Alper Çağlar’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı İlk Göktürk filmi bence son yıllarda Türk sinemasında yapılmış en iddialı tarih projelerinden biri olacak gibi duruyor. Filmin sadece epik bir hikâye anlatma hedefi değil, aynı zamanda ciddi bir tarihsel danışmanlık altyapısı var. Bu…devamıAlper Çağlar’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı İlk Göktürk filmi bence son yıllarda Türk sinemasında yapılmış en iddialı tarih projelerinden biri olacak gibi duruyor. Filmin sadece epik bir hikâye anlatma hedefi değil, aynı zamanda ciddi bir tarihsel danışmanlık altyapısı var. Bu beni en çok etkileyen noktalardan biri. Hiçbir filmi bu kadar heyecanla beklememiştim.
Özellikle Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ile görüşülmüş olması benim gözümde filmin ciddiyetini gösteriyor. Çünkü Taşağıl, Göktürk tarihi dendiğinde Türkiye’de başvurulan ilk isimlerden biri. Çin yıllıklarından fenotiplere kadar çalışan bir akademisyenin senaryoya dokunmuş olması, filmin hem kültürel hem de tarihsel ayrıntılarının boşluk bırakmamasını sağlamış. Saç, bıyık, zırh, nüfus, tengricilik gibi pek çok detayda Taşağıl’ın yorumlarının kullanıldığını bilmek, “tarihi film” lafının sadece reklam amaçlı kullanılmadığını hissettiriyor.
Tabii Alper Çağlar’ın tamamen bir belgesel çekmek gibi bir amacı yok; kendisi de bunu açıkça söylüyor. Tarihin yer yer esnetileceğini kabul eden bir yapım bu. Ama doğrusu ben bunu çok yadırgamıyorum. Çünkü bir noktada dramatik anlatı, sinema dili ve karakter inşası da gerekiyor. Yine de bu esnetme sürecinde bile tarihsel temele sadık kalma çabası hissediliyor.
Bumin ve İstemi üzerinden Göktürk Kağanlığı’nın kuruluş dönemine odaklanılması da oldukça doğru bir tercih. O dönemde Türk bodununun nüfus olarak çok küçük bir topluluk olması, devasa imparatorluklara karşı ayakta kalmaya çalışmaları, zaten kendi içinde sinematik bir dramatik yapı barındırıyor. Yani film hem tarihsel olarak güçlü bir döneme seçilmiş, hem de sinema açısından doğal bir gerilim malzemesi taşıyor.
Oyuncu kadrosunda yapılan değişiklikler (Cengiz Coşkun’un ayrılıp Volkan Keskin’in gelmesi gibi) biraz tartışıldı ama bence filmde asıl ağırlığı senaryo, atmosfer ve ritim taşıyacak. Zaten kostümlerin ve zırhların yerli üretim olması, danışmanlık ekibi, kullanılan modern efekt teknikleri gibi unsurların hepsi filmin dünyasını sağlamlaştırıyor.
Kısacası, İlk Göktürk: Önsöz, hem tarihsel danışmanlık anlamında hem de sinema dili açısından oldukça iddialı ve özenli bir yapım gibi görünüyor.
Benim için en değerli tarafı da şu: Bu kez Göktürkler yalnızca bir “kahramanlık dekoru” olarak kullanılmıyor; aksine dönemin kaynaklarıyla beslenmiş, düşünülmüş, araştırılmış bir temele oturtuluyor. Ve bu filmi gerçekten merak ettiriyor.