Hani bir söz var ya "Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir." işte bu film tamamen bu sözün vücut bulmuş hali. Zıt karakterdeki iki kadın ama başlarından geçen durum birbirine…devamıHani bir söz var ya "Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir." işte bu film tamamen bu sözün vücut bulmuş hali.
Zıt karakterdeki iki kadın ama başlarından geçen durum birbirine benzer. Tatil için evlerini takas edip bambaşka dünyaya adım attıklarında ikisi de başlarına böyle güzellikler geleceğinden habersizler. Aynı filmde olduğu gibi insanın bir yerden sonra sürekli gördüğü insanlardan, geçtiği yollardan, yaptığı işlerden uzaklaşıp kendisine zaman ayırması gerekiyor. Hayat çevremizdekilerle sınırlı değil. Bakış açımızı değiştirmediğimiz sürece kim bilir bizi ne kadar sevip sayacak, kötü yönlerimizi yüzümüze vurmayacak, bizi biz olduğumuz için sevecek insanlardan; etraftaki güzel onca şeyden mahrum kalıyoruz. Film boyunca en çok bunu düşündüm sanırım.
Ayrıca o kadar sıcak bir film ki sizi bir anda sarıp sarmalıyor. Evin içi, dışarıdaki karlar sizi çok güvende hissettiriyor. Aynı kartpostallardaki gibi. Kendinizi o dünyanın içinde buluyorsunuz. Keşke benim de hayatım böyle bir anda değişse ya da en azından o cesareti bulsam diyorsunuz. Oyunculuklar zaten şahane. Özellikle Amanda oldukça ikonik bir karakter. Karda topuklu ayakkabıyla koşması bu düşüncemi doğrular sanırım. Jude Law da role o kadar yakışmış ki gözümü film boyunca ondan alamadım. Saydığım özelliklerden de anlaşılacağı gibi bu filmi izlemek benim için yılbaşı gelmiş demektir. Mutlaka şans verin. Yüzünüzü gülümseteceğine eminim.
Puanım: 9/10