Keşke HBO yapsaydı bu diziyi. Bu diziye çoğu kişi gibi ben de filmi sevdiğim için bir şans verdim. Açık konuşmak gerekirse, keşke vermeseymişim. Birinci sezon, bariz sorunlarına rağmen en azından kendini izlettiren ortalama bir seviyedeydi. İkinci sezon hâlâ izlenebilir olsa…devamıKeşke HBO yapsaydı bu diziyi.
Bu diziye çoğu kişi gibi ben de filmi sevdiğim için bir şans verdim. Açık konuşmak gerekirse, keşke vermeseymişim. Birinci sezon, bariz sorunlarına rağmen en azından kendini izlettiren ortalama bir seviyedeydi. İkinci sezon hâlâ izlenebilir olsa da kalite gözle görülür şekilde düşüyor. Üçüncü sezon ise resmen işkence; her bölümü zorlaya zorlaya bitirdim. Normalde bir sezonu yarıda bırakmam, hele ki saatlerimi harcadıysam, ama bu sezon gerçekten sınırları zorluyor.
Öncelikle, Layton karakterini oynayan oyuncunun kötü olduğu sıkça söylenmişti; katılıyorum. Ancak sadece o değil, eskiden ilgi çekici olan veya en azından sempatik duran karakterlerin çoğu tanınmaz hâle gelmiş. Karakter yazımı o kadar zayıflamış ki, oyunculuklar da doğal olarak batıyor. Dizinin zaman zaman denediği “artistik sahne ve derin monolog” girişimleri ise her seferinde başarısız; üniversite proje filmi tadında, yapay ve yüzeysel.
Üçüncü sezonun 8. bölümündeyim ve sırf meraktan bitireceğim ama tek sebep bu: “Daha da kötüleşebilir mi?” diye merak ediyorum. Yedinci bölüm bile bunun mümkün olduğunu gösterdi.
Dizinin temel sorunlarından biri, özellikle üçüncü sezonda barizleşen hikâye anlatım formatı. Bir bölüm üç karaktere odaklanıyor, sonraki bölüm bambaşka üç karaktere. Bazı ana karakterleri haftalarca görmediğim oluyor. Bu tempo diziyi hem yavaş hem de sıkıcı yapıyor.
Karakterlerin çoğu derinlikten yoksun. Bu durum oyunculardan değil, açıkça kötü yazımdan kaynaklanıyor. Jennifer Connelly’nin Melanie rolündeki performansı hâlâ dizinin tek elevasyonu; ama üçüncü sezonda neredeyse hiç yok.
Dördüncü sezona da başladım, uzun süredir bekliyorduk, fakat aynı formatla devam edeceklerini daha ilk bölümlerden anlıyorsun. Hikâyeyi parçalara ayırıp her bölüm başka bir noktayı gösterme alışkanlıklarını terk etmemişler. Henüz çok erken, ama karakter dinamiklerinde iyileşme var mı emin değilim. Tren dışında geçen bir bölüm, sonra trende geçen bölüm… Bu döngü tekrar başlarsa tek kelimeyle sıkıcı olur. Dizinin en azından ana çatışmada herkesi yeniden bir araya getirmesini bekliyorum. Ayrıca Melanie’nin daha fazla ekranda olmasını umuyorum. Üç bölüm sonunda güncelleme: Layton hâlâ aynı derecede rahatsız edici.
Birinci sezon özelinde konuşmam gerekirse: dizinin iyi olabilecek tarafları tamamen heba edilmiş. Jennifer Connelly (Melanie) iyi iş çıkarıyor, Ruth ve Miss Audrey gibi yan karakterler potansiyel taşıyor ama hiçbirinin hikâyede ağırlığı yok; çoğu eksik geliştirilmiş, adeta boşa harcanmış.
Birçok karakter tek boyutlu karikatür gibi yazılmış. Bazılarında bu stil idare ediyor (örneğin Ruth), ancak çoğunda (örneğin LJ) fazlasıyla yüzeysel duruyor. Bazı oyuncuların abartılı performansı (özellikle Josie ve Bess karakterleri) sık sık göze batıyor.
Ama asıl sorun, başrol Daveed Diggs. Maalesef vasat bile değil; mimiksiz, tek tonlu, sahne hâkimiyeti sıfır. Her zaman “karakteri oynayan oyuncu” hissi veriyor, hiçbir zaman karakterin kendisi gibi durmuyor. Ayrıca canlandırdığı karakter de inanılmaz kötü yazılmış: bir devrim liderinden çok, köşebaşı serserisi gibi davranıyor. Karizmatik değil, tutarlı değil, inanılır hiç değil. Dahası, itici bir özgüven ve yapay bir bilmişlik tonuyla izleyicinin antipatisini topluyor.
CGI genel olarak fena sayılmaz, müzikler iyi, atmosfer yaratma çabası da zaman zaman işe yarıyor. Hikâye en başta ilgi çekiciydi, ama ilk birkaç bölüm geriye dönüp bakınca hiç anlamlı değil. Hikâye çoğu yerde sığ ve tahmin edilebilir ilerliyor.
Doğru cast ve daha güçlü bir senaryo ile bu dizi kolayca 8–9 puanlık bir yapım olabilirdi. Ama mevcut hâliyle zorlamayla 6/10 verilebilecek bir iş. Hatta ben artık önermiyorum bile; üçüncü sezonla birlikte dizi benim için tamamen koptu.
Kısaca özet: İzlemeye değecek kadar iyi değil ve yıllar sürdürülecek bir hikâye hiç değil. Sevmedim, önermiyorum.