Film çok aklımda kalmamasına rağmen kitabına yeni başladığım için tekrar bir merak sardığım has kült bir vampir eseri. Bu filmi az da olsa popüler kültürle ilgilenmiş, dünya üzerinde bilmeyen, en azından Bela Lugosi'nin simasını anımsayamayacak çok az insan vardır. Dracula…devamıFilm çok aklımda kalmamasına rağmen kitabına yeni başladığım için tekrar bir merak sardığım has kült bir vampir eseri. Bu filmi az da olsa popüler kültürle ilgilenmiş, dünya üzerinde bilmeyen, en azından Bela Lugosi'nin simasını anımsayamayacak çok az insan vardır. Dracula ve Vampir temasını da modern zamana kadar ayakta durabilmesinin de mihenk taşlarındandır. Favori klasik dönem yönetmenlerinden olan Tod Browning'i sinemaya tanıtmaya nail olmuş böylece başka klasik eserlerin başarısının kapısını açmıştır.
Peki böyle kült bir eserin kendi ağırlığının altında kalmaması veya fazla abartılması mümkün müdür? Elbette. Her ne kadar başarılı bir film olsa da yeni nesile geçmemiş ve geçemeyecek önemli noktalar vardır. Karakter özellikleri, kitabın bilerek böyle tasarladığı ama hiç uygulanamamış hikaye akışı ve Kont'un tasviri basit fakat önemli örneklerdendir. Kitapta ki bir çok olay ve tasvir filmde hiç yok. Renfield'ın arka plan hikayesi çok üstünkörü işlenmiş ve çakması olan Nosferatu'dan da kötü bir ilişki durumu. En azından Nosferatu'da kadın karaktere bir isim bir motivasyon verilmişti ve bütün olayda bunlardan dolayı çıkıyordu. Bu film birebir Drakula'yı muhattap alıyor bu da filmin pacingin de bazı sorunlara yol açıyor. Kitapta bile az karşılaştığımız Kont karakteri burada filmin başından sonuna kadar bizle. Bu da kitapta yerleşmiş Drakula'nın insan dışı behimi bir varlık olduğunu unutturuyor.
Drakula'nın kendi tasviri Lugosi'nin oyunuculuğuyla çok ikonik olmakla beraber fazla Avrupai kalmış. Kitapta bıyıklı, yapılı ve rahatsız edici tavırlı bir Drakula var iken, filmde Drakula'yı kan içen psikopat Kont bir manyak olarak görüyoruz. Daha jön ve aristokrat havaları da yok değil. Halbu ki böyle bir canavar tasviri escapism'den uzaktır, canavarı insanlaştırır. Yanlış anlaşılmasın ben filmin Drakula yorumlamasını kötü bulmuyorum. Hatta klasik olmasının sebeplerini de kabul ediyorum ancak kitabın tasvirine benzememesi film Drakula'sının etkisini daha azaltmış gibi. Belki o döneminin çekim adeti de olabilir, film baya kısa. Senaryo dışında odaklanacağı pek birşey yok ve bu yüzden bir çok karakterin ekran süresi de kısa. Ki bu da büyük bir sorun olmamasına rağmen (sonuçta orijinal kitap mektup ve günlükler bütünü tam anlamıyla bir roman değil, bu da çeşitli yorumlamalara yol açıyor olabilir.) karakter ilişkilerini çözebilme açısından yetersiz kılıyor.
Sonuçta kendi ağırlığının altında kalmayacak kadar dengeli bir yapım olmasından da dolayı, vampir temalı eserlere giriş açısından da çok önemli bir eser. Tod Browning gibi ustaların da tanınmasına sebep olduğu için sinema tarihi için de önem taşıyor.
Cyclous Nyen Sollum T.A.P 11. Dez.