Spoiler içeriyor
Filmde, ücra bir kasabaya tayin olan genç savcı Emre'nin kasabanın ileri gelenleri ile ilişkisi, sorunları ve yaşadığı çıkmazları görüyoruz. Siyasal gerilim, linç kültürü, yozlaşmış adalet sistemi ve ahlak bekçiliği gibi konuları gerçekçi bir şekilde işliyor. Kuraklık ve su sorunu olan…devamıFilmde, ücra bir kasabaya tayin olan genç savcı Emre'nin kasabanın ileri gelenleri ile ilişkisi, sorunları ve yaşadığı çıkmazları görüyoruz. Siyasal gerilim, linç kültürü, yozlaşmış adalet sistemi ve ahlak bekçiliği gibi konuları gerçekçi bir şekilde işliyor. Kuraklık ve su sorunu olan kasaba o kadar gerçekçi yansıtılmış ki o susuzluğu biz de yaşıyoruz sanki. Tabi ki ahlaki yönden de bir kuraklık göze çarpar.
Filmde minimalist olarak ülkemizin bir panoraması sunuluyor adeta. Bir yanda, kasabanın su sorunu üzerinden egemenliğini kaybetmek istemeyen iktidar var. Kendinden öncesinin susuzluk ve mahrumiyet zamanı olduğu manipülasyonuna yaslanıyor. Muhalefet ise, her ne olursa olsun iktidarı kendisi almak istiyor. Ama kendisi de iktidardan aşağı kalmayacağını gösteriyor ve güven veremiyor.
Savcı Emre kasabaya girdiği an domuz avcılığı, traktöre bağlanan koyun gibi alışık olmadığı geleneklerle tanışarak Yanıklar kasabasıyla yüzleşiyor ve kasabalıyla arasındaki çatışma bu şekilde başlıyor.
Emre'yi belediye başkanı akşam yemeğine davet ediyor. Bu yemekte içki içildiği için Emre sarhoş olup uyuyakalmıştır. Emre sabah evinde uyanıyor, geceye dair hiçbir şey hatırlamaz. Yemekte başkanın oğlu Avukat Şahin de bulunmaktadır bir ara yemeğe muhalif gazeteci Murat uğrar. Gece bir ara bu yemeğin olduğu evin bahçesine Pekmez adında çalgıcı bir kız uğrar. Sabah Pekmez'im tecavüze uğradığı öğrenilir.
Emre’nin Şahin ve Murat arasında kime güveneceğini bilmez hali hem onun film boyunca yaşadığı hem de biz izleyenlerin film boyunca hissettiği bir ruh hali olarak karşımıza çıkıyor. Belediye başkanının evindeki rakı gecesinden başlayarak hem karakterlerde hem de hikayede boşluklar ve bilinmezlikler görüyoruz. O gece neler yaşandığını hatırlamayan savcı kendisinden şüphe ederken biz de savcıdan şüphe ediyor ve ona da güvenemiyoruz.
Savcı yine bir tarafta Şahin’in “O gece ne yapıldıysa hep beraber yapıldı.” sözü bir tarafta da Murat’ın Emre’yi temize çıkaran sözleri arasında hangisine güveneceğini bilmez bir halde işini yapmaya çalışıyor. Savcı o sofradaki kasabanın önde gelenlerinden bir kaçı hakkında soruşturma açıyor. Bu durum belediye başkanının seçimlerde oluşacak imajını ve seçim sonuçlarını etkileyecek gibi görünüyor. Tabi ki Murat'ın yaptığı haberler de bu duruma tuz biber eker.
Bunun sonucunda Emre ve Murat'ın yakınlığı da bahane edilerek kasaba tarafından ikisi de linç edilmek istenir ve kovalamaca başlar. Emre de domuz gibi o kasabaya sonradan gelmiş, istenmeyen ve sonunda “eğlencesine” avlanan birine dönüşüyor. Doğru olmanın, doğruların peşinden koşmanın ne kadar zor olduğunu görüyoruz. Dokuz köyden kovulmadı belki ama ilk gittiği köyde avlandı…
İyi seyirler📽️