Tek mekanda geçen çoğunluğu monolog olan feminen ruhlu bir film. Konusu kabaca aşk işleniyor gibi görünüyor olsa da güç hikayesi, yalnızlık ve bağımlılık konuları işlenen psikolojik bir film. İzlenir mi diye soracak olursanız yani sanatsal konuşmaları seviyorsanız, konudan ziyade karakter…devamıTek mekanda geçen çoğunluğu monolog olan feminen ruhlu bir film.
Konusu kabaca aşk işleniyor gibi görünüyor olsa da güç hikayesi, yalnızlık ve bağımlılık konuları işlenen psikolojik bir film.
İzlenir mi diye soracak olursanız yani sanatsal konuşmaları seviyorsanız, konudan ziyade karakter tahlillerinde bulunmak istiyorsanız izleyebilirsiniz. Ben karakterleri incelemek istediğim için izlemiştim ancak izlerken çok sıkıldım🙂
Bu filmin erkek kararketerlerin baş rol olduğu Peter von Kant adinda bir uyarlaması da var. Henüz onu izlemedim, izlessem mi bilemedim. Erkek uyarlamasi fransiz yönetmene ait, kadın versiyonu ise alman. İşleyiş bakımından acaba farklılık var midir merak ediyorum.
~~ spoiler ~~
3 ana karakterimiz var: petra, karin, marlene.
petra şöhreti tatmış başarılı bir moda tasarımcısı ancak toksik, narsist, aşktan yana yüzü gülmemiş, evlenip boşanmış olan bir kadın. Bir şekilde Karin ile tanışırlar ve Karin’e aşık olduğunu zanneder. Zanneder diyorum çünkü Petra bence Karin’e aşık değildi onunki tamamen sahip olma arzusuydu ve takıntılı olmasıydı. Karin de ona aşık değildi, Petra’nın ona sunduğu hayatın tadını çıkarmak istiyordu sadece, Petrayı umursamıyordu. Herkese sert ve kırıcı konuşan Petra, Karin'nin umursamazlığından dolayı ona uysal davranıyordu.
Gelgelelim Marlene’e. Marlene film boyunca hiç konuşmamasına rağmen izlemekten en zevk aldığım karakterdi.
Marlene Petra’nın hizmetçisi. Petra ona kötü davranmasına rağmen ona sadık olan Petra’nın egosunu karşılayan , ona platonik olan pasif bir karakterdi. Ancak Marlene bu filmin en önemli karakteri. Tüm filmin temasını üstlendiğini bile söyleyebilirim. Neden böyle dediğimi anlayacaksınız.
Olaylar gelişirken Karin ve Marlene artık Petra’nın kontrolcü ve takıntılı halinden boğulmaya başlıyorlar. Karin ve ardından sadık karakterimiz Marlene Petra’yı terk ediyor ve denge yeniden şekilleniyor. Petra her şeyi kontrol ettiğini zannederken ve yalnız kaldığı için Marlene’e muhtaç durumdayken itaat ettiğini düşündüğü Marlene aslında tüm kontrolü isterse eline alabildiğini Petrayı terk ederken görüyoruz. Ve akıllara şu soru geliyor. İktidar en başından beri Marlene’de miydi? Bence evet.
Marlene' nin Petra'nın küçük düşürücü sözlerine maruz kaldığı halde ona hizmet etmeye gönüllü gibi görünüyor ama aslında Marlene icinde sessiz bir öfke barındırıyordu. (Platoniklik öfkeye dönüşmüştü) Petra’nın en savunmasız anını bekledi ve ona ihtiyacı olduğunda Petra’nın gözünün yaşına bakmadı.