Merhaba, 22 yaşındayım bilimle alakalı hiç kitap okudum mu hatırlamıyorum çocukken dergi okuduğumu ama sonra yönümü edebiyata sanata verince iyice uzaklaştım bu alandan. Okuldaki hocam, bir bilim kitabından küçük bir kesit derse getirmişti. İlgimi çekti ve daha sonra hocam kitap…devamıMerhaba, 22 yaşındayım bilimle alakalı hiç kitap okudum mu hatırlamıyorum çocukken dergi okuduğumu ama sonra yönümü edebiyata sanata verince iyice uzaklaştım bu alandan. Okuldaki hocam, bir bilim kitabından küçük bir kesit derse getirmişti. İlgimi çekti ve daha sonra hocam kitap okumayı sevdiğimi bildiği için bunu da okumamı önermişti aslında ilgim var ama bilim kitaplarında yer alan dil anlamını bilmediğim terimler ve hayatımda bu kadar aktif yer vermediğim bi alan olduğu için ilgimi çekmiyordu oysaki evreni anlamak için bunları da okumak gerekiyor bi de ben fen biligisi öğretmenliği okuyorum ki burası ayrı ironik. Bu kitabı farklı kılan ne peki? Bu bir çocuk kitabı. Bence bu kitaplar sadece çocuklara atıf edilmeli nitekim bilimi sevmeyen, ilgilenmeyen binlerce yetişkin var ama herkes biraz biraz bilmeli ilgilenmeli. Yani bu bilim kitapları tıpkı Antoine de saint exupéry’ in Küçük Prens kitabının önsözünde yer verdiği gibi: “üzgünüm çocuklar ama ben kitabı yetişkinlere atıf ediyorum” şeklinde başlamalı. Kısacası bilimin doğasını anlamak isteyen her yaştan okuyucunun kendisine bir şeyler katabileceği dersler içeren bir kitap.
Kitabın ana teması, bilimsel hataların ,gafların aslında büyük buluşlara ve doğru bilgiye ulaşmaya giden yolun ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektir. Aronson, bilim tarihinden seçtiği eğlenceli ve şaşırtıcı örneklerle, bilim insanlarının bile ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar yanılmaz olmadıklarını ve hatalarından çıkarılan derslerle insanlığı daha aydınlığa taşıdığını anlatmaktadır. Bu kitabın farklı ve başarılı kısmı bilimsel sonuçlar yerine sürece odaklanmasıdır. Bilimin değiştirilemez bir gerçek olmadığını bilakis deneme yanılma yollarıyla ilerleyen aşamalardan oluşan bir süreç olduğu mesajını okuyucuya verir. Bu sayede okuyucuların özellikle çocuk ve genç okuyucuların erken yaşta başlayan bilimsel düşünce yapısını aşılamak adına önemli bir noktadır.
Benim en sevdiğim kısmın bu sürecin eğlenceli bir üslupla anlatılması oldu. Aronson, ağır bilimsel kelimelerden kaçınarak, ilgi çekici sorularla (örneğin: "Kanat takıp kuşlar gibi uçabilir miyiz?", "Madenleri kaynatırsak altın elde edebilir miyiz?") okuyucuyu konuya dahil eder. Bilimsel terminolojiye fazlasıyla yer verseydi açıkçası okumazdım ya da yarıda bırakırdım kitabı. Anlamadığım kelime çok olunca üstelik ilgimi çekmeyen bi alanda olduğu için okunması güçleşiyor. Yani bu alanla ilgilenen bu ağır terminolojiden faydalanmak isteyen insanlar tercih edebilir ama herkes istemez fakat herkesin az çok bilimi, bilimin tarihini o süreci bilmesi gerektiğini düşünüyorum işte bu kitabı diğer kitaplardan farklı kılan da bu oldu benim için. Kitap, kısa bölümler ve bol örneklerle akıcı ve çabuk okunan bir yapıya sahipti. Bu da kitabı popüler bilim türünde erişilebilir ve keyifli bir eser yapıtı benim için.
Kitaptan çıkardığım bir diğer mesaj da hatta belki de en önemli mesaj: Hata yapmaktan korkmamak gerektiğidir. Gaflar, bilimsel atılımların öncüsü olabilirler; zira bu hatalar, bilim insanlarını yeni ve doğru sorular sormaya iter. Bu bakış açısı, sadece bilimsel araştırma için değil, genel olarak öğrenme ve yenilikçilik için de teşvik edici bir zihniyet sunar. Bu sayede insanlarda şöyle bir bakış açısı olabilir. Önemli olan hata yapmam değil önemli olan yola çıkmam.
9.11.25
İzmir