🍂 Keder ve Mutluluk - Meg Mason Kederi, depresyonu ve sevgiyi en iyi yansıtan kitaplardan biri oldu benim için. Martha, onu her şeyden çok seven bir eşe, güzel bir eve ve gözünün içine bakan bir aileye sahiptir; öyle ki annesine…devamı🍂 Keder ve Mutluluk - Meg Mason
Kederi, depresyonu ve sevgiyi en iyi yansıtan kitaplardan biri oldu benim için.
Martha, onu her şeyden çok seven bir eşe, güzel bir eve ve gözünün içine bakan bir aileye sahiptir; öyle ki annesine göre bu, nadiren elde edilebilecek bir zenginliktir. Fakat tüm bu zenginliğin içinde Martha, hayatının elinden kayıp parçalara ayrılıyormuş gibi hissetmekten kendini alamaz. Belki bunun nedeni sadece diğer insanlardan daha fazla düşünmesidir –ya da belki de kafasının içinde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Şimdi, kırklı yaşlarına yaklaşırken ailesinin evine dönüp, kırılan parçaları tek başına toplamaya çalışacaktır.
İlk sayfalarda, yazım dilinden mi yoksa çeviriden mi bilmiyorum ama kitabın içine girmekte biraz zorlandım. Fakat ilerledikçe beni öyle etkiledi ki, son sayfaları gözlerim dolu dolu okudum. Derinden etkileyen, sarsıcı bir hikâyeydi. Kütüphaneden tamamen tesadüfen aldığım bu kitabın beni bu kadar etkilemesini hiç beklemiyordum.
Bir kadının çocukluğundan kırklı yaşlarına uzanan sürecini; kendisinden şüphe ederek, annesine öfkelenerek, kardeşini kıskanarak, kocasının anlayışsızlığından yakınarak geçirdiği yılları okuyoruz. Martha, kendisine konulan yanlış bir tanının ağırlığıyla, koca bir ömrü zehir ediyor. Okurken zaman zaman sinirlenip bunu yapma, yanlış anlama dediğim çok oldu. Ama sonra fark ettim ki depresyondaki birini anlamaya çalışmak, çoğu zaman gerçekten zor bir süreç.
Hem destek olmaya alışmak hem de o kişinin iyileşmek için çabalamasını istemek… Fakat onun yapamadığını görmek… Bu çok zor. Kitapta da görüyoruz; kocası Patrick, her şeye rağmen Martha’nın yanında kalıyor, onu destekliyor. Ama depresyonu yaşayan kadar, yanında olan kişi için de bu dönem çok yıpratıcı. Çünkü ne kadar empatik ya da anlayışlı olursak olalım, bir noktada biz de tükeniyoruz.
Mental rahatsızlıklar kesinlikle iki taraflı yaşanıyor. Depresyonda olan kişi için yalnızlık ve anlaşılmama duygusu baskınken, çevresindekiler için çaresizlik ve öfke hissi kaçınılmaz oluyor. Kitap bu yönüyle çok gerçek ve dokunaklıydı.
Okurken filmi ya da dizisi yapılsa nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim. İngiltere’nin havasını, sokaklarını, atmosferini çok güzel hissettiriyor. Bitirdiğimde, gerçekten çok güzel bir kitap okudum dedim kendi kendime.
Sevginin ne kadar dönüştürücü ama aynı zamanda yıkıcı olabileceğini anlatan, karakterleriyle ve mekanlarıyla içine çeken harika bir roman.
Sonunda Martha’nın kendini keşfetme sürecini, yeniden ayağa kalkışını çok sevdim. İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu. Bu havalarda okuyabileceğiniz, depresif ama bir o kadar da sıcak bir roman. Kesinlikle tavsiye ederim.