“Hayat: Bir Anlam Arayışı mı, Yoksa Sadece Bir An mı?” Hayat... Her sabah yeniden başlayan, her gece biraz daha eksilen bir yolculuk. Kimine göre bir oyun, kimine göre bir sınav, kimine göre imtihan, kimine göre bir simülasyon. bazısına göre ise…devamı“Hayat: Bir Anlam Arayışı mı, Yoksa Sadece Bir An mı?”
Hayat... Her sabah yeniden başlayan, her gece biraz daha eksilen bir yolculuk. Kimine göre bir oyun, kimine göre bir sınav, kimine göre imtihan, kimine göre bir simülasyon. bazısına göre ise yalnızca bir tesadüfler zinciri. Ama her ne şekilde tanımlarsak tanımlayalım, aslında hepimiz ortak bir soru etrafında dönüp duruyoruz: "Bu hayatın anlamı nedir.?"
İnsan, doğası gereği soran bir varlıktır. Bir ağacın neden büyüdüğünü, yıldızların neden parladığını, burçların nasıl yorumladını , kendi gözlerinden neden yaş aktığını merak eder. Hatta neden nefes aldığını bile merak eder. Ama en çok da kendi varlığını sorgular. “Ben kimim?” "Ben neden varım.?" "Niçin geldim buraya "diye başlar, “Nereye gidiyorum?” diye devam eder bu sorular.
Felsefe, yüzyıllardır bu sorulara cevap arıyor. Sokrates “Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değmez,” derken, Nietzsche hayatın anlamını bizim yüklememiz gerektiğini savunuyordu. Camus ise daha sertti: “Hayat anlamsızdır ama yine de yaşanmalıdır.” Bu fikirler arasında gidip gelirken, bazen fark ederiz ki aslında hayatın anlamı, onun kendisidir. Yaşamak... Hissetmek, dokunmak, sevmek, düşmek, kalkmak ve yeniden denemek.
Hayat çoğu zaman bir düz çizgi gibi görünmez. Bazen sarsar, bazen düşürür, bazen de hiç ummadığın bir anda içine güneş doğurur. Ama belki de güzelliği tam olarak buradadır. Çünkü hiçbir sabah bir diğerine benzemez. Ve hiçbir insan da bir diğerinin aynısı değildir. Hepimiz eşsiz, hepimiz eksik, ama hepimiz tamamlanmaya çalışan varlıklarız.
Hayat sana ne sunarsa sunsun, onun içinden geçmek zorundasın. Düştüğünde kalkmak zorundasın. Çünkü onun tek kuralı budur: Devam etmek. Sevdiklerini kaybetsen de, hayal kırıklığına uğrasan da, yolunu kaybetsen de... Devam etmek. Belki de hayatın en büyük anlamı burada gizlidir: Yürümeye devam edebilmekte.
Ve sonunda, dönüp baktığında anlayacaksın ki hayat ne bir sınavdı ne de bir oyun. O sadece bir hikâyeydi. Anlatılmayı bekleyen, yaşanmayı hak eden, senin cümlelerinle tamamlanacak bir hikâye... Peki bizim anlatılmaya değecek bir hikayemiz olacak mı?