Bu kitap, dört büyük tanrılara inanan bir köyde geçiyor. Köy uzun süredir yağmur alamadığı için kuraklık baş gösteriyor ve halk artık umutsuzluğa kapılıyor. Çözüm olarak köyün kâhini, Su Tanrısı’na bir gelin sunulması gerektiğini söylüyor. Fakat Su Tanrısı, gelinlerden nefret ediyor.…devamıBu kitap, dört büyük tanrılara inanan bir köyde geçiyor. Köy uzun süredir yağmur alamadığı için kuraklık baş gösteriyor ve halk artık umutsuzluğa kapılıyor. Çözüm olarak köyün kâhini, Su Tanrısı’na bir gelin sunulması gerektiğini söylüyor. Fakat Su Tanrısı, gelinlerden nefret ediyor.
Tanrıya gelin olarak seçilen genç bir kızın korku, kader ve bilinmezlik içinde, Su Tanrısı’yla yollarının kesişmesini ele alıyor ve kendini bir anda tanrısal bir dünyanın, eski sırların ortasında buluyor. Hikâye ilerledikçe hem Tanrı’nın hem de gelinin geçmişi ortaya çıkıyor; aralarındaki merhamet, aşk arasında gidip gelen bağ, okuyucuyu mitolojik bir masalın içine çekiyor. Kader, inanç, fedakârlık ve tanrısal güçler üzerine kurulu fantastik bir kitap.
Pukka’nın kitap tasarımlarına gerçekten çok seviyorum! Hem içerik açısından dolu dolu oluyor hem de dış tasarımıyla bunu çok güzel yansıtıyorlar. Bu kitabın kapağı ise benim favorim; tonlamaları o kadar güzel ki, ne zaman elime alsam keyifleniyorum.
Kitabın konusu oldukça ilgi çekici. Bu tarz fantastik hikâyeleri okumayı seviyorum. Özellikle zekice kurgulanmış ve kendi evrenini derinlemesine yansıtan kitaplar, bana göre türün en güzel örnekleri oluyor.
Bu kitabı ilk olarak Wattpad’de okumuştum. O zamanlar kitap olacağına dair bir haber yoktu ama hikâyeyi o kadar severek takip ediyordum ki, her bölümünü sabırsızlıkla beklerdim. Üstelik yazarla o dönemlerde konuşma fırsatım olmuştu, bu da hikâyeyi benim için daha özel kıldı. Yıllar sonra keşke elimde olsa dediğim kitabı gerçekten raflarda görmek inanılmaz güzel bir his.
Yazarın anlatımını ve konuyu ele alış biçimini gerçekten çok başarılı buldum. Hikâye baştan sona dikkat çekiciydi. Özellikle kurduğu evreni okuyucuya hissettirme şekli, benim en sevdiğim kısımlardan biriydi.
Aron ve Mana’nın sahnelerini okumak içimi ısıttı. Aralarındaki o tatlı diyaloglar ve ufak atışmalar hem eğlenceliydi hem de bana huzur verdi.
Bazı bölümlerde zaman çizelgesinin sunuluş biçimi, özellikle geleceğe dair verilen kesitler, akışta küçük kopukluklar yaratmış. Bu da hikâyenin akıcılığını biraz zedelemiş gibi hissettirdi. bu yönü çok hoşuma gitmedi.
Serili kitaplarda daha ilk bölümden smut sahnelerine yer verilmesini çok tercih etmiyorum; çoğu zaman bana yapay hissettiriyor. Sanki hikâyenin doğal akışından çok, beklentiyi karşılamak amacıyla eklenmiş gibi duruyor. Oysa duyguların yavaş yavaş, daha gerçekçi biçimde hissettirilmesi çok daha etkileyici olurdu. Özellikle Aron’un başlarda gelinlerden nefret eden soğuk tavırlarından birden sıcak bir kabullenme sürecine geçmesi, karakter gelişimi açısından bana biraz aceleye gelmiş gibi hissettirdi.
Genel anlamda oldukça beğendiğim bir kitap oldu. Hem kurgusuyla hem karakter derinliğiyle hem de anlatım tarzıyla başarılı bir fantastik hikâye sunuyor. Akıcı dili sayesinde okurken hiç sıkılmıyorsunuz; bu yönüyle fantastik türü sevenler için keyifli bir tercih olabilir. 🌸
────୨ৎ────
Puanım: 7/10
────୨ৎ────
"Seni büyüteceğim."
"Ya yapamazsam?"
"Denemeye devam edeceğim."
"Ya bıkarsan?"
"Bıkmam."