Bir devrin sonu. Neden bu kadar sevildiğini çok iyi anladım. Karakterler ve hikayeleri öyle girift bir yapıya sahip ki sanki gerçek bir dönem dizisi izler gibiydim. Gerçekten böyle bir dünya olsa ancak bu kadar zengin bi kadro ve zengin bir…devamıBir devrin sonu. Neden bu kadar sevildiğini çok iyi anladım. Karakterler ve hikayeleri öyle girift bir yapıya sahip ki sanki gerçek bir dönem dizisi izler gibiydim. Gerçekten böyle bir dünya olsa ancak bu kadar zengin bi kadro ve zengin bir hikaye olabilirdi.
Herkes hikayesini tamamladı. Bazıları ölümle bitti bazıları yeni bir hayata adım attı.
Taht kavgalarıyla geçen sezonlar, en sonunda o tahtın yok olmasına sebep oldu. O taht için savaşan herkesin canını alarak tabi. Fakat en çok üzüldüğüm ve ağladığım ölüm Hodor oldu🥲 neden bilmiyorum ama oturdum hüngür hüngür ağladım.
Daenerys, Halka zulm eden diktatörlerden kurtarmak için çıktığı yolda masum halkı katlederken son buldu yolculuğu. En başından beri şefkatli bir anne gibi davrandı fakat ne kadar şefkatliyse kendi canından oldu. İyilik yapmak isterken sürekli kötülükle karşılaştı. Daenerys aslında hep doğru yoldaydı ama kendi doğrusundaydı. Onun amacı sadece bir taht değil, dünyayı “daha adil” kılmaktı. Ama bu uğurda “acımasız olmayı da adaletin bir parçası” sanmaya başladı.
Senin farklı olacağına inanmıştım. Çabaladı da aslında farklı olmaya ama en sonunda hırslarının kurbanı oldu.
Jon Snow, özgür insanlarla giderken son bir kez arkasına baktı ya işte dedim o an gözlerindeki hüzün çok başkaydı. Hiç istemeyerek kabul ettiği makamları ve ondan beklenen sorumlulukların hepsini arkasında bıraktı ve başına ne geleceğini bilmediği bir yolculuğa çıktı. Duvarın ötesine… kalbi kırık… bir yanıyla her şeyini kaybetmiş bir yanıyla da artık kimsenin ondan bir beklentisinin olmadığı hayata adım attı. Sevdiği kadını bir canavara dönüşmeden öldürmek de sadece doğruyu yapmaya çalışan bir adamın yapacağı bir şeydi.