Ekolojik kitaplar peşimde. İlginç bir tesadüfle okuduğum son 5 kitabın 3’ü ekolojik roman. İlki eko-feminist bir eser olan Duvar, ikincisi bir iklim-kurgu örneği olan Gelecek Bakanlığı ve üçüncüsü ise Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde kitabı oldu. Doğa bana bir mesaj…devamıEkolojik kitaplar peşimde. İlginç bir tesadüfle okuduğum son 5 kitabın 3’ü ekolojik roman. İlki eko-feminist bir eser olan Duvar, ikincisi bir iklim-kurgu örneği olan Gelecek Bakanlığı ve üçüncüsü ise Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde kitabı oldu. Doğa bana bir mesaj mı yolluyor diye düşünmedim değil :)
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde ise eko-gerilim türünde bir kitap. Yazarımız ekolojik bir farkındalık oluşturmak isterken, okuyucuyu işlenen seri cinayetlerle de hikayeye bağlamayı başarmış. Tabii kitap sadece bir "katil kim" hikayesi değil, aynı zamanda yazarımız İngiliz şair ve ressam William Blake’e de el sallamış bol bol. Hatta kitabın ismi bile onun şiirinden alınmış. "William Blake kim?" diye sorarsanız; yaşadığı dönemde düşünceleri ve eserlerinden dolayı "deli" diye yaftalanmış, dehası ve eserlerinin kıymeti ise öldükten sonra anlaşılmış bir sanatçı. Tıpkı Polonya’da, kendi ülkesinde fazla radikal, feminist ve aktivist olarak eleştirilen yazarımız Olga Tokarczuk ya da yaşadığı köyde kaçık bir yaşlı olarak görülen ve ciddiye alınmayan başkarakterimiz Janina Duszejko gibi…
Kitabın konusu; Polonya’nın dağlık, soğuk bir köyünde yaşayan, aşırı bir hayvansever, doğa aktivisti ve astrolog olan yaşlı Janina Duszejko’nun hayatı ve köyde işlenen cinayetler üzerinden şekilleniyor. Başta da söylediğim gibi sadece bir "katil kim" romanı değil; aynı zamanda felsefi ve politik düşüncelerin kendini hissettirdiği, modern dünyanın ikiyüzlülüğüne karşı yazılmış, kanla imzalanmış bir manifesto. Kitapta Janina dışındaki tüm karakterlere isim yerine Janina’da uyandırdığı kişisel veya fiziksel özelliklerini belirten sıfatlar (Garip, Siyah Palto, Koca Ayak gibi) verilirken, hayvan isimlerinin de tıpkı özel isim gibi büyük harfle yazılması romanın dikkat çekici başka bir özelliği.
Kendi adıma okurken en çok zorlandığım kısımlar, astrolojiye gönülden inanmış ve bağlanmış olan başkarakterimizin tüm kişi ve olayları astrolojiyle açıklamaya çalıştığı kısımlardı. Astroloji severler için ise epeyce bilgi, yorum ve ipucu da var aynı zamanda. :)
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, suç edebiyatının gücünü kullanarak okuru alışılmışın dışına çıkaran, düşündürücü bir kitap. Tokarczuk, “medeniyet” dediğimiz ince tabakanın altında yatan gerçekleri gözler önüne seriyor ve okuru şu önemli soruyla baş başa bırakıyor: Bir geyiğin hayatı ile bir insanın hayatı arasındaki değeri kim, neye göre belirliyor? Kitap, bu sorunun kesin bir cevabını vermek yerine, okuru o sorunun derinliklerinde kendi yolculuğuna çıkarmayı tercih ediyor.