Spoiler içeriyor
Memo, zihinsel engelli, saf kalpli bir çobandır. Küçük bir sahil kasabasında annesi ve minik kızı Ova’yla birlikte yaşamaktadır. Ova, babasının her şeyidir. Memo’nun dünyası basit ama sevecendir; keçileriyle ilgilenir, Ova’yla oyunlar oynar. Kasabanın çocuklarıyla da iyi geçinir ama bazı insanlar…devamıMemo, zihinsel engelli, saf kalpli bir çobandır. Küçük bir sahil kasabasında annesi ve minik kızı Ova’yla birlikte yaşamaktadır. Ova, babasının her şeyidir. Memo’nun dünyası basit ama sevecendir; keçileriyle ilgilenir, Ova’yla oyunlar oynar. Kasabanın çocuklarıyla da iyi geçinir ama bazı insanlar onun farklılığını anlamaz, küçümser.
Bir gün, kasabada komutanın küçük kızıyla (Sedanur) Memo karşılaşır. Kız, babasının aldığı kırmızı çantayı Memo’nun elindeki benzer bir çantayla karıştırır. Memo, çantayı geri isterken kız oyun olsun diye kaçar. İkisi bir uçurumun kenarına kadar gelir. Ancak kaza olur: küçük kız kayalıklardan düşerek ölür. O an orada başka kimse yoktur. Memo, onu kurtarmaya çalışır ama olay öyle görünmez. Kızın babası, bölgede askeri gücü olan bir albaydır. Kızının cesedi bulunduğunda Memo da oradadır. Herkes olayı onun yaptığını sanır. Memo, ne olup bittiğini doğru düzgün anlatamaz çünkü zihinsel engeli vardır, kendini savunamaz. Halk galeyana gelir, askerler onu döver, işkence eder. Memo “öldürmedim” dese de kimse inanmaz.
Mahkemede hiçbir şey anlatamaz; avukat bile onu anlamaz. Adalet, güçlü olanın elindedir. Sonuçta, komutanın nüfuzu nedeniyle Memo idam cezasına çarptırılır. Küçük kızı Ova ve yaşlı annesi perişan olur. Memo cezaevine, “Yedinci Koğuş”a gönderilir.
Başta koğuştaki mahkûmlar da Memo’dan hoşlanmaz. Onu bir çocuk katili sanırlar ve döverler. Ancak zamanla Memo’nun masumiyeti ortaya çıkar. Koğuşun diğer mahkûmları, özellikle delikanlı Askorozlu ve diğerleri, onun saf yüreğini görür. Memo’nun tek isteği, kızı Ova’yı bir kez daha görmektir.
Ova ise babasını çok özler, dedesi öldükten sonra tek başına kalır. Memo’nun masum olduğunu bilen avukat Hanife (Deniz Baysal) bir şeyler yapmaya çalışır ama sistem duvardır; güçlülerin hatasını kimse sorgulamaz.
Bir gün, koğuştakiler büyük bir risk alarak Ova’yı gizlice içeri sokarlar. Küçük kız, babasıyla buluşur. Bu sahne, filmin en duygusal anlarından biridir. Baba-kız birbirine sarılır, ağlarlar; koğuştaki diğer mahkûmlar da gözyaşlarını tutamaz. Ova, babasının ne kadar iyi bir insan olduğunu herkese gösterir.
Ancak gerçek ortaya çıkmaz. Komutan, kızının ölümünü kabullenemediği için Memo’nun asılmasını ister. Gün gelir, idam emri çıkar. Koğuştakiler çaresizdir. Memo, idam edilmek üzere götürülür. Herkes ağlar, Ova perişandır. Tam o sırada, mucize olur: Koğuşta kalan mahkûmlardan biri, Memo’nun yerine idam edilmek için gönüllü olur. Onun yüzüne benzer bir mahkûm, gizlice yer değiştirilir. Bu planı, cezaevi müdürü bile farkında olmadan kabul eder.
İdam gerçekleşir ama idam edilen kişi Memo değildir. Ova ve Memo gizlice kaçırılır, uzak bir yere gönderilirler. Ova sonunda babasıyla yeniden bir aradadır. Filmin sonunda, deniz kıyısında baba-kız birbirlerine sarılır, uzaklara doğru yürürler. Geride ise herkes, “Yedinci Koğuştaki mucize”yi anlatır.