Spoiler içeriyor
Zambak,beş çocuklu fakir Yi ailesinin ikinci kızıdır. Yetersiz beslendiği için yaşıtlarına göre zayıf ve küçük kalmıştır. Ama ayakları bağlanmadan önce eve gelen bir kahin onda özel bir şey görür. Ona tıpkı adı gibi,zambak gibi narin küçük ayakları olabileceğini söyler. Bu,Zambak’ın…devamıZambak,beş çocuklu fakir Yi ailesinin ikinci kızıdır. Yetersiz beslendiği için yaşıtlarına göre zayıf ve küçük kalmıştır. Ama ayakları bağlanmadan önce eve gelen bir kahin onda özel bir şey görür. Ona tıpkı adı gibi,zambak
gibi narin küçük ayakları olabileceğini söyler. Bu,Zambak’ın zengin bir aileye gelin gidebilmesi ve ailesinin statüsünün yükselebilmesi anlamına geliyordur.
1800’lü yılların Çin’inde küçük ayaklar kadınların itaakarlığının,kişisel disiplinlerinin ve çocuk doğurma acısına katlanabileceklerini gösteren bir simgedir. Ayakları ne kadar küçükse o kadar beğenilirler. Değerlerini hep ayakları belirler.
Zambak’ın da küçücükken ayakları bağlanır. Çöpçatan aracılığıyla bu küçük yaşta kendisine damat da aranmaya başlar. Sadece kadınların bildiği ve kullandığı Nu Şu yazısını öğrenmeye başlar ve iyi bir eş adayı olmak için annesiyle yengesinin ona öğretebildiği ölçüde kendini eğitir. Derken birgün eve,üzerinde Nu Şu yazısı olan zarif bir yelpaze gelir. Yakınlardaki bir köyde yaşayan küçük bir kız, ondan laotong’u yani ruh kardeşi olmasını istemektedir.
Kar Çiçeği,Zambak ile aynı gün,aynı yıl,aynı saatte doğmuştur. Hatta ayakları da onunla aynı gün bağlanmıştır. Fakat Kar Çiçeği çok zengin bir ailenin kızıdır. Görgüsü,eğitimi ve Nu Şu bilgisi Zambak’ın annesi ve yengesinden bile çok çok daha öndedir.
Zambak’ın Kar Çiçeği gibi bir kızla ruh kardeşi olması onu iyi bir evlilik yapmaya layık olduğunu göstereceği için ailesi bunu kabul eder. İki kız küçükken birbirinden hiç ayrılmamaya ve sonsuza kadar ruh kardeşi olmaya yemin ederler. Kitap bu iki kadının hayatlarının tüm evrelerini anlatıyor.
Birbirleriyle Nu Şu yazısıyla gizlice mektuplaşıyorlar ve bir yelpazenin üzerine hayatlarındaki en önemli anları,sırlarını işliyorlar. Yelpaze bir Zambak’a,bir Kar Çiçeği’ne gidiyor ve giderken özel bir sevgi ile bağlılığı iletiyor.
Raf uygulamasında Lisa See okuyan birkaç okuyucudan birisiyim. Bu kitabı da ilk okuyan ben olmuşum. Uzun süredir elimde okunmayı bekliyordu. Çok bayıldım diyemem. Ama etkilendiğim yerler de olmadı değil. Bunlardan spolu alanda bahsederim. Kitap yağ gibi aktı gitti.
Lisa See Çinli olmadığı halde -ataları öyleymiş ama- yine bu kültürü müthiş anlatmış. Çok araştırma yaptığı o kadar belli ki. Okuduğunuz hemen her sayfada Çin kültürüyle ilgili bir bilgi mevcut.
Kitabı ilk aldığımda fantastik zannediyordum. Hatta sadece kadınların kullandığı Nu Şu yazısı sebebiyle bir şekilde erkeklerin olmadığı kapalı bir kadın toplumu anlatılacak zannediyordum. Ama yukarıda yazdığım gibi,iki kadının hayatı anlatılıyor. Hatta Lisa See Leydi Tan’ın Kadın Çemberi’nde olduğu gibi bu kitapta da bölümleri Süt Günleri,Saç İğneleme Günleri,Pirinç ve Tuz Günleri vs olarak ayırmış. (Bu konuda daha ayrıntı isteyenler Leydi Tan’ın Kadın Çemberi kitabı için yazdığım yazıya bakabilirler. Lotus ayaklarla ilgili bilgi için de. ) Nu Şu da aslında erkeklerin de kendilerini zorlasalar okuyabilecekleri ama kadınları ve yazdıklarını hafife aldıkları için önemsemedikleri bir alfabeymiş. Yazara,
hayatta kalan 96 yaşındaki son Nu Şu yazarı ilham olmuş.
