Sonunda beklenen an geldi. İşi gücü bıraktım,film çıktığı gibi oturdum izledim. Mangasını okuyan az sayıdaki kişiden birisiyim. Mangasına bayılmıştım. Filmi de çok beğendim. 2 saatlik olan film beni resmen başka bir dünyaya götürdü. Suzuki Shinya ve Sugiki Shinya isimleri birbirinin…devamıSonunda beklenen an geldi. İşi gücü bıraktım,film çıktığı gibi oturdum izledim.
Mangasını okuyan az sayıdaki kişiden birisiyim. Mangasına bayılmıştım. Filmi de çok beğendim. 2 saatlik olan film beni resmen başka bir dünyaya götürdü.
Suzuki Shinya ve Sugiki Shinya isimleri birbirinin neredeyse aynısı olan iki dansçıdır. Küba’da doğan Suzuki,Japonya’nın Latin dansları şampiyonudur. “İmparator” olarak anılan Sugiki ise İngiltere’de büyümüştür. Arka arkaya 7 kez Japonya’da salon dansları şampiyonu olmuştur. Dünya şampiyonalarında ise hep ikinci olmaktadır.
Birgün bir yarışmadan sonra Sugiki,Suzuki’ye 10 Dance isimli bir yarışmaya katılması için meydan okur. Katılmayı kabul ederse kendisi ona salon dansları öğretecek,Suzuki’den de Latin danslarını öğrenecektir. 10 Dance aynı gün içerisinde 10 kategoride 40 kez yarışmalarını gerektirecek,sadece fiziksel değil mental olarak da zor olan uluslararası bir yarışmadır.
Yurtdışına açılmayı hiç düşünmemiş olan Suzuki,kendini bir anda Sugiki’nin teklifini kabul etmiş halde bulur. Rakip olan ikili ve onların dans partnerleri Aki ile Fusako,birbirlerine ders vermeye ve birbirlerini tanımaya başlarlar. Suzuki,Sugiki ile dans ettikçe onun bedeninden kendi bedenine birçok duygunun geçtiğini hisseder. İki rakip birbirlerinin kollarında aşkı bulur.
Nereden başlasam ki?
İki başrol de oynayacakları karakterler için mükemmel seçimler olmuşlar! İkili daha önce başka bir dizide de birlikte çalışmışlardı ama onu izlemedim ben. Burada o kadar uyumlu olmuşlar ve o kadar güzel dans etmişler ki çok şaşırdım. Bir röportajlarında çok çalıştıklarını söylemişlerdi. Gerçekten çok emek verdikleri belli oluyor.
Tabi ben karakter olarak Suzuki’nin biraz daha farklı yansıtıldığını düşünüyorum. Sugiki mangadaki karakterine çok yakındı. Fakat Suzuki mangadaki “neşeli” halinden uzaktı. Agresif ve ateşli tarafı çok ön plandaydı. Fusako da tam mangadaki gibiydi. Ama Aki mangadaki gibi çocuk ruhlu ve terbiyeli değildi. Bunlar hoşuma gitmedi demiyorum. Sadece farklarını belirtmek istedim. Daha ayrıntılı kısma spolu alanda gireceğim.
Ben bayıldım. Şuanda hala etkisindeyim.
Bazı sahneleri tekrar tekrar izleyeceğimi tahmin edebiliyorum. Devam filmi gelmek zorunda! Spo olacak ama filmde tıpkı mangada kalınan yerde olduğu gibi,daha 10 Dance hikayesine girmediler bile!
Bu arada eskiden tangoda erkeklerin çift olarak dans etmesi geleneği varmış biliyor musunuz? Bu dansın gerçek sahipleri onlarmış. Biri yönlendirir,biri de cevap verirmiş. İki erkeğin arasında - yine spo olacak ama tıpkı Sugiki ve Suzuki’de olduğu gibi- sezgisel bir iletişim olurmuş. Bu konuyu merak edenler İlhan Uçkan’ın “Erkek Erkeğe Tango” yazısına bakabilir.
