Normalde bi film izlediğimizde ya beğeniriz ya da beğenmeyiz. Eleştiririz, sahneleri sorgularız beğenmeyen varsa sebebini sorarız… sonra onun fikrine saygı gösteririz. Çünkü beğenmek zorunda değildir. Bu film öyle bir film değil bana göre. İnsanların iyi ve kötü diye ayrıştığı toplumda…devamıNormalde bi film izlediğimizde ya beğeniriz ya da beğenmeyiz. Eleştiririz, sahneleri sorgularız beğenmeyen varsa sebebini sorarız… sonra onun fikrine saygı gösteririz. Çünkü beğenmek zorunda değildir.
Bu film öyle bir film değil bana göre. İnsanların iyi ve kötü diye ayrıştığı toplumda yeni bir kıstas girdi hayatıma. Bu filmi izleyip beğenen bana yeni bakış açıları kazandıran insanlara saygım sonsuz olur. Bu filmi beğenmek her yiğidin harcı değildir. Sabır ister bi kere. Aceleci insanlar bir çırpıda kapatıverir. Bazıları sabreder tamamını izler zaman kaybı der. Anlayışsız ve kör insanlardır bu kişiler. Ot gibi yaşayan hiçbir anlam çabası olmayan insanlardır. Olması gereken film üzerine derin derin düşünmektir. Bir seferde izlenip tamamen anlaşılmaz bu film. Detaylar çoktur, öğrendikçe ufuk genişler. Politik bir filmdir. İnce mesajlar barındırır. Sinematik görsellerle insanlığa ders verir. Bunu iran şartlarında bu şekilde yapar. Politik olduğu kadar, kurgusal gerçekliği barındırır. Yönetmen kendi hayatının bir dönemini taşımıştır filme. En güzeli de film içinde film, hikaye içinde hikaye olması, olayların her seferinde farklı açıdan ele alınmasıdır. Her karakterin gözünde farklı dünyalar görüyoruz filmde. Biri insanlığı kurtarmak istiyor mesela.
Bu karakterimize sevdiği olup olmadığı soruluyor. Verdiği ilk cevap ise “Allah, anam, babam, dostlarım ve insanoğlu” oluyor.
Bir daha soruyor yönetmen:
sevdiğin biri var mı?
-evet.
+seni seviyor mu?
-evet.
+söyledi mi peki?
-hayır.
+nereden biliyorsun?
-her seferinde kitaplarımı geri verirken içine çiçek koyuyor.
+o da insanlığı kurtarmak istiyor mu?
-evet.
+nereden biliyorsun?
-altını çizdiği cümlelerden
+insanlığı kurtarmak istiyorsan nasıl evleneceksin?
-bir elin nesi var iki elin sesi var.
Yine aynı karakterimizin bu sefer sevdiği kızla arasında şu diyalog geçiyor:
-insanlığın babası olmak isterdim sen de annesi olurdun.
+ilginç bir fikir.
-henüz baba olmak istemiyorum. bir sürü öksüz var. insanlık bu durumda baba olmaya uygun değil.
insanlığın annesi olurken kaç insana bakmak zorunda olduğunu biliyor musun?
+çok fazla
-6 milyar çocuk.
+6 milyar çocuk mu, o kadar odamız yok ki.
-onlara bakmak için hepsine ev almak zorunda değilsin.
+sonra ne olacak
-onlar için bir şeyler yapman lazım. desteğini göster. kaç kişi olduklarını bilmeden anneleri olamazsın.
İnsanlığı kurtarmak için silah çalması söylendiğinde ve silahı almak için polisi bıçaklamasını istediklerinde hüngür hüngür ağlıyor karakterimiz.
- Ben onu bıçaklamak istemiyorum. insanlığı kurtarmak için başka bir yol yok mu?
+ Evet var, ekmek ve çiçekle. adalet ve sevgiyle. merhamet ve aşkla...
Peki silah çalmanın provasını yaparken kızın kendine her gün gelip soru sormasıyla başka niyeti olduğunu düşünen polis bu kıza aşık olursa ne olur?
Verdiği dersin yanısıra son sahnesiyle 5 dakika ekrana bakılı kaldığım bu filmi bir defa izlemekle yetinmeyeceğim..