Döneminde yeni eğilim göstermiş klasik korku eserlerini yeni bir tarzla, büyük bütçelerle revize edelimciliğin (Mummy, Mary Shelley's Frankenstein, adını unuttuğum bazı kurt adam filmleri) büyük devlerindendir. Yönetmeniyle, başrolleriyle ve efektleriyle en önemlisi kitaba sadık kalmasıyla öne çıkan, bilinen bir film.…devamı Döneminde yeni eğilim göstermiş klasik korku eserlerini yeni bir tarzla, büyük bütçelerle revize edelimciliğin (Mummy, Mary Shelley's Frankenstein, adını unuttuğum bazı kurt adam filmleri) büyük devlerindendir. Yönetmeniyle, başrolleriyle ve efektleriyle en önemlisi kitaba sadık kalmasıyla öne çıkan, bilinen bir film. Keanu Reeves, Winona Ryder, Gary Oldman ve nicelerinin başrolde olduğu hatta Coppola'nın da yöneteceği kadar da bütçeli. Belki de Coppola'nın son çektiği nadir ortalama üstü filmlerinden diyebiliriz. Ona rağmen benim gözümde fazla eksiği var.
Öncelikle filmin artılarından başlarsak pacing ve efektler gayet başarılı ve göz alıcı. Possessed olmuş Lucy veya flashbackvari savaş sahneleri çok emek harcanmış gözüküyordu (Özellikle tımarhane kısımı). Gary Oldman'ın kendi yeteneği de olabilir ancak Drakula'nın Vampirden normal insana dönüşümü de gayet etkileyiciydi. Ve bence herkesin filme bu kadar bayılma nedeni (Gary Oldman'ın yakışıklılığı dışında) eşine az rastlanacak kalitede iyi set dizayn(lar)ı. Filmin başlangıç sahnesinde ki tarihi sahneleri, Viktoryen dönem İngilteresi'nin farklı açılardan sunuluşu ve Drakula'nın muhteşem şatosu. Hepsi çok usta ellerden çıkmışa benziyor çünkü döneminin korku filmlerinde bırak bütçeyi böyle vizyon dahi yok.
Lakin bütün bunlara rağmen en iyi Vampir temalı film olmayı başaramıyor. Gereğinddn fazla uzatılmış senaryo yazımı, çok fazla karakter oluşunun kafa karıştırıcılığı, bence iyi gözüken ama içi boş bir Drakula tasarımı ve beklentimi yüksek tutarak görmek istediğim Van Helsing karakterinin film içinde sönük kalışı. Bunlar sadece belirli başlıklar daha da sayabilirim. Drakula karalterinden başlar isek en marjinal Drakula tasvirlerinden biri gibi gözüküyor. Ne simsiyah Avrupai kasıntıları olan bir adam ne de tabuttan çıkmış bir hilkat garibesi. Hepsinden daha eşcinselce (affedersiniz bu terimi kullandığım için) ama aynı zamanda sehevi, daha vahşice ve daha da kana susamış. Bu anlattıklarım hoşunuza gidiyor olabilir - ki bu Drakula'yı en çok sevilen Drakula'lalardan biri yapıyor galiba- ancak benim hiç mi hiç hoşuma gitmedi. Sadece kitaba uyumlu kalmamasından da değil, hareketleri replikleri çok itici bir hava katıyor. Ayrıca Romanya'nın Transilvanyasında yaşayan alelade bir Kont için moda anlayışı fazla ikonik. Bulduğu her fırsatta libidosunu tatmin etmeye yer arıyor üzerine aradan 400 sene geçmiş eski karısını geri almak için yapmadık fitne bırakmıyor. Bütün bunları bırakalım Keanu Reeves'in karakteri Jonathan Harker yine bu filmde de sönük kalmış gibi. Renfield olmasından sonra da pek bir işlevi yok. Zaten filmin ikinci yarısından sonrada ana karakter odakları ve ilişkileri baş döndürücü bir hızla değişiyor.
Cinselliği neredeyse filmin ana temalarından biri yapmasına o kadar karşı değildim açıkçası. Sonuçta kitapta döneminin bastırılmış Cinselliğin dışa vurumu naratifi çokça kullanılmıştı. Ama bu filmde direkt seks sahnesi çekerek anlamlı bir naratif olacağını düşünmüşler. Ne mutlu anlayana, anladığını düşünene diyelim. Onun dışında Anthony Hopkins'in klasik Van Helsing karakteri beklentilerimin çok altında çıktı. Kitapta gayet entellektüel hatta filozofvari sunulurken burada ekran süresinin azlığından, Deus Ex Machina'lığından veya aksiyonluksuzluktan da olabilir, bana yavan hissettirdi. Hopkins'i çok sevmeme rağmen oyunuculuğunu ortalama buldum.
Gelelim beni en çok hayal kırıklığına uğratan (ve umursanmayacak derece kadar gereksiz ama beni içten çokça irite etmişti) rezalet Drakula kostüm tasarımı. Batman vs. Robins, Steel hatta 3 Dev Adam dahil -ciddiyim- gördüğüm en aptalca, en çirkin hilkat garibesinden beter berbat, kostüm demeye milyon şahit çöp tenekesinden ibaret "Drakula'nın Zırhı". Filmde neredeyse toplamda 5 dakikadan az gözükmesine rağmen bir filmi saniyesinde gözümden düşürmesine sebep olan nadir unsurlardan biriydi. Hiçbir ek açıklama yapmıyorum. Gidin kendiniz bakın ve kendiniz karar verin. Sonra da bu serzenişimi boşa yazıp yazmadığımı anlayın.
Herşeyi kenara bırakırsak efektleriyle en azından ansambl oyuncu kadrosuyla izlemeye değer ancak benim gibi eser bağlamında hassas iseniz - nereden baktığınıza göre değişir- favori Drakula filmlerinizden biri olamaz. Coppola'nın nadir iyi son işlerinden olması bile izlemek için bahane olabilir.