Ahlâkî muğlaklığı merkeze alan, öte yandan oldukça rahatsız eden ve tartışmaya açık bir kitap olduğunu söylemeliyim. Bir mahkum, kendisini suça götüren unsurları kendi bakış açısıyla yazıya döküyor. Ama okuyucu olarak, onu suç işlemeye iten unsur çevresi mi yoksa içgüdüleri mi…devamıAhlâkî muğlaklığı merkeze alan, öte yandan oldukça rahatsız eden ve tartışmaya açık bir kitap olduğunu söylemeliyim.
Bir mahkum, kendisini suça götüren unsurları kendi bakış açısıyla yazıya döküyor. Ama okuyucu olarak, onu suç işlemeye iten unsur çevresi mi yoksa içgüdüleri mi anlamak kolay değil.
Fikirleri, davranışları çok da dikkate alınmayan; ancak bu görünmezliği neticesinde etrafa dehşet saçan birine dönüşen bir karakter Pascual. Bana kalırsa oldukça tehlikeli biri. Eğitimsizlik, cehalet, yoksulluk, şiddet, sevgisizlik onun yaşamını istila etmiş, elbette bu unsurlar göz ardı edilemez. Ama Pascual oldukça saf görünen, suç işlemeyi aklına bile getirmeyecek bir karakter gibi görünüyor. Oysa birine zarar verirkenki soğukkanlılığı ve ardından hayatının hemen yoluna gireceği düşüncesine sahip olması, ahlaki anlamdaki zayıflığını ortaya koyuyor. Onu tehlikeli olarak nitelendirme sebeplerimden biri bu. Çevremizde Pascual gibi biri varsa ondan şüphe etmeyiz, soğukkanlı bir katil olacağını aklımıza getirmeyiz, suç işlediğini duyarsak ya inanmayız ya da karşı tarafın onu kışkırttığını düşünürüz. Esasında bu düşünce tamamen yanlış sayılmaz. Pascual gerçekten kolayca manipüle edilen bir adam. Tehlikeli taraflarından biri de bu aslında. Bir cümle gözünün dönmesi için, kas gücünü birini öldürmek amacıyla sonuna kadar kullanması için yeterli oluyor. Mesela sırf başkalarının dolduruşuna gelip suçu günahı olmayan birini öldürebilecek potansiyele sahip.
Kitabın birinci tekil kişi anlatımına sahip olmasının nedeni karakterin içini net şekilde yansıtabilmekti sanırım. Ama burada en dikkat çekici nokta Pascual'ın felsefi içsel monologlarıydı. Öyle güzel tespitleri, öyle altı çizilesi cümleleri var ki; yalnızca bu alıntıları görsem bu cümlelerin ait olduğu karakteri çok merak ederdim. Ama sanırım soğukkanlı bir katil olacağını düşünmezdim. Yazarın okuyucuyu kasten muallakta bıraktığını düşünüyorum bu anlamda. Yani Pascual suça itildi mi yoksa içindeki vahşet ortaya çıkmayı mı bekliyordu, tartışmalı bir konu.
Kitapta rahatsız eden ancak temelinin buna bağlı olduğu bir unsur var: Erkeklik kavramı. Bu kavrama o kadar çok vurgu yapılıyor ki, kasten yapıldığını anlamasam kitabı daha ilk sayfalardan bırakmıştım kesin. Pascual'ın manipülasyona uğradığı esas konu da bu kavram zaten. Kitapta sürekli "sen erkek misin, erkek değilsin, bu erkekliğe yakışmaz" minvalinde cümleler kuruluyor. Toplumsal bir baskı mevcut aslında. Özellikle cinsiyet kalıpları hakkında çok rahatsız edici deyimler, söylemler, dile getirilen çirkin düşünceler kitabı tamamlamam noktasında beni zorladı. Ama kitabın olayı buydu: Rahatsız edici, karanlık ve filtresizdi. Tartışmalı üslubu ve konusu nedeniyle de tamamladığım için mutluyum. Bir yıl sonra yeniden okusam bambaşka bir açıdan bakarım belki her detaya, öyle bir kitap.