Filmi geçmiş yıllarda izleseydim belki de bunların bir gün gerçek olacağına asla inanmak istemezdim. IMDB yüksekliğinin ve aldığı ödüllerin sebebi de 12 yıl önce çekilen bir film olması diye düşünüyorum. Şimdiki şartlarda bu filmi izlemek oldukça sıkıcı çünkü günümüz dünyası…devamıFilmi geçmiş yıllarda izleseydim belki de bunların bir gün gerçek olacağına asla inanmak istemezdim. IMDB yüksekliğinin ve aldığı ödüllerin sebebi de 12 yıl önce çekilen bir film olması diye düşünüyorum. Şimdiki şartlarda bu filmi izlemek oldukça sıkıcı çünkü günümüz dünyası maalesef filmin yansıması haline gelmiş durumda. Açıkçası şunu söylemeliyim ki film beni bunalttı. Böylesine etraftaki her şeyin minimalist hale gelmesi tek tipleşmesi… insanların kıyafetleri, ofis düzeni, evlerin boşluğu, hep açık ve aynı renklerin kullanması. Sanki ana karakter Theo ortamda kaybolmasın diye ana renklerde giydirilmiş. Ben maksimalist ve gelenekçi, günümüz dünyasına ayak uyduramayan vintage geleneğini sürdüren bir insan olarak bu filmden nefret ettim. Çünkü gerçekleri böylesine suratıma çarpması benim ise ısrarla gerçeği görmek istememem durumu arasında adeta yalpalandım.
Kabul etmek istemiyorum; bu kadar faydacı bir insan olmak ve işlemeleri, motifleri, renkleri bile gereksiz görmek hassasiyetten uzak olmak insanı robotlaştırmıyor mu? Şimdi sosyal medyaya baktığınızda herkesin evinin de aynı ton ve aynı şekilde dekore edildiğini ve insanların da hep aynı şekilde giyindiğini görmek bana ızdırap veriyor. Sıklıkla eskileri anıyorum, etnik desenleri seviyorum, eski şarkıları seviyorum. Evim rengarenk olsun istiyorum, etnik desenli halılara yer vereyim belki de dantellere.. Şimdi listelerde ilk sıralarda bile yapay zekanın ürettiği şarkılar var. Bunu kabullenmek bana çok zor geliyor. “Eylülzede” şarkısının yapay zekadan üretildiğini duyduğum anda onu dinlemeyi bıraktım. Bunu anlayamadığım için de kendime kızdım. Reelsler bile yapay zekadan yapılıyor artık. Robotlaşıyoruz. Yapay zekanın her işimizi kolaylaştırması bizi robotlaştırıyor. Emekten uzaklaşıyoruz çabadan, zamanımızı bile vermek istemiyoruz. Her şeyi hızlıca tüketmek istiyoruz. YouTube bile x4 hız özelliğini getirdi. Her şey hızlı olsun da daha fazla reels, TikTok, shorts kaydıralım. Hayır!
Neden böyle olduk? Bu sistemin bir parçası olmak istemiyorum. Kendimi bu çağa bile ait hissetmiyorum.
Filmde apaçık bir şekilde hissettiğim şey şuydu. Acizliğimiz! İnsanoğlu ne kadar aciz! İnsanoğlu kendi ürettiği bi şey tarafından yönetiliyor. İnsanın sıkı sıkıya inandığı değerleri olmazsa inançları olmazsa bu dünyada yaşamaya değer bir şey kalır mı? Filmde bir replikten bahsetti ana karakter “Hissedebileceğim her şeyi hissettim.” Böyle bir şey mümkün olabilir mi? İnsan bu dünyadaki en kutsal varlıktır. Tüm dünya ise insan için yaratılmıştır. Bizi sadece bu zırvalıklara inandırıyorlar. Bizi sosyal medyaya bağımlı hale getiriyorlar. Bizde aptallaşıyoruz. Şikayet ettiğimiz her şey aslında bizim seçimimizdir. Kendi değerlerimizin farkına varmak bizim elimizde, acizliğimizin farkında olmak ancak yaratıcının karşısında gereklidir. Onun dışında insan enaniyet illetine bulaşmadan değerlerinin farkında olmalı, bu düzenin kendisini yönetmesine dur demelidir.