Bu filmi bana tavsiye eden kişi her ne kadar aramızda olmasa da yine de teşekkürü kendime borç bilirim.. “Portakal kokulu film” Filmi film yapan ana karakterimiz Farhad, yıllarca kendisi olarak kalabilmiş bir karakter. “40 yaşında diğerlerinden farklı olmak ilginç. 20…devamıBu filmi bana tavsiye eden kişi her ne kadar aramızda olmasa da yine de teşekkürü kendime borç bilirim..
“Portakal kokulu film”
Filmi film yapan ana karakterimiz Farhad, yıllarca kendisi olarak kalabilmiş bir karakter. “40 yaşında diğerlerinden farklı olmak ilginç. 20 yaşında zaten herkes şairdir.” Farhad karakterinin gerçekten bir sonraki hamlesini asla tahmin edemedim. Bu da yoğun bir seyir zevki verdi. Yıllar önce neler olmuş bilmiyorum fakat 20 yıl sonra artık kendini göstermeye ant içtiği kesin. Zira başının üstünde bile durdu:d
“Bir tek sana anlatabilirim ve dahası bir tek sen anlayabilirsin. Beni bana sen iâde edebilirsin. Lûtfet güzelim.”
Bu karakterin hamuru öyle ince işçilikle yoğrulmuş ki her bir repliğini buraya yazsam zevkle okuruz.
Bunca yıl sıkılmadan üstelik onun evlatlık görevini bile yerine getirerek annesiyle ilgilenerek, onun yediği kahvaltıyı annesine hazırlayarak, onun diyarındaki saate bakarak yaşamak.. Peki ya dönmeseydi.. Evet bu sevgi çok güzel, içimizi sıcacık ediyor ama tüm hayatını ona göre yaşayarak kendine nasıl mutlu olma şansı tanıyabilirsin ki..
“Hayatım boyunca korktum. Kafam dağınıktı ancak senin hakkında değil. Hep seni düşünürdüm, Güli. İsmin beni sakinleştirirdi. Sen “elif” (birinci) idin, ben ise “ye” (sonuncu). Alfabetik olarak bile öyleydi. İbtihac, Gil-i Gül… Yervan, Ferhat… Senin zevklerini biliyordum. Sevdiğin her şeyi bende sevdim. Öğretmen hanımın, kış mevsimin de en çok neyi sevdiğimizi sorduğu günü hatırlıyorum. Deli Humayun cevap verdi, “soğuk süt” Lale dedi ki, “kardan adamın havuç burnu”. Andre, “kar” dedi. Yasemin, “hiçbir şeyini” dedi. Nahid, “soğuk algınlığını” dedi. Ali, “karın sesi” dedi. Ben, “kar sebebiyle okulların tatil olmasını” demiştim. Sen dedin ki, “karlı bir günde, yanan sobanın üstüne konulan portakal kabuğunun kokusu”. Tamamen farklı bir şey söyleyeceğini biliyordum. Sen farklıydın, Güli…“
Farhad bunun üzerine bir gün tüm evin bahçesini su kaplarıyla doldurur ve ona sorarlar: Bunları neden bahçeye diziyorsun?
O da cevaplar: Okulda, bulutların su buharından oluştuğunu öğrenmiştik. Bu şekilde buharlaşma ve bulut olur diye düşündüm. Sonra kar yağacak ve okullar tatil olacaktı. Sonra senin sokağında akşama kadar oynayacaktık.
Bu sahnede gözyaşlarımı tutamadım.. Ya son sahne..
-Affedersin Güli, ben çok yorgunum. Burada biraz dinleneyim.
-Yorgun olduğun belli, uyu “deli adam”.
Farhad, nasıl da yorgun düşer yüreğin de kıvrılır uyuyakalmak istersin yarin ekseninde.. beklemenin yorgunluğu, umut etmenin yorgunluğu.. ihtimallerin heyecanı ve bir bir sönüşü.. yine de duaların bir gün kabul oluşu..
Farhad her zaman benim için main character olarak kalacaksın..
Birde..
İran filmlerinde bırakılan boşlukları seviyorum. Her şeyi anlatma çabasının olmayışı. Bu boşlukları bizim tamamlamamıza izin vermeleri, film esnasında insanı düşünceli bi’ duruma sokuyor. Zihnimde hep ‘neden’ diye sordum. Sonra dedim ki sadece keyfini çıkar. Yağmurun, akordiyonun, portakal kokusunun ve Farhad’ın..
İnce ruhlar bu filmi izlesin, evet sadece ince ruhlar…
Track 4: parrot’s cafe