çok yazı okudum, biraz karalayacağım çünkü başlamadan olmuyor öncelikle merhaba. dediklerimde ciddiye alacağınız tek yer varsa o da başta dediğim gibi hepsinin karalama olacak olmasıdır. o zaman başlıyorum ben. bir kitabı okurken olay örgüsüne ve konuya bağlı olmakla birlikte her…devamıçok yazı okudum, biraz karalayacağım çünkü başlamadan olmuyor
öncelikle merhaba. dediklerimde ciddiye alacağınız tek yer varsa o da başta dediğim gibi hepsinin karalama olacak olmasıdır. o zaman başlıyorum ben.
bir kitabı okurken olay örgüsüne ve konuya bağlı olmakla birlikte her zaman "neden"ler ararım. ilk önce konuyu tartarım, sonra elimde var olanları ölçerim. bunları yaparken hiçbir rolü üst perdeden sergilemek istemem ancak zaman zaman vedat milor edasıyla arkama yaslandığım da oluyor tabii. insanız kendimizi tutamıyor balon gibi kabarıyoruz. ya da brownie falan diyelim. tavus kuşu? neyse. okurken kendime sorarım, fark et bakalım; yazar hikayeyi kimin gözünden anlatmayı seçmiş, hangi bakış açısıyla anlatmış, mekan olarak nereyi seçmiş, nasıl bir planla başlamış, dün/bugün/yarın çizgisini nasıl çizmiş, kime ne isim vermiş kimi bir isimden bile mahrum bırakmış vesaire vesaire. ama bunların hepsi aklımdaki asıl soruya hizmet eder: neden? neden öyle değil de böyle yazmayı tercih etmiş? bunların hepsi bir seçimdir ve yazarın yaptığı her seçim kendisinden parçalar taşır bana göre. başlangıçta attığı adımı merak ederim. neyi mihenk taşı almış? neyin altını çizmiş? çünkü yazarların yazma süreçlerini de çok merak ediyorum açıkçası. bu noktada biraz niyet okuması yapıyor olabilirim. en çok neyi gözümüzün önüne getiriyor? neyiyle ön plana çıkmak istiyor? yeteneğine mi güveniyor, anlatacağı olayı mı sağlam buluyor? etkilendiği bir olay üzerine mi yazmış, sadece bir özellik seçmiş de karakterlere mi can vermek istemiş; neyi vurguluyor yani, bize neyi neden anlatıyor, bunu nasıl yapmayı seçiyor, metinde gizli saklı bir hayali mi var? hayal ettiğinin ne kadarını yapabiliyor, çizdiğinin ne kadar altını doldurabiliyor?.. neyse durun daha puanlama aşamasına gelmedik.
uzun oldu. yaaniii kısacaa, okuduğum şey üzerinden minik minik kimseye zararı olmayan sherlockculuklar oynamayı seviyorum. sonra bildiklerimin hepsini topluyor ve yazarın hayatını sorgulamaya girişiyorum. bunları sistematik bir şekilde yapıyor değilim, çok sırayla saymadım zaten ve hepsi bir yerde birbirinin içine giriyor ama demek istediğim sanırım son zamanlarda işin bu kısmıyla da ilgileniyorum. soruların hepsine metin içinde kendi başıma cevaplar bulamıyorum elbette, keşke, işte bu yüzden inceleme okumayı seviyorum. vakit geçirmek, hobinle hemhâl olabilmek hoş. okuduğum her ekstra beni yazarın anlatmak istediğine yakınlaştırıyor sanki. yapılan söyleşiler puzzleın her bir parçasını tamamlıyor ve büyük resmi ortaya çıkartıyor.
galiba dozu ayarlayamadım. ilaçtı zehir zemberek oldu. kendini övmek deyince de ben,,
bu kitap da öyle işte ya. ahahahs devamına mecalim kalmadı. bana istediğim çalışmayı yapabilme fırsatı verdi. çünkü kendi kendime çözümleyemeyeceğim kadar karmaşıktı. okumaz yazmaz'dan otobiyografiye biraz hakim, devamını öğrenmeye çok da meraklıydım. çok sert diyoruz, ki evet dayanılmaz derecede öyle, eleştirenler oluyor ama bu birinin hayatının gerçeği ve bu beni üzüyor. yazarın hayatını okumak bence bu anlamda önemli. sonra bakılabilecek pek farklı bir yön bırakmıyor size. gerçekler berraklaşıyor ve size sadece duygu kalıyor. metin bunu yapmıyor evet ama bence bu bir takım çalışması. o öyle anlatacak ki sen durup düşünüp mantıklı bir duygu sürecine gireceksin. kalbinle değil aklınla. yoksa soğan bile bizi ağlatıyor ama mantıklı mı değil. uf geç oldu örneklere bak şaştı iyice. bitirir bitirmez söyleşiyi okudum, metin gibi donuktu. yazara diyebilirsiniz aman anlatmıyorsun seni anlamakla mı uğraşıcam. bunun da sebebi vardı tabii ki, demeyin. üzülüyorum ya. gerçekten aşırı üzülüyorum sen nasıl yaşamış da yazmışsın yani çok zor bir hayat nasıl donuk diye yargılayabilirim ki seni. dil ile ilgili söylenenlerin hepsi merakımı celbetti (cezbetti?). başka bir evrende çevirmenler bu işi nasıl yapıyor onu da bilmek isterdim merak ediyorum çünkü.
tamamen alıntılamak mümkün değil ve zaten bunu istemiyorum; zeynep yıldırım, zeynep rade ve şükran yiğit'in yazdıklarını okuyabilirsiniz. niye ikizler, niye donuk dil, niye üç farklı anlatım şekli aradığım cevaplar bulundu. sonuncusu hariç yazarlara ve sitelere bakarken rast geldim ve hepsi beni çok etkiledi, ufkumu açtı. daha bakacaklarım da var. şükran yiğit özellikle 5 parçada, uzun uzun ele almış yazarı. kitaba bayıldım diyemem, galiba bayılmam için başka türlü olması gerekiyordu, o da başka uzun bir yazının konusu, ama yazılan yazılara bayıldım. onları sindirmek çok daha uzun sürdü ve tekrar tekrar tekrar üzdü. mathias hakkındaki kitabı da okumak istiyorum. bu arada ben en çok ikinci kitabı sevdim.
buraya kadar okuyan herkese kalpten iyi dilekler. umarım beklenmedik güzellikler yaşarsınız. öyle içimden geldi. ahahsh sadece birazcık azıcık fazla satır okudunuz diye herhangi birinden iyi dileklere mazhar oldunuz, dünya nasıl dönüyor farkında değiliz~
28.11.25
8/10