Spoiler içeriyor
Selam, Bir günde bitirdiğim bir kitap oldu öneririm yazının çoğu alıntı burda kalması için atıyorum İlk önce yazarın hayatına baktığımda, Nazi döneminde doğruyu söyleyip sistemden atılmış biri. Romana baktığımızda öğretmen karakterinin de aynı durumda olduğunu görüyoruz. Bir nevi kendi alter…devamıSelam,
Bir günde bitirdiğim bir kitap oldu öneririm yazının çoğu alıntı burda kalması için atıyorum
İlk önce yazarın hayatına baktığımda, Nazi döneminde doğruyu söyleyip sistemden atılmış biri. Romana baktığımızda öğretmen karakterinin de aynı durumda olduğunu görüyoruz. Bir nevi kendi alter egosunu yazmış yazar.
Bir de kitap ismini konuşmak istiyorum. Bence Türkçeye İlahsız Gençlik diye çevrilmeliydi. Tanrısız daha dini açıdan, ilah ise genel ahlaki açıdan eksik kişiler gibi tınılıyor.
'Masamın üstünde çiçekler duruyor.' diye başlar kitap ve yine aynı cümleyle son bölümü yazar.
'Peki ama mutlu muyum? Hayır, aslında hiç de mutlu değilim. Ama sonuçta hiç kimse mutlu değil ki.'
'Bu saçma sapan düşüncelere bir son ver, diye çıkışıyorum kendi kendime. Emeklilik hakkı olan sağlam bir işin var ve bu, dünyanın yarın dönmeye devam edip etmeyeceğini kimsenin bilmediği bir zamanda hiç de az şey değil! Senin yerinde başkaları olsaydı, acaba kaçı öpüp de başına koyardı... Büyük ekonomik endişeler yaşamadan yaşlanıp aptallaşabileceğin için Tanrı’ya şükret.'
Yüz sene önce de aynıymış insan. Devlete dayan, SGK olsun, emekli ol vs.
'Şu zamanda, en eski bilgeliklerin ilk kez kullanılan sloganlar gibi ne kadar sık önümüze getirilip servis edildiğini yeniden fark ediyorum. Yoksa bu hep böyle miydi? Bilmiyorum.'
'hatalı önkoşullarla yanlış sonuçlara varan kompozisyonlar. "Hatalı" ve "yanlış" birbirini geçersiz kılsa ne güzel olurdu, ama yapmıyorlar. Kol kola girmiş, içi boş şarkılar söyleyerek geziniyorlar.'
Sabah bir Telegram kanalında siyahiler hakkında "düşük benlik kapasiteli" insanlar olarak damgalayan bir yorum okudum. Nazizm dönemindeki çocukların beyni yıkanırken "Bütün zenciler üçkağıtçı, korkak ve tembeldir." yorumunu anlarım ama günümüzde kabul edemiyorum.
Öğretmenlerin sadece bekçi olarak konulması da çok acı bir durumdu.
"İlla ilkokul çocuğu gibi boğuşmanız gerekiyorsa bari bire bir boğuşun, ama bire karşı beş, bu düpedüz korkaklık!"
Burada dönemin devletlerine bir gönderme olduğunu düşünüyorum. Çocuklara söylüyormuş gibi yapıyor ama gayet belli ironi.
'Bu nasıl bir nesil? Sert ve güçlü mü, yoksa sadece kaba kuvvetten mi ibaret?'
"Biz beyazların," dedim, "kültür ve medeniyet yönünden zencilerden üstün olduğumuzu yazmışsın ki bu doğru da olabilir. Ama zencilerin yaşayıp yaşamadıklarının bir önemi olmadığını yazamazsın ki. Sonuçta zenciler de insan."
'Bazı babaların, çocuklarının çeşitli kompozisyonlarının içerikleri hakkında benimle aynı fikirde olduğu hissine kapılırdım. Ama sadece birbirimize bakar, gülümser ve hava durumu hakkında konuşurduk.'
'Senin de şimdiye bir oğlun olabilirdi, diye düşünüyorum o zaman, ama dünyaya bir çocuk getirmemek için kendime hakim olmasını biliyorum. Sırf herhangi bir savaşta vurulsun diye mi!'
"bütün insanların eşit olduğu Kitabı Mukaddes'te zaten yazılı!" "Kitabı Mukaddes'in yazıldığı dönemde bugün anladığımız anlamda sömürgeler yoktu,"
Kutsal kitabı eğip bükmeler tek bize özgü değilmiş.
