Sonunda şu kitabı bitirebildim. En başta söyleyeyim; bu kitaba başlama amacım, okuduğum diğer yazarların (Freud, Zweig, Cioran vs.) hepsinin bi şekilde bu adamdan bahsetmesi. Yeri geliyor bu kitaptan alıntı yapılıyor, yeri geliyor yazarın söylediği bir söz alıntılanıyor, yeri geliyor dipnotta…devamıSonunda şu kitabı bitirebildim. En başta söyleyeyim; bu kitaba başlama amacım, okuduğum diğer yazarların (Freud, Zweig, Cioran vs.) hepsinin bi şekilde bu adamdan bahsetmesi. Yeri geliyor bu kitaptan alıntı yapılıyor, yeri geliyor yazarın söylediği bir söz alıntılanıyor, yeri geliyor dipnotta bahsediliyor... Ben de en sonunda kimmiş bu eleman deyip başladım okumaya. Başlamaz olaydım. Ben zaten tarih okumaktan sıkılan bir insanım, ilgim yok yani. Ama başladığım kitabı da asla yarım bırakmam, bırakamam. Huyumdur, bitene kadar okurum. Ve sonuç olarak ne oldu... Tam 940 sayfalık bir Hukuk ve Siyaset Tarihi kitabı okumuş oldum. He bir şey anladım mı... Kitabın %80'i kafamdan uçup gitti. Olan zamanıma oldu. Şimdi kitabın "anlayabildiğim" kadarını değerlendirmeye geçeyim.
Her şeyden önce "Kanunların Ruhu Üzerine" inanılmaz değerli bir kitap. Günümüzdeki hukuk ve siyaset temellerinin bazıları ilk defa bu kitapta bahsediliyor. (Örneğin: Güçler ayrılığı ilkesi [yasama, yürütme, yargı]). Önemi bu derece büyük bir kitabı tamamen anlayarak okumak isterdim ama ciddi bir tarih bilgisi ve ilgisi istiyor eser ve her ikiside bende mevcut değil maalesef. Şu 940 sayfanın maksimum 200 sayfasını ilgiyle okumuşumdur, onun dışındaki yazıları tamamen "okumak için okudum" diyebilirim. Tabi kitap 1750'lerde yazıldığı ve yazar bir Fransız olduğu için bazı görüşlerin ne kadar yanlı ve subjektif olduğunu fark etmemek elde değil. Bu görüşler arasında : Hristiyanlığı gerçek din ve tüm diğer dinlerin yanlış olduğu, Asyalı halkları ve Türkleri barbar olarak nitelendirmesi, siyahilere karşı ağır ithamlarda bulunulması sayılabilir. (direkt yazarın ağzından : "Son derece bilge olan Tanrı'nın simsiyah bir vücudun içine bir ruh, hele ki iyi bir ruh koyduğu düşünülemez.", "Zencilerin insan olduğunu varsaymamız imkansızdır. Zira onları insan sayarsak, bu sefer bizim Hristiyan olmadığımıza inanmaya başlarlar."...) Tabi bu sözleri dönemi içinde değerlendirirsek çokta absürt bir şey söylemiş sayılmaz yazar, zira 1750'lerde bunun tam tersi düşüncelere yer yoktu.
Bütün bunların dışında Montesquieu, kitapta uzun bir süre Monarşi, Cumhuriyet, Aristokrasili Cumhuriyet ve İstibdat (diktatörlük) yönetim çeşitlerinden bahsediyor. Bütün yönetim çeşitlerini detaylıca ve birçok açıdan değerlendiriyor. Ayrıca bu yönetim çeşitleri en iyi şekilde nasıl yönetilir sorusunun cevabını da veriyor. "Eğer halk için en önemli şey ; Erdem ise oranın yönetimi Cumhuriyettir, Onur ise Monarşidir, Korku ise İstibdattır" diyor kendileri. Benimde şahsi olarak en sevdiğim bölüm burasıydı.
Tabi kitap içerisinde binlerce farklı konu ve öğrenebileceğiniz binlerce farklı şey var. Mesela kitapta ilk döviz sistemi anlatılıyor, soğuk ve sıcak iklimin insan üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkileri anlatılıyor (Her ne kadar yazarın fizyolojik olarak bahsettikleri bilimin gelişmesiyle çürütülmüş olsa da farklı şeyler okumak güzel oluyor.).... Gibi gibi birçok konu var dediğim gibi.
Ama yukarıda da bahsettiğim gibi kitap hem derin bir Tarih bilgisi (M.S. 300-1700 arası) hem de yoğun bir tarih ilgisi istiyor. Kitap herkesin okuyabileceği bir eser değil kesinlikle ama içeriği hoşunuza gittiyse ve ilgi, alakanız da varsa bulunmaz bir nimet olabilir sizin için.