✒️Sisifos'un Çözümü Spiritüel, ilahi anlamdan yoksunluk dünyayı daha nötr ve renksiz görmeye sebep olur. Önceden sahip olunan o renkli ve sihirli dünya kaybolduğunda her şey özgürleşir. Her şey bir olasılık haline gelir. Öznesel yaklaşan insan her şeyi kontrol eden biri…devamı✒️Sisifos'un Çözümü
Spiritüel, ilahi anlamdan yoksunluk dünyayı daha nötr ve renksiz görmeye sebep olur. Önceden sahip olunan o renkli ve sihirli dünya kaybolduğunda her şey özgürleşir. Her şey bir olasılık haline gelir. Öznesel yaklaşan insan her şeyi kontrol eden biri olduğuna inanıyorken artık bir koruyucu, yönlendiren olmaz. İnsan kontrol edilmeyen bir şeyin içine düştüğünden kaygılanır. Yalnızlığı ve artık özel olmayışı onu sıradanlaştırır ve egosuna da zarar verir. Artık sahip olunanlar çok daha iyi bir yere varmayacaktır. Zevk alınan her şeyin geçiciliğinin farkında olmak geleceğe yönelik ümitler ve istekleri de azaltır.
Hiçbir yere varmıyorsa tüm bu zevk ve acının yaşanmasının anlamı nedir? Gerçekten de bir anlamı yoktur. Ancak tek çözüm devam etmektir. Bence insan bu noktada hangi yönden eksik olduğunu fark etmelidir. Hayattan sıkılması ve zevk almamasının sebebi nedir diye düşünmeli. Zevk almama sebebi geçmişte zevk aldığı anları hatırlamamasındansa bunları hatırlamalı, yalnız kalmaktansa sosyalleşmeye çalışmalıdır. İleride hayatta olduğuna mutlu olduğu anlar mutlaka olacaktır çünkü hayat tamamen siyah ya da beyaz değildir. Peki intihar etmek isteyen birinin tek sebebi bu anlamsızlıksa ve hiçbir zevk umrunda değilse? Gerçekten tek sebep anlamsızlıksa buna bir çözümüm yok. Çünkü anlamsızlığa rağmen devam etmek istemeyen birine bu istek nasıl kazandırılabilir? Bu isteksizlik belki yetiştirilme tarzı, hayatta karşılaştıklarından olabilir. Felsefi olarak bunu çözmek mümkün müdür?
Tıpkı Sisifos’un kayasını defalarca tepeye çıkarmaya çabalaması gibi hayata dair ilgisizlik başladığında buna rağmen devam etmek tek çözüm gibi geliyor bana. Çünkü bence yoldayken her insanın ilgisini çeken, onu mutlu eden, zaman zaman üzen şeyler mutlaka olacaktır. Gördükçe de ileride neler olabileceğine dair merak duygusu artar ve bu anlamsızlığı unutabilir. Camus için uyumsuz kişi nesnelerin derin anlamına inanmayandır. Derin anlamları yükleyen insanın kendisi olduğundan insan nesneleri tüm renksizliği ile kabul etmelidir. "Sanat, yalnızca sanat... Gerçeğin elinde ölmemizi önleyecek bir şey varsa o da sanattır." der Nietzche. Belki de varolan hayatımızı da bir sanat eseriymişçesine tamamlamaya ve işlemeye çalışmak uyumsuz insanın ihtiyacı olan bakış açısıdır. Bu sanat eserinin tarzıni ise belirleyecek olan kişi insanın kendisidir.
“Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter.”
~Esra