bu kitabın bana öğrettiği tek şey içimde bulunan saf murakami sevgisini yok edip yerini tüm varoluşumu ele geçiren bir nefretle doldurması oldu. 101 gün önce sakin bir günde başlamaya karar verdiğim bu kitabın bende bu etkiye bırakacağını elbette tahmin etmiş…devamıbu kitabın bana öğrettiği tek şey içimde bulunan saf murakami sevgisini yok edip yerini tüm varoluşumu ele geçiren bir nefretle doldurması oldu. 101 gün önce sakin bir günde başlamaya karar verdiğim bu kitabın bende bu etkiye bırakacağını elbette tahmin etmiş ama bunu engellememiştim. aynı dönemde gene murakamiden okuduğum kadınsız erkekler kitabı ile resmen aynı çizgide ilerleyişi, okudukça norwegian wood ile arasındaki benzerlikleri farketmem ve farkettiklerimin ruhumu gün geçtikçe daha da daraltması kitabı bitirmeme sebep olan en büyük etkendi. murakamiden hayatım boyunca nefret etmek istedim ve istediğime de ulaşmış bulunduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.
çok uzun kadın giysisi, ense, ayak, el ve insan vücudunda seksist bir şekilde bakılmaması gereken ne varsa onlar üzerine uzun ve erotik betimlemelerle bu adamın ne yapmak istediğini cidden anlayamıyorsunuz. tamam fetişlerini yazmak istiyor olabilirsin ya da tüm gidik kadın karakterlerin sana yanık olduğu bir şey de yazabilirsin ama zaten bunun için apayrı bir kitap türü ve hatta sektör var? neden seks ve eser miktarda bilinçaltı sembolizmine büyülü gerçeklik adı verirsin ki.
kitapta anlamadığım daha doğrusu anlaşılmayan o kadar fazla şey var ki, neden diye sormaya başlasam buradan murakaminin adresine yol olurmuş gibi hissediyorum. aynı şeyleri sekiz yüz defa sanki bir bok varmış gibi içli içli yazılmasından çok sıkıldım. karakterler arasında tüm bağlar her ne kadar "derin" yansıtılmak istendiyse kağıtta o kadar sığ durmuş ve bu sığlık 750 sayfa boyunca kendini derin sanarak ilerlemeye devam etmiş. hani adamın tek bir kitabında bu tema hakim olsa tolere edebilir ve okumaya keyifle devam edebilirim ama her kitabındaki karakter arketipleri, olay örüleri ve hatta meme tasvirleri birebir örtüşüyor.
kitaptaki bunca sıkıntı arasındaki en büyük sıkıntı ise kendini inanılmaz ciddiye alması. yani dünyanın en kötü seks sekansını okurken gözlerinizin önünde murakaminin bir kafede oturup; inanılmaz bir ciddiyetle beethoven dinleyip, bira içererek bunu yazdığını görebiliyorsunuz: "evet ayynen kuyu bilinçaltını simgelesin geçen de tutmuştu bu, kadınların ayakları da alter ego olsun, enseleri ve kulak arkaları da hmmmm.. ne olsa acaba, şuraya şunu mektubu gelsin ama karakter asla bu mektuba ulaşmamış olsun. ne eksiik... bi şey eksiiik... buldum 16 yaşındaki kızın henüz olgunlaşmamış dik memeleri!"
alegorik anlatımının zirvesi, mhmhmmm büyülü gerçekliğin en önemli temsilcisi, japon edebiyatının aykırı çocuğu... çocuk mu? evet 76 yaşında olmasına rağmen 13 yaşında gibi seksi algılayıp yazmasına güzel bir ithaf olmuş bu.
cidden okuduğum her harften nefret ettim.