'Zamanın ruhuna karşı gelip bir fırıncı ustası tarafından kendimi hapse attırabilirim, gidebilirim de, ama gitmek istemiyorum.'
'İşte karşımda oturuyorlar. Benden nefret ediyorlar. Beni mahvetmek istiyorlar, varlığımı ve her şeyi ve bunların hepsi sırf bir zencinin de insan olduğunu kaldıramadıkları için. Siz insan değilsiniz, hayır!'
'Şu oğlanların benim için kutsal olan her şeyi reddetmeleri aslında o kadar da kötü değildi. Daha kötü olan ise nasıl reddettikleri, şöyle ki: Tanımadan. Ama en kötüsü de hiç tanımak istemeyişleri!'
'Düşüncenin her türlüsünden nefret ediyorlar.'
"Hak, kendi soyuna iyi gelendir," diyor radyo. Bize iyi gelmeyen, haksızlıktır. Öyleyse her şeye izin var; cinayet, soygun, kundaklama, yalancı şahitlik... Evet, bunlara sadece müsaade edilmemiştir, kendi soyunun çıkarları için yapılıyorsa eğer ortada yanlış hareket bile yoktur!'
'Benim ruhum da zayıfladı. Gazetede, onlardan birinin öldüğünü okuduğumda, "Çok az! Çok az!" diye düşünüyorum.'
Charlie Kirk hakkında düşündüğüm şeylerden sonra bana da geldi iğneleme.
'Bütün silahların etkisini yok edebilecek bir silahın, yani silahın bir nevi tam tersinin icat edilmesi gerektiğini düşündüm... Ah, keşke mucit olsaydım, neler neler icat ederdim. Dünya ne kadar mutlu olurdu!'
'Aptallığın cennetinde yaşıyorlar ve tek idealleri de hor görme.'
'Yoksa balıklar yüzerek pencereye gelir ve içeri bakarlar'
'Şu an senin o mezarda yatmanı diliyor. Bir zamanlar yaşadığını kimse öğrenmesin diye senin mezarını da yok edecektir.'
Bu yöntemi Romalıların da kullandığı biliniyor. O dönemde de Naziler ve Stalin dönemi SSCB’sinde de görülüyor.
'Annem hep der, erkekler çıldırdı ve kanunları yapan onlar.'
'Evet, belki de Annie’nin annesi haklıdır. Erkekler çıldırdı, çıldırmayanların da azmış delilere deli gömleğini giydirmeye cesareti yok. Evet, kadın haklı. Ben de korkağın tekiyim.'
'Bazı insanların diğer insanların tümüne nazaran daha fazlasına sahip olduğu birtakım değerler her zaman olacaktır. Yakada daha fazla yıldız, kolda daha fazla şerit, göğüste daha fazla madalya, görünür veya görünmez, çünkü zengin ve fakir her zaman olacaktır, aynı aptal ve akıllı gibi. Ve kiliseye de Öğretmen Bey, maalesef bir devletin nasıl idare edileceğine hükmetme hakkı verilmemiştir. Ve ne yazık ki her zaman zenginler tarafından yönetilen devletin tarafında durmak onun görevidir." "Evet, evet, dine hiç karşı gelmemiş birinin aziz olmasına ve hiç aptallık etmemiş birinin bilge olmasına çok ender rastlanır!'
yor mu ki, bir devenin iğne deliğinden geçmesi bir zenginin cennete girmesinden daha olasıdır." "Peki ya kilise? Kilise iğne deliğinden geçebilecek mi?" "Hayır," diyor yine gülümseyerek, "bu pek mümkün değil. Çünkü kilise, iğne deliğinin ta kendisi."
Kiliselerin cennete gitmeyi hep zorlaştırdığını ve işinin bu olduğunu görüyoruz.
"Dünyadaki en korkunç şey Tanrıdır."
'Başka insanların talihsizlikleriyle yatağa giriyor ve yapay acıma hissiyle kendilerini tatmin ediyorlardı.'
'Suçlular ve ahmaklarla uğraşan biri, suçlu ve ahmak gibi davranmalı, yoksa yok olur. Her şeyiyle.'
''Ama biz öyle değiliz, biz toplanıyoruz, sonra da okuduğumuz her şey hakkında konuşuyoruz."
"Yedinci maddeye göre sadece kitap okumak için değil, aynı zamanda kitaplara göre yaşamak için buradayız."
'Zenci, zencilerin yanına gider.'
Biraz uzun oldu, alıntıların çoğunu eklemek istedim. Bazılarına yorumu da ekledim. Okuduğunuz için teşekkürler.