- 15.11.2025 - 15.12.2025 - “Ben buradayım, sevgili okurum, sen neredesin?” Ben de buradayım Oğuzcum Atay. Ya ben bu kadar kaliteli yazarlarla ilgili gönderi atarken çok zorlanıyorum, nereden başlasam bilemiyorum, yeterince övemezsem diye ödüm kopuyor. Bu kitabı alalı çok seneler…devamı- 15.11.2025 - 15.12.2025 -
“Ben buradayım, sevgili okurum, sen neredesin?”
Ben de buradayım Oğuzcum Atay. Ya ben bu kadar kaliteli yazarlarla ilgili gönderi atarken çok zorlanıyorum, nereden başlasam bilemiyorum, yeterince övemezsem diye ödüm kopuyor. Bu kitabı alalı çok seneler oldu ama ne zaman okumayı denesem hep yarım bırakmıştım, yeterince anlayamamaktan korkuyordum hep, okuma yaşım da küçüktü bu eser için. Ama artık zamanı gelmişti ve bir kez daha aldım bu şaheseri elime ve bu sefer bitirebildim. Geçmişte bitiremeyişimin sebebi kesinlikle kitap ile alakalı değildi, kendimle alakalıydı. Böyle kaliteli insanları anlamak için belirli bir edebi olgunluğa erişmek lazım bence.
Oğuz Atay, 12 Ekim 1934’te Kastamonu’da doğmuş. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun olmuş. Kendisi post modern edebiyat kategorisinde eser veren ilk Türk yazar olarak anılıyor. Maalesef henüz 43 yaşındayken beyin tümörü sebebiyle vefat etmiş. Hatta 2 gün önce ölüm yıldönümüydü, onu saygıyla anıyorum. Türkiye’nin Ruhu isimli bir proje tasarlıyormuş kendisi ama tamamlayamadan vefat etmiş, keşke tamamlayabilseydi. Kendisinin çok aydın bir insan olduğunu düşünüyorum çünkü aydınlığın içindeki karanlığı bu denli iyi tarif etmesi öbür türlü çok zor olurdu.
Eserlerini bilinç akışı tekniğiyle yazıyor aynı Virginia Woolf gibi, bu yüzden ilk etapta alışmak biraz zor oluyor. Üstkurmaca tekniği kullandığı için eseri okurken gerçeği mi okuyoruz yoksa karakterin zihninde miyiz ayırt etmek oldukça zor oluyor. Kitapta resmen entelektüel bir bulmaca çözüyoruz aslında. Yani bu yüzden Oğuz Atay’ın kitaplarının sadece okunması yeterli değil, anlamak ve sindirmek lazım. Kitapta altını çizdiğim o kadar çok yer oldu ki yazmaya kalksam sığmaz. Özellikle de sayfa 255’teki insanlığın ölümüyle ilgili olan gazete yazısı çok hoşuma gitti. Çok farklı bir zihin yapısı, çok aydın bir kişilik, hayranım kendisine. Poyraz Karayel dizisini ve Poyraz Karayel karakterini sevme sebeplerimdendir Oğuz Atay. Darısı diğer kitaplarını okumaya.
“Fakire bir sadaka, siz inanmazsınız ama önünden geçip gittiğiniz dilenciler günde yüzlerce lira kazanıyor, ülkemizin bütün zenginleri böyle adam oldu, ben merhamet dilencisiyim, kolumda sargılar taşımıyorum, paçavralar içinde gezmiyorum, kimsenin anlamadığı ince metodlarım var, gecekonduda oturuyorum, seviyemin altında yaşıyorum, yüz olabilirken bir oluyorum, sürümden kazanıyorum. Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben Van Gogh’un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız ki benden bahsedin, çocuklarınıza beni örnek gösterin, herkes zengin olmak yerine Hikmet olmak istesin, ah bir Hikmetim olsaydı desin, bemim ana çizgilerimi öğrenin.”
“Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun? Bütün hayatımca bu cam kırıklarını beyin zarımın üzerinde taşımak ve onları oynatmadan son derece hesaplı düşünmek zorundayım.”
“Sevgili Bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.”
“Bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.”
“Kimseden karşılık beklemiyorum. Ben monologdan yanayım. Sevgisiz acımaya karşıyım.”
“Yaz bakalım: Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.”
“Ağzının, güzel dudaklarının kenarında bir gülümseme yaratmak için, ne uzun yollardan geçiyorsun. Kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. Oysa bazı insanlar, oldukları gibi kalarak, elde ederler istediklerini. Ben, kanımı damla damla süzerek veriyorum.”
Puanım: 10/10 ⭐️