Eveeeet, Adler'den ikinci kitabımı da bitirdim. Ve şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; uzun zamandır bu kadar akıcı, anlaşılır, popüler bilim anlatısı gibi olmayan ama aynı zamanda ders kitabı gibi hissettirmeyen bit kitap okumamıştım. Herkesin merak ettiği soruyu cevaplayarak başlayalım incelememize,…devamıEveeeet, Adler'den ikinci kitabımı da bitirdim. Ve şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; uzun zamandır bu kadar akıcı, anlaşılır, popüler bilim anlatısı gibi olmayan ama aynı zamanda ders kitabı gibi hissettirmeyen bit kitap okumamıştım.
Herkesin merak ettiği soruyu cevaplayarak başlayalım incelememize, "Nedir bu yaşamın amacı?"
Adler'e göre bu sorunun cevabı çok basit, toplum bilinci. Çok basite indirerek, özetle şu şekilde yaklaşıyor hekim psikoloğumuz : "Bir insanın yaşamının amacı, diğer insanlara faydalı ve saygılı olabilmek. Çünkü bizler birer toplum içinde yaşıyoruz ve amacımız sürekli bu toplumun huzurunu korumak ve daha ileriye götürmek olmalı. Sen başkaları için bunu yapacaksın, başkaları da senin için. Bunu yapmanın en önemli ve en büyük adımı ise, kendi mental durumun (mutlu olmayan insan, mutlu edemez gibi). Mutlu olmak için de topluma yararlı biri olman lazım, çünkü insanın bir işe yaradığını hissetmesi gerekiyor, diğerleri tarafından saygı görmesi, sevgi görmesi gerekiyor. Ve bu döngü içinde gidiyor" şeklinde düşünüyor Adler. Burda bahsettiği toplum değişken. Evde aile, okulda öğrenciler ve öğretmenler, işte iş arkadaşları ve patronlar, sokakta sokaktaki insanlar... Ama değişmeyen tek şey toplum bilinci. Herkesin buna uymayacağını kabul ediyor ama yazarımız. Ama insanların hayatının amacı da bu ütopyayı yaratmaya çalışması diyor zaten. Nasıl olacak bu? Derseniz, Adler bunu yaptığın işte diğerlerini yukarıya çekerek, sorunlarına yardımcı olarak diye cevap veriyor. Mesela bir öğretmensen çocukların sadece notlarından, eğitiminden sorumlu değilsin, psikolojisinden de sorumlusun diyor. Annenin tek görevi çocuğu koruyup kollamak, onu emzirmek değil, onu topluma hazırlamak diyor. Hatta kitabın bir kısmında şöyle bir yazı yazıyor : "Bana melankoli (depresyon) şikayetiyle gelen hastalarıma söylediğim ilk öneri, gece başını yastığa koyarken yarın toplum için ne yapsam insanlar daha mutlu olur sorusunu kendilerine sormasıdır."
Tabi ki kitapta sadece bundan bahsetmiyor ama yazdığı şeylerin sonu hep bir şekilde toplumsallık ve toplum bilincine çıkıyor. Evlilik, suç ve suçun önlenmesi, okul, aile, çocuk için anne ve baba figürü, anne ve çocuğun ilişkisi... Gibi birçok ilgi çekici konuya değiniyor yazar. Bunlardan kısa kısa bahsetmek isterim.
Adler'e göre evlilik, yaşam için en önemli şeylerden birisi. Çünkü soyun devamlılığı için üremek gerekir, bu toplumu ilgilendiren kısım. Ama bireyin kendi mutluluğu için de, bir yol arkadaşı bulmak şarttır diyor psikoloğumuz. Evliliğin sağlıklı olması için de 2-3 tane basit ama çok önemli koşul söylüyor. İlki, evlilikte her iki tarafta kendinden çok karşıyı düşünmeli diye net bir şekilde belirtiyor. İkinci olarak ise, sürekli alan veya sürekli veren olmamalı, ilişki denge içerisinde gerçekleşmeli diyor. Ve sonuncusu ise zorluklarla başa çıkarken her iki tarafında elinden geleni yapması, biri uğraşıp çabalarken diğerinin yan gelip yatmaması. Evlilik önemlidir çünkü topluma kazandırılan, toplumu geliştiren iyi bir bireyin iyi bir çocukluk geçirmesi lazım ve iyi bir çocukluk sağlıklı ve güzel bir evlilikle sağlanabilir diyor yazarımız.
Peki çocuk nasıl yetiştirilmeli? Yazar buna yine denge diye cevap veriyor. Eğer çocuk şımartılırsa, toplum için tehlikeli. Çünkü hayatında her istediği önüne koyulmuş, uğraşmayı ve çabalamayı bilmeyen bir insan ileride bencil, başkalarının sırtından geçinen ve topluma hiçbir faydası olmayan bir parazite dönüşür ve diğer insanlara zarar verir. Diğer uç daha fena. Sevgisiz, aşağı görülmüş, yargılanmış bir çocuğun en tehlikeli yönü ise yine toplum bilincinin zayıf olması. Yazara göre bu şekilde büyümüş insanların suça yatkınlığı diğer insanlara göre kat kat fazla olur. Çünkü bizi suç işlemekten alı koyan temel sebep empati ve toplum bilincidir. Böyle büyümüş insanlar önce öz saygısını yitirir sonra ise toplum bilinci özelliğini. Ve şartlar olgunlaştığında suç kaçınılmazdır. Suçun önlenmesi için de uzun uzun yazmış yazar ama bu, kitabı okumak isteyenler için keşfedilmeyi beklesin.
Daha kitapta bahsedilen çok konu var ve her biri birbirinden ilginç. Benim için okuması çok keyifli bir kitaptı. Gerçekten ufaktan büyüğe, toplum halkalarının temellerini anlamam da etkisi oldu. Bazı yerlerde yazara katıldım bazı yerlerde katılmadım ama değişik bir bakış açısı her zaman iyidir. Özellikle psikolojiye merakınız varsa şiddetle tavsiye ederim bu değerli kitabı.