İlk defa bir dizi izlerken bu kadar sinirlenmiş ve gerilmiş hissediyorum. Bir insanın ne kadar nankör ve bencil olabileceğini tüm çıplaklığıyla görebildim. Hani ‘yok artık ya, bunu da yapmış olamaz, değil mi?’ diye düşürünürken sangyeon çıkıp onu da yapıyor ve…devamıİlk defa bir dizi izlerken bu kadar sinirlenmiş ve gerilmiş hissediyorum. Bir insanın ne kadar nankör ve bencil olabileceğini tüm çıplaklığıyla görebildim. Hani ‘yok artık ya, bunu da yapmış olamaz, değil mi?’ diye düşürünürken sangyeon çıkıp onu da yapıyor ve bunu yaparken ne gocunuyor ne de yüzü kızarıyor. Diziyi izlerken şöyle bir yorum gördüm: İtinayla kızın hayatının her döneminde girip içine etmeyi yaşam gayesi edinmiş. Gerçekten o kadar doğru ki. Ama dizi kötümser duygular dışında birçok duyguyu da en üst seviyede yaşattı. Aşkı, saygıyı, empatiyi, özveriyi ve bir zamanlar dostluğu.
Bu diziye başlarken konusu vs bilmiyordum. sadece go eun’un ne kadar yetenekli ve iyi oyuncu olduğunu bilerek başladım. Kim go eun her zaman ki gibi yeteneğiyle parlıyordu fakat beni dizinin içine çeken şey konusu oldu, 15 bölümü 3 günde bitirdim. (park ji hyun'un da oyunculuğu yadsınamaz. Kadın o kadar başarılı bir şekilde rolünün hakkını yerine getirmiş ki ilk bölümler de kendinden nefret ettirdi jqkskwşw) Beni bu kadar etkileyen başka bir dizi oldu mu hatırlamıyorum, her dakikasında duyguları o kadar yerinde - dozunda veriyor ki kendimi diziyle bütünleşmiş ve uzaktan bir gözlemci değil de tüm bu olayları yaşamış olan benmişim gibi hissettim... Diziyi daha da iyi yapan noktalardan biri de herkesin yaşadıklarını duru bir şekilde gösterilmesi ve onların bakış açısıyla da bakmamızı sağlaması. Herkesi anlamamız için şans tanınması.
Şunu da belirtmek istiyorum, romantik bir dizi izlemeyi bekleyerek açtığım sayfadan çok daha büyük bir cevher bularak çıktım. Kdramalara ön yargıyla yaklaşmaya herkesin sevebileceğini düşünüyorum. Özellikle My Liberation Notes izleyip beğendiyseniz bunu da kesin beğenirsiniz.
Spoi
Sang yeon hakkında hep pozitif düşünmeye çalıştım; abisini kaybetti, annesini kaybetti ve maddi açıdan sıkıntı yaşadı vs. Ama eunjung da yaşadı. Babasız büyüdü ve küçüklüğünden beri fakirdi. Acı karşılaştırmaktan nefret ederim ama Sang yeon'un kendini aklamaya çalışması asabımı bozdu. Herkesin yaşadığı farklı zorluklar var ve bununla bir şekilde başa çıkmaya çalışıyor. Ama bu kız hep suçlayacak biri arıyor. Her zaman kıskanç ve kötü kalpli, hem de çocukluğundan beri. Normalde dizilerde bir süre sonra iyi bir karakter gelişimi görürüz ama bu kız gittikçe kötüleşiyor. Aşırı manipületif ve kendini akıllı sanıyor. Hele ki Eunjung'un eserini çalıp bu şekilde zengin olması da cabası. Ancak Eunjung'un hâlâ Sangyeon'u sevdiği hissediliyordu. "Birini sevmemek kolay, sevmediğin aklına bile gelmez, ama nefret ettiğin aklında yer eder" demişti Eunjung. Ama nefret ettiği kadar seviyor da.
Son bölüme kadar düşüncem hep bu yönde oldu... Hala kötü biri olduğunu düşünüyorum. Ama son bölüm nedense onun bu kadar çaresiz ve güçsüz olduğunu görünce ağladım. Cidden uzun süredir böyle ağlamamıştım, beni kadar etkileyiceceğini hiç düşünmemiştim. Onu böyle görmek her şey daha farklı olabilirdi hissi yarattı. Ne olursa olsun o kadar acı çekmesi ve sonunda öldüğünü görmeyi hiç istemezdim. Özellikle "Yarın güneşin doğuşunu izleyeceğim. Son gün doğumuma veda etmeliyim." dediği sahne çok etkileyiciydi. Sangyeon bu dünyayı terk ettikten sonra bütün olan bitenle Eunjung'un başbaşa kaldığı ve ağırlığın omuzlarına çöktüğünü görmek üzücüydü. 'Ölen mi gider yoksa kalan mı ölür?' onları izlerken aklıma gelen cümle oldu.
#2025