Spoiler içeriyor
Vesikalı Yarim. Bu film çok acı verici bir hikaye.Hangi pencereden bakarsak bakalım elimizde kalıyor adeta. Her bakılan pencerede her duyguyu nasıl da hissettiriyor ama.Bu filmi belli bir noktadan sonra o kadar çok izledim ki adeta benden biri oldu bu film.…devamıVesikalı Yarim. Bu film çok acı verici bir hikaye.Hangi pencereden bakarsak bakalım elimizde kalıyor adeta. Her bakılan pencerede her duyguyu nasıl da hissettiriyor ama.Bu filmi belli bir noktadan sonra o kadar çok izledim ki adeta benden biri oldu bu film. Böyle anılarla anımsanan her şeyi ayrı seviyorum.
Film Halil ve arkadaşlarının vakit geçirmek için sözleşmeleri ile başlıyor. Sabiha ile tanışmaları da arkadaşları ile gittiği mekanda gerçekleşiyor. İlk görüşte aşk resmen. Arka fonda çalan şarkı birden kesiliyor, gözler kilitleniyor. İlk izlediğimde her şeyden habersiz ne kadar da gıpta dolu izlemiştim aşık olma sahnelerini... Çalan şarkının sözleri de çok manidardı " bir sevda uğruna ben ömrümü verdim senin yüzünden. " İlk izlediğimde ambiyansın yoğunluğuna kapılmışım da Halil'in Sabiha ile tanışmadan evli olduğunu belirtmesini anlamamışım. Demek ki aynı şeyi defalarca izleyince küçücük detayları dahi zihnine kazıyor insan. Sabiha'nın bir gün çalıştığı mekandan kurtulacağını, iyi bir adamla ömür geçirmek istediğini bir sahnede belirttiği gibi. En naif bulduğum nokta ise Halilin evli olduğunu öğrenip de soramamasıydı Sabiha'nın. " Sorar mıyım hiç, küstürür müyüm Halili ?" Aynı soru biçimini Sabihanın kendisini bırakması sonrası Halil de soruyor. "Sormam, evet derse? " Aynı kalp heyecanları, aynı kırılışlar.Her sahneden bir anlam çıkarmak istediğimden mi yoksa bağlam kurma hevesim mi bilemiyorum ama arka fonda çalan her şarkıda dahi bir anlam buluyorum. Sabihayı ikinci kez görmeye gittiğinde arka fonda çalan " aldatacaksın beni seni gidi yaramaz seni " gibi.Sabiha'nın Halil ile olamayacağını hissettiğinde çalıştığı mekanda " kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime " çalıyordu mesela. Sabiha tamamen her şeye evet deyip tekrar Halilin çalıştığı yere gittiğinde ve onu çocukları ile gördüğünde " gözyaşlarım boşuna düşmem artık peşine" sözlerinin geçmesi gibi. Güzel geçen günlerle daha çok bağlanıyorlar birbirlerine. Halil düzenini değiştiriyor ve bir yüzük dahi alıyor Sabihaya. Bu yüzüğü de film bitmeden Halilin Sabihayı bıçaklama sahnesinde Sabiha'nın parmağında tekrar görüyoruz. Halil de görseydi acaba tekrar birleşirler miydi diye hep düşüneceğim, hep. O kadar iç dolduran bir film ki yüzlerce satır yazabilirim galiba.Ne çok bırakmak ne de çok bırakmamak istedi Sabiha. Belki de ilk kez bu kadar görüldüğündendi. Fakat halilin evli olduğunu öğrenip ve içinde buna tamamen inandıktan sonra "Yok birleşecek gibi değil, benim yolum başka. Seni tanıdıktan sonra anladım bunu... En iyisi seni hiç görmemek, hiç duymamak. Sevgi de yetmiyormuş biz seninle çok eskiden rastlaşacaktık." cümleleri filmi en güzel şekilde özetliyor aslında... En çok üzüldüğüm nokta ise hep şu oldu; bir aşk uğruna insan evlatlarını ve hayat arkadaşını bu kadar göz ardı edebilir mi cidden ? Evlilik konusunda Sabihaya ; seninle evleneceksem evet olur diye düşünmesi, evliyken üstelik, beni her zaman kırmıştır. Arka plana atılan bir yuvanın olması, seni her zaman sorgusuz bekleyecek birinin varlığına güvenmeden mi kaynaklı ? Evine döndüğünde oğlunun " saçımı okşadı, gitmeyecek galiba " diye söylemde bulunması dahi yürek burkuyor. Bir tarafta yuva bozmamak için uğraş veren Sabiha varken bir tarafta da ne olursa olsun senle olsun diyen Halilin varlığı oldukça kırıcı. Sonu ise... Yuvasına dönen, mutlu saadetli ve çocuklu yaşayan bir Halil ve alıp başını giden Sabiha. Halil en mutsuz olması gereken kişiydi bana göre. Yine yeniden izleyene kadar ✨❣️