Sakince delirmek. Bugün en en en sevdiğim dizilerden birine inceleme yazmak istedim. Bu dizinin benim için anlamı çok, bayıla bayıla tekrar tekrar izlerim. Önce konuyu kısaca anlatıp sonra düşüncelerimi yazacağım. Safiye ve Gülben, yaşamı takıntılarla dolu iki kız kardeştir. Kardeşleri…devamıSakince delirmek.
Bugün en en en sevdiğim dizilerden birine inceleme yazmak istedim. Bu dizinin benim için anlamı çok, bayıla bayıla tekrar tekrar izlerim. Önce konuyu kısaca anlatıp sonra düşüncelerimi yazacağım.
Safiye ve Gülben, yaşamı takıntılarla dolu iki kız kardeştir. Kardeşleri Han'ın tek gayesi aileyi ayakta tutmaktır. Ancak Han'ın dünyası İnci'yi gördüğü anda değişecektir. Her günü diken üstünde geçen Derenoğlu ailesi İnci'nin de gelişiyle daha da kontrolden çıkacaktır.
Dizi, Gülseren Budayıcıoğlu'nun Madalyonun İçi - Çöp Apartman adlı kitabından uyarlanmış. Teması dram ve psikoloji. Sonuna kadar büyük hayranlıkla izlediğim, hiçbir anında sıkılmadığım bir dizidir benim için. Gelmiş geçmiş en karakter derinlikli Türk dizisi olabilir. Karakterler o kadar iyi işlenmişti ki seyirci sanki o evde ve her şeye tanık oluyor. Oyuncuların harika bir şekilde oynaması diziyi daha da kaliteli kılmış. Çok fazla ağladığımı hatırlıyorum birçok sahnesinde. Her bir kardeşin yaşadıkları çok ağır ve derindi. Ağlamadan duramayacaksınız. İlk bölümden beri o kadar benimsedim ki ayrılmak zor oldu benim için.
Kardeşlerin en büyüğü Safiye obsesif kompulsif bozukluğuna sahip biri. Günün 24 saati evi temizlemekle geçiyor, yemek yaparken tüm sebzeleri sabunla dört defa yıkıyor. Bu rahatsızlığı günden güne artıyor. Henüz gençken annesinin ölümünden sonra ise evde annesinin rolünü üstlenerek onun odasında kalıyor, onun kıyafetlerini giyiyor ve onun gibi davranıyor. Bazı sahnelerde ise vefat eden annesiyle olan diyalogları yer alıyor.
Gülben, annesinin baskılarıyla büyüyen hassas, hayalperest, duygusal bir kız. Küçüklüğünden beri altını ıslatma sorunu yaşayan Gülben küçükken annesinin zorbalıklarıyla travma yaşamış sosyal anksiyetesi olan biri. Ayrıca kirli çarşaflarını atamıyor, "bir gün yıkanır" düşüncesiyle sürekli biriktiriyor.
Han, tıpkı üç kardeşi gibi davranış bozuklukları olan bir karakterdir. Çocukluk yıllarında annesinin en sevdiği oyuncak olan kurşun askerini çöpe atması onu çöp karıştırma ve biriktirmeye iterken öfke kontrolünde yaşadığı sorunlar aşırı sahiplenmeye yol açmıştır.
Kardeşlerin en küçüğü Neriman, aile travmalarından etkilenen, kendine zarar veren astım hastası bir kızdır.
Babaları Hikmet, aşık olarak evlendiği eski eşini ve oğlunu bir trafik kazasında kaybetmiş depresif bir baba figürü. "Belki iyi gelir" diye istemediği bir evlilik yapar ve çocukların anneleri Hasibe ile evlenir. Hikmet, Hasibe'ye ne sevgi ne ilgi gösterir, hep eski eşinin acısını yaşar içinde. Hasibe ise ne ailesinden ne de eşinden sevilme duygusunu tadamadığı için bu duyguyu çocuklarına da göstermez. İşte görüyoruz ki bir anne mutsuz olursa çocukları ne hale gelir.
"Seni dünyaya getirenler sevmediyse eğer, tüm dünya seni sevse de sevgisiz hissedersin."
Aslında evdeki tüm bu psikolojik rahatsızlıkların sebebi babaları Hikmettir. Zamanında karısına, Hasibe'nin annesi de Hasibe'ye sevgi gösterseydi belki Hasibe çocuklarına bu kadar zarar vermezdi iyi bir anne olurdu. Zaten Safiye de her zaman babasını suçlar ve ondan haz etmezdi.
Tanılar, semptomlar, tedaviler... Her şeyin ailede başlayıp bittiğini bu dizide çok net gördük. Çocuklarınıza sevgi ve ilgi göstermemenin sonuçları bu kadar ağır olabiliyor işte.
Tüm karakterler gibi ailesinden hasarlı olan İnci'nin ise ailenin bu denli delirmiş olduğunu görmesine rağmen Han'ı bırakmaması, ona bir anne şefkatiyle yaklaşması, her defasında ona bir şans tanıması ve anlamaya çalışması çok güzeldi ama Han'ın öfke sorunları ve karanlık sırları yüzünden aralarında çok kez sorun yaşandı. Esra ile olan arkadaşlıkları, dedesine ve kardeşine bağlılığı, Safiye'ye fazlasıyla tolerans göstermesi... İnci dizinin en iyi karakteriydi. 🫶🏻
Herkes oyunculuğunu mükemmel yaptı, onlarla birlikte biz de ağladık güldük, her duyguyu yaşadık. Ve her "Derinden" şarkısı çaldığında fazlasıyla duygulandım, çok güzel diziydi.... Sanki onlar benim ailemmiş gibilerdi. İlk defa bir diziye bu kadar bağlandım, bu diziyi hiç unutmayacağım ve hep tekrarlıcam. Hoşça kalın Derenoğlu ailesi, sarı kantaron, sırık, fosil, kıvırcık, maviş... 🤍