Bugün Machida Keita’nın eşinin doğum günü. Bu film eşine en güzel hediyelerden biri olabilir 😂😂 Hadi neyse,Şimdi uzun bir spoya giriyorum.**
.
.
.
Film önce 1 yıl sonrasını gösteriyor. Suzuki’yi dağılmış bir halde görüyoruz. Ardından uzun bir flashbackle her şeyin nasıl başladığı anlatılıyor.
Burada mangadan farklı olarak ikilinin aile hayatlarına değinilmiyor. Yani aynı sektörde çalışan ailelerinin aslında birbirlerinden nefret ettiklerine hiç değinilmiyor. Dans dersleri için “gizlice” bir araya gelmiyorlar. Demem o ki mangadan farklı olan şeyler bayağı fazla.
Fusako evli değil mesela. Martha karakteri mangaya göre çok daha genç vs vs
Mangada vals çalışırlarken Sugiki’nin ilk kez lead olduğu yere bayılmıştım. Burada da o sahneyi çok güzel yapmışlar. Mangada bu an “neşeli” bir andı. Suzuki kahkaha atarak dans ediyordu. Burada ise tutku dolu olmuş. Besame Mucho ile dans ettikleri yer zaten…müthişti.
Bu arada gözleri kapalı halde sadece el ele tutuşarak bedendeki enerji akışıyla nereye doğru gideceklerini ve döneceklerini tahmin ettikleri yeri eklememişler. Biraz üzüldüm buna. “Parkta sabaha kadar dans ettikleri yeri de koymadılar mı acaba” derken parkta edecekleri dans ile metrodaki öpüşmelerini harmanladıklarını fark ettim. Mangadaki gibi metronun camında arzunun ele geçirdiği yüzlerini görmediler. Ama kendilerini akışa bırakıp boş vagonda hem dans edip hem öpüşmeleri çok güzeldi. Sugiki’nin dansı bırakmak istediği,kaybolduğunu hissettiği dönemde Suzuki’nin dansını görüp ağlaması da bana çok geçti. (Zaten birçok sahnede iki ana karakterimizin de gözleri dolu dolu. O kadar duygulu bakıyorlar ki…) Manga için yazdığım yazıda da demiştim. Sugiki Suzuki’de ayaklarında kanatlar olan bir dans tanrısı görüyor ve kendisi onun ilham perisi oluyor.
Volume 7’deki gibi ayrıldıkları döneme de değineyim. Mangada,bir ilişkileri olursa eğer ilişkide kimin “lead” olacağına dair bir tartışmaya girmişlerdi ve önce Suzuki mesafe koymuştu. Sonra da Sugiki artık Suzuki’ye ders veremeyeceğini söyleyip onu başka bir öğretmene yönlendirmişti. Filmde ilk arkasını dönen bu sefer Sugiki oldu gibi. Ama finalde yine tutkuyla birbirlerinin kollarındalardı. Onur dansını birlikte bir sürün rengin yani gökkuşağının altında yaptılar. Sonra ise 10 “Dance’te görüşürüz” diyerek öpüşüp -cidden herkesin ortasında öpüşüp- ayrıldılar. Hem çok aşıklar,hem de birbirlerini fişekleyen bir rekabet var aralarında. Yollarını ayırdıkları dönemde de aslında Suzuki Sugiki’ye Blackpool’daki yarışma konusunda “kazanmak istemiyor muydun sen!” diye kızıyor. Buradan ikisinin de birbirini kendi gözlerinde çok yüksek ve yüce yerlere koyduklarını anlayabilirsiniz.
Bakalım bir devam filmi gelecek mi? Gelirse Suzuki’nin iyice yükselip sponsorlar edineceğini göreceğiz. Muhtemelen dövmesinin hikayesi falan da anlatılır. Ama sonrasını bilemiyoruz çünkü mangada en son 7.volumede kaldık. Devamı gelecek diyorlardı. Devamı geldikçe ikinci filmin de hikayesi şekillenir herhalde.
❤️