Spoiler içeriyor
Geçen haftadan beri Raf’ın diğer volumeleri de eklemesini bekliyorum ama hepsini askıya aldı. Ben de artık beklemeyip yorumumu 7.volume’e yazayım dedim. Shinya Suzuki ve Shinya Sugiki. İsimleri birbirinin neredeyse aynı olan iki genç de dansçıdır. Fakat Küba’da doğan Suzuki Japonya’nın…devamıGeçen haftadan beri Raf’ın diğer volumeleri de eklemesini bekliyorum ama hepsini askıya aldı. Ben de artık beklemeyip yorumumu 7.volume’e yazayım dedim.
Shinya Suzuki ve Shinya Sugiki. İsimleri birbirinin neredeyse aynı olan iki genç de dansçıdır. Fakat Küba’da doğan Suzuki Japonya’nın Latin dansları şampiyonudur. “Valsın Kralı”, “İmparator” ya da “Blackpool Canavarı” olarak anılan Sugiki ise İngiltere’de büyümüştür. Arka arkaya 7 kez Japonya’da salon dansları şampiyonu olmuştur. Dünya şampiyonalarında ise hep ikinci olmaktadır.
Birgün bir yarışmadan sonra Sugiki,Suzuki’ye 10 Dance isimli bir yarışmaya katılmasını teklif eder. Daha doğrusu ona hem meydan okur hem de kendisine Latin danslarını öğretmesini ister. 10 Dance aynı gün içerisinde 10 kategoride defalarca kez yarışmalarını gerektirecek,sadece fiziksel değil mental olarak da zor olan uluslararası bir yarışmadır. Suzuki teklifini kabul ederse kendisi de ona 1 yıl boyunca salon danslarını öğretecektir.
Yurtdışına açılmayı hiç düşünmemiş olan Suzuki,kendini bir anda Sugiki’nin teklifini kabul etmiş halde bulur. Rakip olan ikili ve onların dans partnerleri Aki ile Fusako,akşamları gizlice buluşarak birbirlerine ders vermeye ve birbirlerini tanımaya başlarlar. Tabi bazen Sugiki ve Suzuki gece çöktüğünde birebir ders yaparlar. Dans ederken iki aşık rolünü oynarlar. Fakat sonrasında içlerinden gerçekten yoğun bir tutku çıkar. Hem dansa hem de birbirlerine karşı. İki rakip birbirlerinin kollarında aşkı bulur.
Filmi çıkacak diye şöyle bir göz atmak istediğim ama sonra da bırakamadığım bir manga oldu. 7 volume’ü arka arkaya hızla tükettim. Geçen hafta bitirdim ama ben hala etkisindeyim. Bazen okurken arkaya tango,vals müzikleri ya da bahsettikleri müzikleri açtım. İlişkilerinin,danslarının ve kariyerlerinin gelişimini görmek çok güzeldi. Animesi yapılsaydı ne kadar güzel olurdu! Ama tabi şimdi filmini beklemek düşüyor bana. Üstelik çok da sevdiğim iki oyuncu oynayacak. Bu yüzden de beklentim çok yüksek.
Sugiki tam bir centilmendi.
Suzuki ise delilikleriyle çok şirindi. Spoiler olacak ama parkta sabaha kadar şarkı söyleyip dans ettikleri bölümlere hayran kaldım. O kadar çok dans ediyorlar ki,parkta ikisi de bayılıyor ve sabah onları mahalleli buluyor 😂😂 ve bu tekrar tekrar oluyor. İnsanlar parkta dans eden bu iki adamı izlemeye ve “yine bayılmayın,ha” diye uyarmaya başlıyor 😂
Ben çok beğendim. Manga uzun süre ara vermiş aslında ama yeniden devam edecekmiş. (Film sayesinde manganın da reklamını yapmış olacaklar.) Hikayeleri henüz bitmiş değil. Aksine daha 10 Dance bölümlerine gelmedik bile.
Şunu da eklemek istiyorum ki Machida Keita fragmanda gördüğümüz kadarıyla tam bir Sugiki. Yani çizimlerin sanki can bulmuş hali gibi. O kadar benziyor ki Sugiki’ye -özellikle kuyruklu dans kostümüyle-,mangaka sanki onu çizmiş gibi.
Her neyse,şimdi burada spoya girmek istiyorum***
İkilinin vals çalışırken Sugiki’nin ilk kez lead olduğu yere bayıldım! Suzuki resmen uçtuğunu hissediyor. Sugiki o kadar güzel yönlendiriyor ki Suzuki kendini resmen onun kollarına bırakıyor ve kahkaha atarak güvenle uçuyor. Ya da gözleri kapalı halde sadece el ele tutuşarak bedendeki enerji akışıyla nereye doğru gideceklerini ve döneceklerini tahmin ettikleri yer de süperdi! Buralarda eridim bittim. Hele metroda öpüşmeleri… filmde bu sahnenin olacağını fragmanıyla bize çıtlatıyorlar zaten. Filmde nasıl olacak bilmiyorum ama mangada metrodaki o anda kendilerini akışa bırakıyorlar. O kadar kaptırıyorlar ki,ayrıldıklarında ikisinin de yüzü metronun camına yansıyor ve kendilerini ele geçiren o arzu ikisine de o kadar yabancı geliyor ki…camdaki kişileri tanıyamıyorlar.
Bunları daha da etkileyici kılan şey ikilinin birbirini tanıyıp bilmesi ama ailelerinin birbirlerine olan nefreti yüzünden birbirlerine karşı biraz nefretle büyümüş olmaları. Geceleri gizli çalışmalarının sebebi biraz da bu aslında. Ailelerinin öğrenmemesi için.
Şu da çok etkileyici ki Sugiki’nin 6 yıl önce umudunu kaybettiği,kaybolduğunu hissettiği bir dönem oluyor. O dönemde bir yarışmada Suzuki’yi ilk kez görüyor. Suzuki kendisine göre daha amatör gibi ve henüz pek ödül almamış olmasına rağmen Sugiki onda gökten inmiş,ayaklarında kanatlar olan bir dans tanrısı görüyor. Bu ona güç veriyor ve pes etmeden ilerlemesini Suzuki sağlıyor. Sonrası ise daha da güçlü. Suzuki onun sadece ilham kaynağı olmuyor. Ona karşı bir “açlık” duyuyor ve onunla “bir” olmak istiyor. Aralarında öyle kuvvetli bir bağ oluşuyor ki kalabalıkta,birbirlerini göremedikleri yerlerde olsalar da birbirlerinin varlıklarını hissediyorlar.
Ve sonra volume 7’ye geliyoruz. Volume 7’de ikili maalesef 8 ay sonunda artık ayrı çalışmaya başlıyor ve araları tuhaf oluyor. (Bu tuhaflığın ana kaynağı,bir ilişkileri olursa eğer ilişkide kimin “lead” olacağı tartışması.) Başkalarıyla takılıyorlar. Takıldıkları kişiler de biraz gıcıktı. Ama aslında hala çok aşıklar. Neyseki yayınlanan son bölümde yanıp tutuşarak birbirlerine kavuşuyorlar. Yeni çıkacak bölümün tutku dolu olacağını tahmin edebiliyorum ❤️