Spoiler içeriyor
Çok sevdiğim, her bir filmini en ince detayına kadar izlediğim serinin sonuna geldik. Sinemada izleyerek efsaneye güzel bir veda etmiş oldum. Filmi beğenmeyen ve beklentisinin altında kaldığını söyleyen yorumlara denk geldim ancak bence bu vedadan ne anlaşıldığına bağlı. Bu korku…devamıÇok sevdiğim, her bir filmini en ince detayına kadar izlediğim serinin sonuna geldik. Sinemada izleyerek efsaneye güzel bir veda etmiş oldum.
Filmi beğenmeyen ve beklentisinin altında kaldığını söyleyen yorumlara denk geldim ancak bence bu vedadan ne anlaşıldığına bağlı. Bu korku filmi bile olsa veda denildiği zaman duygusal yoğunluğunun daha baskın olacağı anlamına gelir. Tabii ki korku kısmı geri plana atılsın demiyorum, benim de eleştireceğim noktalar var. Ancak yine de bana seyir zevki verdi. Film fragmanlarını izleyen biri değilim o yüzden daha kayıtsız ve düz bakabiliyorum sanırım.
The Devil Made Me Do İt filminde Ed iblisin onu etkilemesiyle ciddi bir kalp krizi geçirmişti ve bu çiftin artık vaka almayıp emekli olmasına sebep olmuş. O yüzden filmin ilk bir saati Warren ailesinin ilişkilerine odaklanmıştı ki ben o sahneleri çok beğendim. İlk filmden polis memuru Brad Hamilton ve serideki diğer karakterler olan Drew ve Peder Gordon'u görmek gayet güzeldi.Judy'nin erkek arkadaşıyla Ed Warren'ın ilişkisi çok eğlenceli işlenmişti. Tam bir babaydı yani. Aşırı doğal oynamış. Zaten Tony'e kızlarıyla evlenmeden önce güzel bir gösterimde bulundular. Keyifliydi. Lorraine desen her zamanki tatlılığındaydı. Oyunculuklarına diyecek söz yok zaten.
Vakaya gelecek olursak, Ed'in gençliğini canlandıran oyuncu ona o kadar benziyor ki sahnesi bitene kadar acaba Ed miydi diye düşündüm. Kast seçimi gayet iyi olmuş. Vakada Warren ailesinin ilk filmden beri söylediği "Biz savaşmaktan kaçmayız." ilkesine ters düşen ve yıllar önce yaşanmış bir durumun tekrar gün yüzüne çıkması işlenmiş. Ancak bu işleniş detaysız olmuş. Neden böyle oldu? Ya da bunlar kim? Tam olarak ne istiyorlar ve neden istiyorlar? Ya da neden daha önce değil de şimdi? Gibi sorular benim zihnimde dolandı durdu. Buralar izleyiciye daha detaylı aktarılabilirmiş ilk iki filmde olduğu gibi. Sönük ve yetersiz kalmış. Ayrıca çözümleme açısından çok oldu bittiye getirilmiş. Özellikle bir kişinin ölümü aşırı gereksizdi. Yani öyle bir şeye hiç gerek yoktu. İblis gücü aşısından bakıldığında bir orantısızlık var. Yani iblis bu duruma sebebiyet verebilecek bir güçte lanse edilmedi. O yüzden mantığıma hiç uymadı. Ama Dawn karakterinin vücudundan cam parçaları çıkma sahnesini beğendim. Yenilikçiydi.
Kızları Judy'nin annesi Lorraine gibi yeteneğe sahip olduğunu Annabelle Comes Home filminde öğrenmiştik zaten ama burada da kanıtlanmış oldu. Belki ilerleyen zamanlarda kendisinin filmi bile yapılabilir belli olmaz.
Düğün sahnesi çok güzeldi. Evrene katkısı olan herkes oradaydı. İlk filmdeki Perron ailesi, ikinci filmdeki Hodgsonlar, üçüncü filmdeki küçük David, düğüne katılan davetliler arasındaki Valak ve serinin başmimarı James Wan.Herkes düğündeydi ve bu kısımda aşırı duygulandım. Tabii Annabelle de filmin içinde kendine yer buldu.
Kısacası yorumlara çok aldırmamak lâzım. Herkesin bakış açısı, yüklediği anlam ve yakaladığı detaylar birbirinden çok farklı olduğu için izleyip kendiniz karar vermelisiniz. O zaman seriye filmden bir replik ile veda edeyim.
Her vaka farklıdır. Her aile farklıdır. Aynı olan tek şey korkudur.
Puanım: 7/10