Nerde görsem, duysam heyecanlanırım. Özellikle bir sahnesinden ötürü bende yeri apayrı olan filmdir. Carl Sagan abimizin (kitaplarını ve kendisini sevdiğimden abi) aynı adı taşıyan kitabından uyarlanan filmin gökyüzü sevdalıları için kült bir eser olduğunu söylemek istiyorum. İnterstellar yokken o vardı!…devamıNerde görsem, duysam heyecanlanırım. Özellikle bir sahnesinden ötürü bende yeri apayrı olan filmdir. Carl Sagan abimizin (kitaplarını ve kendisini sevdiğimden abi) aynı adı taşıyan kitabından uyarlanan filmin gökyüzü sevdalıları için kült bir eser olduğunu söylemek istiyorum. İnterstellar yokken o vardı! Harikadır harika. Dr. Elenor küçük yaşlardan itibaren babasının da desteğiyle gökyüzü meraklısı biri olarak büyüyor ve de bu alanda mesleki bir konuma ulaşıyor. Sürekli olarak bir çağrı cihazından uzaydan gelme ihtimali olan sesleri dinliyorlar. Yani uzayda bizden başka bir yaşamın varlığını araştırıyorlar. Yıllardır buna emek harcadıktan sonra bir gün o sesi duyuyorlar ve hikayenin ikinci periyodu burada başlıyor. Gelen sinyaller bir araç inşa etmeye yönelik ve bu araç Dr. Elenor’u o çok merak ettiği fezaya fırlatıyor. İşte tam o sıralarda mest eden sahneler geliyor: “To describe it. Poetry! They should've sent a poet. So beautiful... beautiful... so beautiful, so beautiful. I had no idea.” Ahhhh! Ahhh! Şu replik gözümün önüne o sahneyi getiriyor! Şu repliği göğe baktıkça hatırlamadan geçemiyorum. Muazzam bir sahne, şiir ve anlam ve de his aktarımıydı. Gökyüzüne hayran biri olarak Carl Sagan’ı ve filmi keşfetmemiş olanların adımlarını hızlandırmaları konusunda ısrarcıyım. Sagan herhangi bir ilahi inanca sahip değil fakat bu film, bu sahne “belki de” dedirtecek kadar şairane. Kitaplarından ilk olarak “Milyarlarca ve Milyarlarca”yı okumanızın güzel bir başlangıç olacağını da tavsiye olarak ekleyeyim. Kendisinin hayat görüşü; bilime, inanaca, ölüme vs bakışı her zaman aynı tarafta olmasak (inanç konusunda özellikle) da bende hoş bir intiba bırakmıştı. Bazı kesimlerin aksine yaratıcının olmadığını kanıtlamak için çırpınmaktan ziyade “neyi bilebileceğimiz” üzerinde durmada. Ondandır yaratıcıyı tam olarak reddedemeyişinden doğan tadı bana kendisini samimi hissettirdi. Kıymetli bir isimdir nazarımda. Filmde babayla kızın diyalogları keza aralarda olan farklı şahıslarla diyaloglar da dinlenesi. Heyecan uyandırıyor. Göğe vurgunsanız zaten bu sizin filminiz, detaya gerek bile yok. İyi seyirler ve bana da mutlu, huzurlu okumalar. Filmi defalarca izlememe rağmen kitabı pek yakında ilk kez okuyacağım. Bu arada bir not daha ekleyeyim: Her yıl Tübitak Türkiye’nin belirli kayak merkezi olan bölgelerinden birini seçerek Gökyüzü Gözlem Etkinliği yapmakta. Biletler hariç tamamen ücretsiz ve çok donanımlı. Bireysel veya ailece katılım sağlanabiliyor. Kura ile kişiler seçiliyor ve üç gün gök ve gökyüzü takipçileri ile kamp yapıyorsunuz. Bunu da deneyebilir, kendinize güzel bir hatıra bırakabilirsiniz.