsin.
(Umarım kitap okuma alışkanlığımı tekrar kazanırım, biz Tolstoy'dan devam ..birkaç kitap sonra sendeyim)
Yaptığım şu : işe gidiyorum , işten geliyorum, yoruluyorum sonra film veya YouTube takılıp uyuyorum, ya da direkt uyuyorum. Sonra sabah oluyor sıcaktan(sıcak bahane bu arada) ya okuyamıyom ya da yine tekrar işe gitmem gerekiyor. Bu döngüyü kıracağıma inanıyorum...
https://gq.com.tr/dahasi/nasil-daha-fazla-kitap-okunur-ve-gercekten-keyif-alinir