Bu iki kadının hayatı,dönemin kadınlarının yaşadığı zorlukları gözler önüne seriyor. Aile evlerinde sevgisiz büyüyorlar. Çünkü onlar bu evde kalmayacak,fazladan beslenen boğazlardır (!) Başka bir eve,bir hizmetçinin sadece bir üst basamağı olmak için gideceklerdir (!) “Kız evlat yetiştirmek ve evlendirip göndermek,başkalarının kullanımı için lüks bir yol yapmak gibidir” zaten (!) Kadınlar kafesli pencereleri olan iç odalarda yaşamalıdır,dış alem ise sadece erkeklerindir (!)
Kurallar,kurallar ve kurallar. Okurken aslında bir yandan da o kadar siniriniz bozuluyor ki. Kadınların rahatlayıp bir nefes alabildikleri bir an bile yok. Her hareketleri izleniyor. Aile evinde babalarının,gelin gittikleri evde kocalarının,dul kalınca da oğullarının malı onlar (!)
Neyse. Bu sinir bozucu şeyleri biraz bırakıp “laotong” kavramından bahsedeyim. Aslında bu ruh kardeşliği evliliğe çok benziyor,biliyor muydunuz? Eski Çin’de bunu erkekler de yapıyormuş. Hatta Erkeklerin ritüelinde takip edilen adımlar evlilik ritüelinin bir adım hariç aynısıymış.
Büyük olan erkeğe “qixiong” deniliyormuş. Yaşça küçük olan erkeğe de “qidi”. Qixionglar qidilerin ailesine başlık parası ödüyormuş. 6 tane evlilik ritüeli gerçekleştirdikten ve bağlılık yemini ettikten sonra qidiler qixiongunların evine yerleşiyormuş. Qixiongun ailesi qidiye damatları gibi davranıyorlarmış. Qidi,qixiongun sahiplendiği bir çocuğu büyütmesine yardımcı olabiliyormuş vs vs Evliliğe çok benzeyen bu ruh kardeşliği 20 sene sürüyormuş. Sonra iki erkek de soylarını devam ettirmek için evleniyorlarmış.
Kulağa biraz evlilik gibi geliyor,değil mi? Şöyle bir ayrıntı da var ki,iki ruh kardeşi bir araya geldiğinde -yazılı olmayan bir kurala göre- onlardan resmi eşleriyle değil de ruh kardeşleriyle birlikte uyumaları bekleniyor. Gerçekten ilginç.
Zambak ve Kar Çiçeği’nin ritüelleri pek böyle değildi. Ama aslında Kar Çiçeği de çoçukluğunun bir kısmını Zambak’ın evinde geçiriyor. Burada çok spo olmadan çıtlatayım,gerisini spolu alanda söylerim. Bu iki kadın birbirlerine öyle özel bir sevgi besliyorlar ki birbirlerinin “evi” oluyorlar. Hatta birbirlerini bir çift çinördeği olarak tanımlıyorlar ve aralarındaki şeye bizzat kendileri “duygu evliliği” diyorlar.
Hadi şimdi spolu gireyim.***
Yukarıda söylediğim şeyi tamamlayayım.
Bu iki kadının arasındaki bağ, evlilik vazifeleri için aynı yatağa girdikleri eşlerinden çok daha kuvvetli. Hayatlarının uzun bir döneminde birbirlerinin sadece pencerelerini görüyorlar. Yüz yüze görüşemiyorlar. Gizlice mektuplaşıyorlar. Pencerelerine hasretle bakıp birbirlerini hayal ediyorlar. Mektuplarından edindiğimiz bilgiye göre hayalleri hep birlikte olmaları.
Aşıklar mı?
Bu aşırı açık bir şekilde yazılmıyor ama Zambak’ın Kar Çiçeği’ne aşık olduğunu biliyoruz. Ona hissettiklerini aşk olarak tanımlıyor. Hatta ikilinin aralarında cinsel bir çekim yaşadıkları bir dönemleri de oluyor desem!
Fakat Lisa See kitabın sonuna eklediği notunda bunun bir arkadaşlık hikayesi olduğunu söylemiş…😯ben bunu sıradan bir arkadaşlık hikayesi olarak göremedim. Zambak,Kar Çiçeği ile birlikte yaşarken yatağını kocasıyla paylaşmasını dahi kıskanıyordu. Yeni arkadaşlar edinmesini de.
Her neyse. Kitapta en etkilendiğim yerler savaştan kaçıp dağda yaşadıkları bölümler oldu. Kadınların ateşin başında kendi ağıtlarını çığırdıkları yeri tüylerim ürpererek okudum.
Ben Zambak ve Kar Çiçeği’nin bir evrende -romantik bir şekilde olsun ya da olmasın- kavuştuklarına,birbirlerini affettiklerine ve göklerde özgürce uçtuklarına inanmak istiyorum.