Hz. İsa yani Mesih ve ona ihanet eden havarisi Yahuda'dan önce ve sonrada devam eden ihanet hikâyelerinden birine odaklanan bir film. Burdaki Mesih ve Yahuda'nın tek farkı siyah olmaları. ABD tarihinde Rosa Parks'la başlayan ve hala devam eden; siyah insanların…devamıHz. İsa yani Mesih ve ona ihanet eden havarisi Yahuda'dan önce ve sonrada devam eden ihanet hikâyelerinden birine odaklanan bir film. Burdaki Mesih ve Yahuda'nın tek farkı siyah olmaları.
ABD tarihinde Rosa Parks'la başlayan ve hala devam eden; siyah insanların beyazlarla eşit haklara sahip olma mücadelesinin halkalarından biri olan Fred Hampton'un hikâyesi.
Kara Panter Partisi İllinois eyalet başkanı olan Hampton, siyah insanları polis şiddetinden korumak, çocuklara yiyecek ve hasta insanlara sağlık desteği sağlamak için verdiği özverili mücadeleyi görïyoruz. Aynı zamanda Hampton hitabet yeteneği çok güclü bir lider gibi. Ama FBI onlara Rusya ve Çinden daha tehlikeli görür. Araba çalmak için sahte ajan rölü yapan William O'Neal FBI tarafından Hamptondan bilgi sızdırması için köstebek olarak kullanılıyor.
Film, olayları filmin kötü adamının, Kara Mesih Hampton'a ihanet eden hain Yehuda, casus, köstebek, muhbir William O'Neal'in gözünden anlatırken, onu neredeyse, aynı sokaklardan gelen, durumlar biraz farklı olsaydı belki de aynı inançları paylaşacağı Fred Hamptonla eşdeğer önemde ele alır.
"Get Out" filminden tanıdığımız oyuncumuz Hampton karakterinin büyüleyici karizmasını, içgüdüsel liderliğini, kendine ve davasına inanç ve güvenini olağanüstü ustalıkla aktarırken, hoşlandığı kızın karşısında bir yeniyetme gibi şaşkın ve utangaç çekingenliğini de aynı yetkinlikle yansıtıyor.
O'Neal karakterini oynayan oyuncumuz, kendini soktuğu duruma şaşkınlıkla bakan, her adımında daha da fazla batağa saplanan William O'Neil'in zavallılığını öyle müthiş bir yorumla ele alıyor ki, nazik ifadesi ve sevimli gülümsemesini de katarsak izleyicide nerdeyse sempati uyandırıyor.
O'Neal'in saf değiştirdiğinde kazandığı statüden nasıl keyif almaya başladığını, onu yönlendiren ajanın onu FBI lokantasında yemeğe davet etmesinden ya da evine bir içki içmeye çağırmasından nasıl çocukça etkilendiğini başarıyla görüyoruz. İçinde bulunduğu tehlikenin bilincinde de olsa olayların nerelere kadar uzanacağının farkında değil. Ta ki ne yapması gerektiğini fark ettiği “son yemeğe” kadar
Aradan geçen yıllarda, nigger/ zenci adlandırmasının küfür kabul edildiği, siyah, kara derili ya da artık sıon kullanılan terminolojiyle afro-amerikalıların eşit vatandaşlık haklarını söke söke almış oldukları sanılıyordu. Ama son yıllarda durumun tam da öyle olmadığını gösteren bir çok olay göïyoruz.
Film biraz yavaş ilerlese de izlemeyi hak eden bir film. İzleyin efenim, iyi seyirler 📽️